'Gözaltına alınan asker yok'

İşadamı Üzeyir Garih'in Eyüp Sultan Mezarlığı'nda öldürülmesine ilişkin polisin elinde 'gözaltına alınan asker olmadığı' ancak üç astsubay ile dört erin Merkez Komutanlığı'nda ifadelerine başvurulduğu belirtildi.

İşadamı Üzeyir Garih'in Eyüp Sultan Mezarlığı'nda öldürülmesine ilişkin polisin elinde 'gözaltına alınan asker olmadığı' ancak üç astsubay ile dört erin Merkez Komutanlığı'nda ifadelerine başvurulduğu belirtildi. Üzeyir Garih'in olaydan sonra kaybolan cep telefonunun ele geçirildiği ve olayla ilgili 'Çok ciddi bir şüpheli' olarak aranan firari erin yakalanmaya çalışıldığı bildirdi. Garih'in katil zanlısının yakalanması için yürütülen çalışmalarda şu gelişmeler yaşandı: Hasdal'daki bir askeri kışlada 1981/1 tertip olarak silah altında bulunan 1975 Kayseri doğumlu er Yener Yermez,
işadamı Üzeyir Garih'in öldürüldüğü gün, güvenlik gerekçesiyle sivil kıyafetle çarşı iznine çıkıyor. Daha önceki çarşı izinlerinde olduğu gibi Eyüp civarında
dolaştığı sanılan Yermez, saat 17.15'te kışlasına geri dönmek üzere nizamiyeye
geliyor. Nizamiyede görevli olan astsubay, üst aramasını yaptığı Yermez'in üzerinde bir cep telefonu ele geçiriyor ve bunun kışlaya sokulmasının yasak olduğunu belirterek telefonu alıkoyuyor. Astsubay, bir süre sonra bu telefona, borcundan dolayı aramaya kapalı olan, ancak dışarıdan aranabilen kendi sim kartını yerleştirerek kullanmak istiyor. Astsubay, telefon bu durumdayken
dışarıdan arayan Tolga isimli astsubay arkadaşıyla bir görüşme gerçekleştiriyor. Bu görüşmeler, Garih'e ait Ericsson T28 marka cep telefonunun sinyalini takip eden polislerce tespit ediliyor. Pazartesi gününe
kadar Garih'e ait cep telefonunu kullanmayı sürdüren Astsubay'ın sim kartı, borcun ödenmemesinden dolayı dış aramaya da kapatılıyor. Aynı gün saat 15.30 sıralarında da telefondan alınan sinyal kesiliyor. Aynı gün Astsubay'a gelen er Yener Yermez, izine çıkacağını belirterek telefonu istiyor. Bunun üzerine astsubayın verdiği telefonu alan Yermez, sözkonusu telefonu 20 milyon lira karşılığında kantinci bir arkadaşına satıyor. Teknik takip yöntemiyle telefonun kullanımlarını tek tek belirleyen polis, bu çalışmadan elde ettiği bilgilerle Merkez Komutanlığı'na giderek, askeri yetkililerle durum değerlendirmesi yapıyor. Bu komutanlığa çağırılan üç astsubay ve dört erin de tek tek ifadesine başvuruluyor. İfadesi alınan Astsubay, telefonu Yener
Yermez'den aldığını doğrulayarak, "Bu telefon bendeydi ancak, iade ettim" şeklinde ifade veriyor. Bu tespitlerden sonra askeri yetkililerle birlikte gece saat 01.30 sıralarında Hasdal Kışlası'na giden polis, nöbetçi subaydan o ana kadar 'Nevşehirli Yener' olarak tanıdıkları Yermez'in kendilerine getirilmesini istiyor. Koğuşa giden ve Kayseri doğumlu Yener Yermez'e "Senden başka Yener var mı" diye soran nöbetçi subay, "Var" cevabıyla karşılaşınca her ikisinin de giyinerek nizamiyeye gelmesini istiyor. Polis ve askeri
yetkililerin nizamiyede beklediği sırada da Yermez, üzerindeki firar ediyor.