Gönderen: İdamlık, adres: Ana kucağı gecikme: İnsanlık dışı

Gönderen: İdamlık, adres: Ana kucağı gecikme: İnsanlık dışı
Gönderen: İdamlık, adres: Ana kucağı gecikme: İnsanlık dışı

Dün 78?liler Derneği?nde Ramazan Yukarıgöz?ün (en solda) mektubu annesine teslim edildi. Anne Yukarıgöz ağlarken ?Babası bu mektubu göremeden öldü. Ama ben inat ettiğim darbeciler yargılanana kadar ölmeyeceğim? dedi. FOTOĞRAF: CEM ÖZDEL / AA

12 Eylül darbesinden sonra idam edilen Ramazan Yukarıgöz'ün annesine yazdığı ve 26 yıl sakıncalı bulunarak el konulan mektup sonunda adresine ulaştı. Anne Yukarıgöz'ün göğsüne bastığı sakıncalı mektubun imzası: Seni canından çok seven oğlun
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

ANKARA -  12 Eylül askeri darbesinden, sonra idam cezasına çarptırılan Ramazan Yukarıgöz’ün idamından 10 dakika önce yazdığı mektup, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 26 yıl sonra ailesine verildi. Oğlunun mektubunu 26 yıl sonra alan anne Aysel Yukarıgöz, darbecilerin yargılanmasını isteyerek “Babası bu mektubu göremeden öldü. İnat ettim ölmeyeceğim, onların yargılanmasını görmek istiyorum” dedi.
Gölcük Donanma Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde ‘üçüncü yol’davasında yargılanan Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Ramazan Yukarıgöz ve Erdoğan Yazgan, 20 Nisan 1981 günü yapılan duruşmada idam cezasına çarptırıldı. Dört genç 29 Ocak 1983 tarihinde idam edildi. Gençlerin idamlarından 10 dakika önce ailelerine yazdıkları mektuplar ‘sakıncalı’ bulunarak ulaştırılmadı. Ankara 78’liler Derneği’nin aileler adına ısrarla mektupları talep etmesi üzerine Genelkurmay Başkanlığı önce Teğmen Ömer Yazgan’ın ailesine yazdığı mektubu verdi. 

Mektubu 26 sene bekledim
Ömer Yazgan’ın mektubunun verilmesi üzerine Anne Aysel Yukarıgöz de oğlunun son mektubunu alabilmek için harekete geçti ve 10 Ekim 2008 günü Genelkurmay Başkanlığı’na başvurdu.  Genelkurmay Başkanlığı, söz konusu mektubu kendilerine verebilmeleri için Aysel Yukarıgöz’ün, Ramazan Yukarıgöz ile akrabalık bağını ispatlamasını istedi. Aysel Yukarıgöz akrabalık bağını ispatlayan belgeyi vukuatlı nüfus cüzdanı örneğini sunmasının ardından Genelkurmay Başkanlığı 11 Mart 2009 günü talep edilen mektupları, Ramazan Yukarıgöz’ün ‘idam cezasının gerekçeli kararı’ ile ‘dava dosyasını’  kendisine ulaştırdı.
Oğlunun son mektubunu 26 yıl sonra alan Anne Yukarıgöz, gözyaşlarını tutamadı. Yukarıgöz, duygularını şöyle anlattı: “Bu mektubu alabilmek için 26 sene bekledim, gözyaşı döktüm. Babası bu mektubu göremeden öldü. Ama ben inat ettim, ‘onların yargılamalarını görmeden ölmeyeceğim’ diye inat ettim. Yavrum onurlu geldi onurlu bir şekilde gitti. İtirafçı olmadı, kimseyi ele vermedi. Bu mektubu neden 26 yıl beklediler” diye konuştu.
Yukarıgöz, 12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren’in yargılanmadan ölmesini istemediğini de sözlerine ekledi. İdam edilen dört gençle aynı cezaevinde bulunan Rahmi Yıldırım, gençlerin her gece idam anını uyanık halde beklediklerini anlatarak “İdam edilecekleri gün voleybol oynamışlardı. Yorgun düşmüşlerdi ve uyumaya çekilmişlerdi. Kapı açıldıktan sonra arkadaşlarımız hemen durumu anlıyorlar, sukunetle karşılıyorlar. Üzerlerindeki paraları dağıtıyorlar. Ardından infazın yapılacağı, İzmit Kapalı Cezaevine doğru yola çıkıyorlar” diye konuştu.
78’liler Derneği Başkanı Ruşen Sümbüloğlu, dört gencin mektubuna ulaşmak için büyük çaba harcadıklarını söyledi. Sümbüloğlu, o gün idam edilen gençler arasında yer alan Mehmet Kanbur’un mektubuna da ulaştıklarını belirterek “Mektubu başka bir yoldan aldık. Ama aslını Genelkurmay Başkanlığı’ndan talep ettik. Yakında verileceğini inanıyorum” diye konuştu.
Ramazan Yukarıgöz,  ‘Değerli Anneme’ başlığıyla kaleme aldığı mektubunda annesine şöyle seslenmiş:
“Değerli anama, beni, cezaevinde dışarıda ve her zaman her yerde yanımda olarak hiçbir zaman yalnız bırakmadın sana olan borcum asla ödenmez. Burada şereflice yaşayıp şereflice ölerek sana olan borcumun bir kısmını ödemek istiyorum. Seni her zaman canından çok seven oğlun.”

‘Sizi çok seviyorum’
Yukarıgöz’ün ‘Değerli Aileme’ başlıklı mektubu ise şöyle: “Annem, babam ve kardeşlerime, sizleri ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. Sizler için çok şey yapmak istedim ve her zaman da isterim. Ancak bulunduğumuz ülkenin koşulları ve sömürü mekanizması sizlere karşı ve genelde halkıma karşı, tüm emekçi ve ezilenlere karşı uyguladığı baskı, zulüm ve sömürüyü yenmeden onlara karşı savaşmadan bunları, yani sizlere yapmak istediğim şeyleri yerine getirmem imkânı yoktu. Faşizme ve emperyalizme karşı halkın yanında yer almak gerekirdi. Ben de bunu yaparak halkın mücadelesine en ön saflarda katılmaya çalışarak sizlere ve halkıma olan görevlerimi her zaman elimden geldiğince yerine getirmeye çalıştım. Son görevimi yerine getiriyorum. Benim için üzülmenizi ve gözyaşı dökmenizi istemem. Devrimci olarak yaşadım devrimci olarak ölüyorum.”