@ismailsaymaz

Gözaltında kayıp davasına sürgün

Gözaltında kayıp davasına sürgün
Gözaltında kayıp davasına sürgün
Silopi'de 20 yıl önce jandarma tarafından gözaltına alınıp kaybedilen altı köylüyle ilgili davada mahkeme, 5 Kasım'da görülecek ilk duruşma öncesi, valiliğin görüşü üzerine yargılamanın bir başka şehre nakli için dosyayı Adalet Bakanlığı'na gönderdi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

 

Mahkeme ayrıca, “birden fazla kişiyi öldürmek” ile suçladığı altı askerin, Şırnak dışında ikamet etmelerini gerekçe göstererek, bulundukları şehirde Sesli ve Görüntülü Bilgi Sistemi (SEGBİS) üzerinden ifade vermesini kararlaştırdı. Oysa yasada, ancak “alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren” suçlar dışında, bu uygulamanın yapılabileceğini emrediyor. Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi iki karara itiraz etti.
Dönemin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar’la beş asker hakkında ‘birden ziyade kimseyi öldürmek’ suçlamasıyla açılan davanın iddianamesi, Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. İlk duruşma için 5 Kasım’a gün veren mahkeme, savcılığın aykırı görüşüne rağmen, valiliğin “ güvenlik sorunu oluşturacağı” yönündeki yazısına istinaden dosyayı, davanın bir başka şehre nakli için Adalet Bakanlığı’na yolladı. Bu arada mahkeme, altı sanığı duruşma salonunda değil, bulundukları şehirden SEGBİS üzerinden dinlemeyi kararlaştırdı.

SANIKLAR KOLLANIYOR MU?
Mağdurların avukatlığını üstlenen Tahir Elçi, mahkemeye sunduğu dilekçede, SEGBİS’le ifadelerin alınmasının hukuka ve imza konan evrensel sözleşmelere aykırı olduğunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 196/2. maddesi göre “alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar” dışta kalmak kaydıyla bu yola başvurulabileceğini vurguladı. Elçi davanın nakline de itiraz ederek, “Hiçbir haklı neden olmadan yargılamanın binlerce kilometre öteye, adeta sanıkların rahatı gözetilerek nakli hukuka ve adalete aykırı olacağı gibi, böyle bir karar sanıkları kollama amaçlı olacaktır” dedi. Daha önce de Musa Çitil Davası Çorum’a, Uğur Kaymaz ve Şerzan Kurt davaları Eskişehir’e nakledilmişti. Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz Davası’nın nakli için dosya Adalet Bakanlığı’na başvurulmuştu.

DURUŞMA 5 KASIM'DA

İddianameye göre; 13 Haziran 1993’te Silopi Görümlü köyünde konuşlanan Tekirdağ 3. Zırhlı Tugay 2. Tabur Komutanlığı’na PKK saldırdı, altı asker şehit oldu. Saldırıdan sonra Görümlü’yü basan jandarma, Keldani kökenli baba oğul Hamdo ve Hükmet Şimşek ile köy imamı İbrahim Akıl, Mehmet Salih Demirhan, Derecik’ten Şemdin Cülaz, Koyunören’den Ömer Kurtay’ın da aralarında olduğu 13 köylüyü gözaltına aldı. Yedisi bırakılırken, altısından bir daha haber alınamadı. Avukat Tahir Elçi’nin çabalarıyla yıllar sonra dosyayı raftan indiren Silopi Başsavcılığı, o günlerde görevli askerlerin ifadesini aldı. Askerlerden Yusuf Özdemir, dönemin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar, “Bu şerefsizleri öldürün” talimatı üzerine köylüleri alana çıkardıklarını, içlerinin birinin boynunda haç bulunduğunu, haçı köyün imamına taktıklarını, altısının dizlerine G-3 silahlarıyla ateş edildiğini, Land araçlara kafaları yere gelecek şekilde ayaklarından bağlandığını ve 15 dakika dolaştırıldığını, akabinde birçok asker tarafından tarandıklarını ve ölülerin taburdaki garajın arka tarafında bulunan kuyulara doğru götürüldüğünü söyledi. Remzi Büdüş ‘6-7 köylünün kurşuna dizildiklerini arkadaşlarından duyduğunu, taburun meydanında cesetleri gördüğünü, sivil bir kamyonun cesetleri bilmediği bir yere götürdüğünü’ anlattı. Silopi Savcılığı, cesetler bulunamamış olsa da altı köylünün öldürüldükten sonra kaybedildikleri sonucuna vararak, dönemin 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Mete Sayar ile beş asker hakkında eski TCK’ya göre ‘birden ziyade kimseyi öldürmek’ten dava açtı. İlk duruşma, 5 Kasım’da görülecek.