Grip galip, insanlık mağlup

Grip galip, insanlık mağlup
Grip galip, insanlık mağlup

İzmir?de toplam öğrenci sayısı 643 bin 604. Velisinden aşı olabilir kâğıdı gelen sayısı ise 44 bin 330. FOTOĞRAF: FIRAT YURDAKUL / AA

Hızla yayılan domuz gribini toplumdan söküp atmanın artık tek bir yolu var: Aşı. Ama İstanbul ve İzmir'de velilerin yüzde 94'ü çocuğunu aşılatmayacak. Geçen her dakika virüsün mutasyon geçirme ve ilaçlara dayanıklı hale gelme riskini artırıyor

İZMİR - Türkiye domuz gribiyle giriştiği mücadelede ilk yarıyı yenik kapatmak üzere. Türkiye’de domuz gribinden kaybedilen insan sayısı 112’ye yükselirken aşı kampanyasına gösterilen ilgisizlik düşündürücü boyutta.
Domuz giribi aşısı konusunda yaratılan kafa karışıklığı yüzünden İstanbul ve İzmir’de velilerin sadece yüzde 6’sı çocuklarının aşı olmasına izin verdi. Aşı, domuz gribi çapındaki ‘küresel’ salgınlarda hastalığı durdurabilmenin ‘tek’ yolu. 

Bile bile lades
Domuz gribi türü virüslerinin yayılma tarzı, “bu iletiyi yedi kişiye yolayın, yollamayanların başına felaketler geldi” diyen tuhaf internet iletilerine benziyor. Virüs (mektup) yayıldıkça, yayılma hızı ve sizi de yakalama şansı katlanarak artıyor. Aşı hem aşılanana koruma şemsiyesi sağlıyor hem de bu zinciri kırıp atıyor.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ geçen hafta, domuz gribinin Türkiye’deki yayılmasının durdurulması için (başka bir deyişle hastalığın ülkeden gitmesi için) toplumun yüzde 40’ının bağışıklık kazanması gerektiğini söyledi (Milliyet gazetesi, Devrim Sevimay).
Sağlık Bakanı aynı söyleşide domuz gribine karşı aşılanan sağlık personeli sayısının yüzde 50 civarında olduğunu belirtti. Bakan bu sayının giderek arttığını söyledi.
Ancak okullardan gelen haberler de düşündürücü.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Milli Pediatri Derneği İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Zafer Kurugöl’ün verdiği bilgiye göre:
İzmir’de toplam öğrenci sayısı: 643 bin 604.
Velisinden aşı izni alınan öğrenci sayısı: 44 bin 330!
İstanbul’da da durum farklı değil. İstanbul’da okulöncesi ve ilköğretimde çocuk sayısı: 1 milyon 800 bin
Aşılanacak öğrenci sayısı: 106 bin.
Sağlık Bakanlığı’nın tahminlerine göre Türkiye’de hastalık Aralık-Ocak aylarında zirve noktasına ulaşılacak. Aralık ortasından itibaren hastalık hızlandığında aşı olunsa bile, hastalık o kadar çok yayılmış olacak ki, virüse maruz kalmamış kimse kalmayacak.
Türkiye, domuz gribi virüsüyle mücadelesinde ilk yarıyı bu şekilde kapatmaya doğru hızla gidiyor.
İkinci yarıyı ise bağışıklık sistemi güçlü, ecza deposu antivirallerle dolu ve işler sarpa sararsa acil serviste kendisini bekleyen boş bir yatağı olanlar kazanacak. 

Mutasyon geçiriyor
Bu hastalığın Türkiye’deki yüzü. Bir de dünyadaki durum var. Dünyada aşı olanların sayısı 65 milyonu geçmişken ölü sayısı da 7 bin 860’ı aştı. Yani hastalık yayılıyor.
Hastalığın her yayılışı yani insan ya da hayvan bir bedene girmesi, onun ‘mutasyon’ geçirmesi ihtimalinin biraz daha artması demek. Nitekim geçen hafta Norveç’ten virüsün mutasyon görülmüş bir örneğine rastlandı. Norveçli yetkililer muhtemelen solunum sisteminin daha derinlerine inebildiği için yakalananlarda daha ağır semptomlara yol açan bu yeni virüsü yakın gözetim altına aldı.
Bir mutasyon haberi de dün Çin’den geldi. Neyse ki Çin’de görülen mutasyon geçirmiş virüsün daha hafif şiddette hastalığa yol açan bir tür olduğu anlaşıldı.

Elde var iki ilaç
Domuz gribine karşı halen dünyada sadece iki etkili ilaç var: Tamiflu ve Relenza. Hastalığın her yayılışı virüste bu ilaçlara yönelik direnci de artırıyor.
Britanya Sağlık Bakanlığı, Galler’de bağışıklık sistemi çok zayıf beş hastada Tamiflu’ya karşı dirençli virüs saptadı. Konu araştırılıyor.
Durum buyken, Milli Pediatri Derneği İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Zafer Kurugöl’ünaşıya gösterilen ilgisizlik karşısında şaşkın:
“Tüm dünyada şu anda kullanılan aşılarla Türkiye’nin de alacağı yeni aşının etkisi ve güvenilirliği konusunda herhangi bir endişe yok. Şimdiye kadar dünyanın birçok ülkesinde milyon milyon doz uygulanan, aşıya talep bu kadar çokken bizim aşıyı alıp yaptırmamamız kadar yanlış bir şey olamaz. Çünkü bir enfeksiyon hastalığına karşı korunmanın en doğru yolu aşıdır. Anne babalar yanlış yapıyorlar. İki nedenden yanlış yapıyorlar. Birincisi; çocuklarda bu hastalık -Türkiye’deki sayılardan da belli- hem sık görülüyor hem ağır seyredebiliyor. Küçük çocuklarda özellikle beş yaş altındakilerde ölüme yol açabiliyor.
İkincisi; adjuvanlı ya da adjuvansız aşıların güvenirliliği net bir şekilde gösterildi. Çocuklarda, altı ay üzerindeki bebeklerde güvenli olduğu her iki aşı içinde çalışmalarla kesin olarak ortaya koyuldu. Hastalık bazen hafif geçiyor tamam da ya ağır geçirirse o çocuk. Eğer ölüm olursa kim ne söyleyebilir?” (Radikal, dha)