Göngören duruşmasında gergin anlar yaşandı

Göngören duruşmasında gergin anlar yaşandı
Göngören duruşmasında gergin anlar yaşandı
Güngören'de 27 Temmuz 2008'de biri hamile 17 kişinin ölümü ile sonuçlanan patlamaya ilişkin davanın ikinci duruşmasında gergin anlar yaşandı.Araçlar çıkarken ölenlerin yakınları, sanıkları taşıyan ring araçlarını tekmeleyerek, taş ve pet şişe attı.




Bombalı saldırıda hayatlarını kaybedenlerin fotoğrafları ile duruşma salonuna gelen yakınları, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istediler. Kızını doğum gününde toprağa verdiğini belirten Melike Çelik, “Bu gün de benim doğum günüm. Buraya suçluları görmeye geldim” dedi. Saldırıda hayatını kaybeden 14 yaşındaki Furkan Şentürk'ün babası Mustafa Şentürk de oğlunun fotoğrafını mahkeme heyetine göstererek, “Kuleli Askeri Lisesi'ni kazanmıştı” diye konuştu.
Sanık avukatları da olayın gerçek faillerinin bulunmadığını belirterek, “Acılarını bütün kalbimizle paylaşıyoruz ve bu karanlık olayın arkasındaki gerçek faillerin yakalanmasını istiyoruz” dedi.
İstanbul 12'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 8 tutuklu sanık ile olayda yakınlarını kaybeden ve yaralanan 22 kişi katıldı.

DOĞUM GÜNÜMDE SUÇLULARI GÖRMEYE GELDİM
Bombalı saldırıda 3 yaşındaki kızı Nur Aleyna Çelik'i kaybettiğini belirten ve sanıklardan şikayetçi olan Melike Çelik, “Devlete, adalete güveniyorum. Kızımı doğum gününde toprağa verdim. Bugün de benim doğum günüm. Doğum günüm de buradaki suçluları görmeye geldim” dedi.

ONLARI BİR KAŞIK SUDA BOĞACAĞIM
Patlamada ailesi ile birlikte yaralanan Aysel Hazarlı kendisinin yanısıra oğlu, gelini ve kızının yaralandığını belirterek sanıklardan şikayetçi olduklarını söyledi. Kendisinin başından, kızı Buse Hazarlı'nın ayağından yaralandığını ve bastonla okula gittiğini ifade eden Aysel Hazarlı, “Bunların canları çıksın. Memurum ama nerede memur olduğumu söylemeyeceğim. Onların elleri ayakları her şeyleri kırılsın. Allah belalarını versin. Onları bir kaşık suda boğacağım, ölüleri gelir inşallah. Bize de küfür ediyorlarmış. Ağzın kopsun. Askerimiz, polisimiz sağ olsun bir tane çakmış” diye bağırarak sanıklara tükürdü.

MAHKEME İNTİKAM YERİ DEĞİL
Bunun üzerine mahkemeye başkanlık yapan Mehmet Karababa “Burada bağırıp, çağırmayın. Mahkemeye hakaret sayarız. Burası intikam yeri değil. Devlet yargılama yapar, adalet dağıtır” dedi. Aysel Hazal konuşurken bombalı saldırı sırasında hayatını kaybedenlerin yakınları ellerindeki fotoğrafları sanık avukatlarının bulunduğu bölüme doğru kaldırdı. Sanık avukatlarının da Aysel Hazal'ın sözlerine tepki göstermesi üzerine Aysel Hazal, “Avukat bey siz neyi, kimi savunuyorsunuz” diye sordu.
Patlamada oğlunu kaybeden Perihan Ağca'nın avukatı Mustafa Arıboğan ise olayın arkasındaki gerçek kişilerin de yargılamaya dahil edilmesini istediklerini belirterek, “Görgü tanığımız var ancak bu tanığın gizli mi açık tanık mı olarak dinlenmesi gerektiğine dair beyanlarımızı daha sonra bildireceğiz” dedi.

3 AY ÖNCE TEKNİK TAKİP YAPMAYA BAŞLAMIŞLAR
Sanıklardan Hüseyin Türeli ve Cihan Aydın'ın avukatı Ercan Kanar, davanın müdahil, savunma ve yargı organları açısından zor bir dava olduğunu ifade ederek, olayın vehameti nedeniyle kamuoyunun infial halinde, müdahil tarafında acılar içinde olduğunu söyledi.
Emniyet tarafından 21 Nisan 200'de teknik takip yapılamaya başlandığını ifade eden Kanar, “Aylardır teknik takip var. Olay 27 Temmuz 2008'de meydana geliyor. Gizli tanık 12 Mayıs 2008'de sanıkların bazılarını teşhis etmiş. 21 Nisan 2008'den 27 Temmuz 2008'e kadar geçen sürede emniyet ne yapmıştır, toplumda infial var, diye sanık üretmiştir. O zaman emniyet gizli tanık beyanlarına inanmamış, daha sonra olay gerçekleşince de gerçek faili bulamayınca kamuoyunda, ‘infial var’ diye, ‘sanık bulmak lazım’ diye kurgu yapmıştır. Gizli tanığı iddianameyi hazırlayan savcı da dinlememiştir” diye konuştu.

MAĞDURLARIN ACILARINI PAYLAŞIYORUZ
Sanık Şerafettin Kara'nın avukatı Cesim Yalçın, “Biz de olayın gerçek faillerinin ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Gerçek faillerin yakalanmadığı kanaatindeyiz. Mağdurların acılarını paylaşıyorum. Tepkilerini de normal görüyorum. Ancak kişi sadece kesin hükümle suçlu kabul edilebilir. Biz savunma avukatları olarak baskı altındayız. Bize karşı bir linç kampanyası başlatılmıştır” dedi.
Sanık Aydın Ağlar'ın avukatı Eren Keskin ise “Neden bu coğrafyada onbinlerce faili meçhul var? Neden Danıştay saldırısı davası, Ergenekon davasına eklenmiştir? Bu coğrafyada çok acı çeken insanlar var. Neden bunları savunuyorsunuz, diye bize saldırıyorlar. Bizim müvekkillerimiz burada bombayı koymaktan yargılanmıyorlar” dedi.
Mahkeme heyeti olaydan zarar gören 12 kişinin daha müdahillik talebini kabul ederek , zarar gören diğer müştekilerin dinlenmesi ve dosya eksikliklerinin giderilmesi için duruşmayı erteledi. Yaşanan gerginlik nedeniyle sanık avukatları hakim ve savcılar tarafından kullanılan protokol kapısından çıktılar.

RİNG ARAÇLARINA SALDIRDILAR

Bombalı saldırıda yakınlarını kaybeden ve yaralananlar, "Onları buradan çıkartmayacağız diyerek" adliyenin her iki çıkışını da beklemeye başladı.. Sanıkları cezaevine götürecek olan iki ring aracı güvenlik nedeniyle sanıkları oradan çıkartmak için hakim ve savcılar tarafından kullanılan protokol kapısına gitti. Burada kalabalık artınca araçlar tekrar arka kapıya geldi. Bu sırada grup, saldırıda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının bulunduğu" 27 Temmuz Güngören şehitleri" yazılı pankartla yola araç giriş çıkışını kapattı. Çevik kuvvet, araçların geçebilmesi için gruba müdahale etti. Araçlar çıkarken ölenlerin yakınları, sanıkları taşıyan ring araçlarını tekmeleyerek, taş ve pet şişe attı. "Bunları koruduğunuz kadar bizim çocuklarımız da korunsaydı. Şimdi burada adalet arıyor olmazdık" diye bağırdılar. Araçların gitmesinden sonra topluluk, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" diye sloganları attı.