@ismailsaymaz

Gözaltında kayıplar için geri sayım: Zamanaşımına mı girecek?

Gözaltında kayıplar için geri sayım: Zamanaşımına mı girecek?
Gözaltında kayıplar için geri sayım: Zamanaşımına mı girecek?
'Cumartesi Anneleri'nin çıkışının sembol isimleri Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç davasında zamanaşımına günler kaldı.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Türkiye ’de gözaltında kayıplara karşı mücadelenin ve Cumartesi Anneleri’nin çıkışının sembol isimlerinden olan Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un soruşturma dosyaları bu ay ve gelecek ay 20 yıllık zamanaşımına giriyor. “Cezasızlığa Son, Adalet İstiyoruz” adlı bir kampanya başlatan İnsan Hakları Derneği (İHD), insanlığa karşı suçlarda zamanaşımının kaldırılması ve Türk Ceza Kanunu’nda kaybetmelerine ilişkin bir düzenleme yapılması için yasa taslağı hazırladı. Taslağı TBMM’deki partilere sunacak olan İHD’liler, Kayıplar Sözleşmesi’nin Türkiye devleti tarafından imzalanmasını da gündemde tutacak.

İstanbul Gazi Mahallesi’nde 1995’te polisin halka ateş açması sonucu 17 kişi ölmüş; burada düzenlenen tepki eylemlerine katılan Hasan Ocak, aynı yıl 21 Mart’ta gözaltına alınarak, kaybedilmişti. Ocak’ın cesedi Beykoz’daki Kimsesizler Mezarlığı’nda ortaya çıkmıştı. Ocak’ın ailesi, oğullarını ararken, tesadüf eseri Rıdvan Karakoç’un da cesedini bulmuştu. İşte bu mücadele, 27 Mayıs 1995’te Galatasaray Meydanı’nda, “Failler belli, kurbanlar nerede?” sloganıyla bir araya gelen annelerin ve kayıp yakınlarının birlikteliğine evrilmişti. O tarihten sonra da ‘Cumartesi Anneleri’ hareketi doğmuştu.

Geçen 20 yılda Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’ün kaçırılarak öldürülmelerine ilişkin soruşturma dosyasında hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Yasalara göre, Karakoç açısından 15 Şubat’ta, Ocak açısından da 21 Şubat’ta zamanaşımı süresi doluyor. Dolayısıyla, başta bu iki dava olmak üzere, 1995 yılı ve öncesinde bilhassa Kürt illerinde meydana gelen kaybetme vakalarına ilişkin tüm dosyaların zamanaşımı nedeniyle kapanması bekleniyor.

‘HÜKÜMET DE YARGI DA ADIM ATMIYOR’

Hasan Ocak’ın ağabeyi Hüseyin Ocak, bu dosyaların zamana yayılarak kapatılmak istendiğini belirterek, “Bir dönem bu cinayetler işlendi. Bu iktidar döneminde görülüyor ki davaları kapatacaklar” diyor. Kardeşinin kaybedilmesine ilişkin Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nda halen devam eden dosyada, Ergenekon Davası kapsamında ortaya çıkan gizli tanıkların bile dinlenmediğini vurgulayan Ocak şunları söylüyor, “Savcılığa bildirdiğimiz görgü tanıkları var, Hasan’ın nasıl öldürüldüğüne dair. Ama savcılık bir tek tanık ya da sanığın ifadesini almadı. Bir gizli tanığın ifadesiyle yüzlerce insanı içeride tutabiliyorlar oysa. Ama bu davada üç gizli tanık olmasına rağmen bir sefer dinlemediler. Muhtemelen bizim dosyamızı zamanaşımından kapatacaklar.” 


'NEYSE Kİ BİZİM ÇİÇEK KOYACAK BİR MEZARIMIZ VAR AMA...'

Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise yirmi yıldır eylem yaptıklarını belirterek, “Kayıpların insanlık suçu olduğunu anlatmaya çalışıyor, sorumluların tespitini ve yargılanmasını istiyoruz. Katil veya katillerin cezasını çekmesi gerekiyor. Hükümet bir adım atmaz ve zamanaşımı kavramını ortadan kaldırmazsa davalarımız düşecek. Sadece bizimki değil, 1995 yılına kadar binlerle ifade edilen faili meçhul ve kayıp var. Neyse ki bizim çiçek koyabilecek mezarımız var. Binlerce aile bundan da mahrum. Kayıplarının ne olduğunu bilmiyorlar. Bir parça kemik diye feryat ediyorlar” diyor. 

İHD'den kampanya: Cezasızlığa son

Ocak, Karakoç ve 1995’ten önceki kayıplarda zamanaşımı ihtimalinin belirmesi, İHD’yi de harekete geçirdi. İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan’ın verdiği bilgiye göre bugünden itibaren mayıs ayının sonuna kadar sürecek olan “Cezasızlığa Son, Adalet İstiyoruz” adlı bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında, zaman aşımı uygulamasının kaldırılması ve TCK’ya kaybetmelerle ilgili bir düzenleme eklenmesi için bir yasa taslağı hazırlandı. Bu taslağı TBMM’de grubu bulunan partilere sunacak olan İHD, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi’ni imzalaması için de çaba sarf edecek. İHD’li Arcan, “Asıl sorun, etkin soruşturma yapılmamasıdır. Dosyların yüzde 90’ı soruşturma aşamasında kapatılıyor. Raflara atılıp zamanaşımı bekleniyor. Etkin soruşturma yapılabilseydi zamanaşımı devreye girmeyecekti” diyor.






Hasan Ocak kimdir?

İstanbul Gazi Mahallesi’nde 1995’te polisin halka ateş açması sonucu 17 kişi öldü. Hasan Ocak, bu ölümlere karşı tepkiye öncülük eden isimlerdendi. Polisler tarafından yasadışı Marksist Leninist Komünist Partisi (MLKP) üyesi olmakla suçlanan 30 yaşındaki Ocak, 21 Mart 1995’te İstanbul Aksaray’da gözaltına alındı. Aynı günlerde İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında bulunan üç tanık, Ocak’ın da burada bulunduğunu söylediği halde Emniyet, “Biz almadık!” diye yanıt veriyordu. Oğullarını arayan Ocak ailesi, hangi kapıyı çaldıysa eli boş döndü. Anne Emine Ocak, oğlunun izini sürdüğü için dövüldü ve gözaltına alındı. Fakat devletin bütün engellemelerine rağmen arayışlar sonuç verdi. Ocak’ın Beykoz’daki kimsesizler mezarlığına gömüldüğü bilgisinin ulaşması üzerine ailesi, kamuoyunu da seferber ederek, aramalara başladı. Ve nihayet ailesi, 15 Mayıs 1995’te Adli Tıp Kurumu kayıtlarından oğullarının cesedini teşhis etti. Ocak’ın gözaltına alındıktan beş gün sonra, 26 Mart 1995’te Beykoz’da işkence edilerek öldürülmüş halde bulunduğu, “kimliği tespit edilemediği” için kimsesizler mezarlığına gömüldüğü anlaşıldı. Oysa Ocak’ın önceki yıllarda Emniyet’te kaydı ve parmak izi bulunuyordu. Buna rağmen, ölümünden sonra alınan parmak izlerinin kime ait olduğu bilgisi savcılıktan saklanmış ve kimliği gizlenerek, kimsesizler mezarlığına defnedilmişti.
O günden beri birçok suç duyurusuna rağmen Ocak’ın ölümü aydınlatılamadı ve failler tespit edilemedi. Fatih Savcılığı, şüpheli polisler de dahil olmak üzere, olayın soruşturulması ile ilgili görevlerini ihmal eden kamu görevlileri hakkında takipsizlik kararı verdi. Beykoz Savcılığı ise halen soruşturmasına devam ediyor. Bu arada AİHM, 15 Temmuz 2004’te Türkiye’yi “yaşam hakkı ihlali ve eksik soruşturma nedeni” ile tazminata mahkum etti. Hasan Ocak’ın cesedinin bulunması sürecinde iki sonuç elde edildi: Birincisi, Ocak’la aynı tarihte kaybedilen Rıdvan Karakoç’un işkence edilmiş haldeki cesedi de tesadüf eseri Beykoz’daki kimsesizler mezarlığında çıktı. İkincisi, ‘Cumartesi Anneleri’ mücadelesinin başlamasına vesile oldu.






Rıdvan Karakoç kimdir?

Rıdvan Karakoç, PKK üyesi olduğu iddiasıyla aranmaktaydı. Polis tarafından sürekli takip edilen, evi basılan ve ölümle tehdit edilen 29 yaşındaki Karakoç, hakkında gıyabi yakalama kararı çıkarılınca zor bir süreç yaşadı. Sürekli evi basılıyor ve ailesi tehdit ediliyordu. Karakoç, avukat Eren Keskin’e vekalet vererek, kendisini düzenli olarak arayacağını, aramadığı gün yakalanmış olduğu anlamına geleceğini söyledi. Nitekim Karakoç, 15 Şubat 1995’te ve sonraki günlerde bir daha aramadı. Kardeşinin anlatımına göre ağabeyi, o gün gittiği buluşmada polis tarafından gözaltına alındı. Karakoç’un cesedi, kardeşi Hasan’ı arayan Hüseyin Ocak’ın Adli Tıp Kayıtları’nda tesadüf eseri fotoğrafını görmesiyle bulundu. Kayıtlardan anlaşılan o ki Karakoç işkence edilerek öldürülmüş ve cesedi, 2 Mart 1995’te Beykoz ormanlarına atılmıştı. Ocak gibi, geçmişte Emniyet’te kaydı ve parmak izi olmasına rağmen Karakoç’un kimlik tespiti yapılamadığı söylenerek, cesedi Kimsesizler Mezarlığı’na gömülmüştü. Karakoç Ailesi, Adli Tıp Kurumu kayıtlarından kendi çabası ile teşhis yapana kadar polis tarafından bu bilgi gizlendi ve ceset kimsesiz bırakılmak istendi. Otopsi işleminde, Karakoç’u ve Ocak’ı öldürenlerin aynı yöntemleri kullanıldığı anlaşıldı. Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nda halen devam eden soruşturmada hiçbir veri elde edilemedi.