Gül: PKK silah bırakmazsa bu iş yeniden başlar

Gül: PKK silah bırakmazsa bu iş yeniden başlar
Gül: PKK silah bırakmazsa bu iş yeniden başlar
Letonya'da konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, PKK'nın silah bırakmaması durumunda terörün yeniden başlayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, resmi bir ziyaret için geldiği Letonya’nın başkenti Riga’da önceki akşam gazetecilerle güncel siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Gül, Türkiye ’nin Kürt sorunuyla ilk kez bu kadar açık seçik uğraştığını söyleyerek, “Dağdaki insanlar silahı bırakıp normal hayata geçmezse, bu işler 3-5 sene sonra yeniden başlar ve çok daha kötü olur. Biz devlet olarak yılmayız, onlar açısından da çok acı olur” dedi.

Gül'ün açıklamalarının detaylarını, Hürriyet gazetesinden Sedat Ergin aktardı:

İLK KEZ BU KADAR AÇIKLIKLA ELE ALINDI
Türkiye ilk defa bu kadar büyük bir meselesi ile bu kadar aleni uğraşıyor, yani Kürt meselesi... Bu meseleyle Cumhuriyet’in basından beri uğraşmışız. En son dönemlere gelirseniz, 1999’dan bu yana yine 7 kez, bu 8’inci olacak, ateşkesler, çatışmasızlık süreçleri olmuş ve o zamandan beri çeşitli metotlarda hep görüşmeler yapılmış. İlk defa bir görüşme falan yapılmıyor. 1999’da da yapılmış, ondan sonra da yapılmış. Bunlar hep olan şeyler. İlk defa bu kadar aleni, açıkça, bu kadar açık seçik herkesin içine girdiği bir durum var. Olağanüstülüğü buradan geliyor. İlk defa kiminle mücadele ediyorsa, işte muhatap almış, siyasi temsilcileri işin içine girmiş, mektuplar gidip geliyor. Bu kadar aleni. Bu farklı bir şey.

HAVA ÇOK İYİ, İŞİ TAMAMLAMAK LAZIM
2010 yılında Habur’da insanlar silahlarını bırakıp gelirken yer gök oynatıldı. Bütün basını düşünün, hükümetin cesareti kırıldı. Şimdi bakıyorsunuz insanlar dışarı gidiyor, ‘Gitsin’ deniyor ama herkes ‘İyi’ diyor. Dolayısıyla böyle bir hava varken de bu işleri tamamlamak lazım. Burada aklıselim ve bilgiyle hareket etmek gerekir. Burada işte Türkiye’nin hiçbir pazarlık, onun bunun içeriden dışarıdan kimsenin bir şey demesine gerek olmadan, kendi siyasetçilerinin olgunluğuyla, Türkiye’nin yapması gerekenleri biz büyük bir özgüven içinde yapabiliriz.

PKK DIŞARIDA GÜÇ OLARAK KALMAMALI
Bu sürecin, bunun neticesi de açıkçası tamamen bu işin bitmesinin hedeflenmesi gerekir. Yoksa insanların Türkiye’den dışarı çıkıp, orada dışarıda bir güç halinde durması değil. Bu Suriye’de durur, Irak’ta, İran’da durur. Konjonktürler hep değişiyor. Orada durduğu süre içinde kendi içlerinden kışkırtmalar, bölünmeler olur veya ülkeler Türkiye ile konflikt (anlaşmazlık-çatışma) içinde olan ülkeler kullanır, her zaman kırılgan bir durum söz konusu olur.

HÜKÜMETİN CESARETİ TAKDİR EDİLMELİ
Dolayısıyla onların (Kürt siyasi hareketi) da bunu görmesi lazım. Her şeyin bu kadar aleni ve açık seçik yapıldığı bir ortamı olağanüstü takdir etmesi lazım. Yani hükümetin bu cesaretini olağanüstü takdir etmesi lazım. Onun için çeşitli şartlar şunlar bunlar, küçük şeyler. Hiçbir kimse böyle bir nihai niyeti bu olmadan bu işlere girmez. Şimdi bütün bunları düşündüğümüzde, bütün bunları anayasa çalışmaları bugün başlıyor olsa çeşitli sorular sorulabilirdi, pazarlıklar falan. Bu anayasa çalışmaları önceden başlamış, bu bir fırsat. Bu giderse gerçekten yazık olur, o zaman öbür diğer meseleleri de farklı şekilde etkiler. Onun için inşallah herkeste bir aklıselim olur ve bir şekilde bu işte ciddi bir gelişme olur.

SİLAHLARDAN TAMAMEN VAZGEÇİLECEK
Bu işlerin nihayetinde dağdaki insanlar silahı bırakıp normal hayata geçmezse, bu işler 3-5 sene sonra yeniden başlar ve çok daha kötü olur açık söyleyeyim. Biz devlet olarak yılmayız, ben giderim öbürü devletin başında olur, o şey sürer. Ben buradaki riski şurada görüyorum. Çevremizde olup bitenler var, bu tür örgütler bölünürler, ederler. Onların da içinde başka ülkelerin kolları var, her şey var. Onlar açısından da çok acı olur tekrar, onu söyleyeyim. Nihai hedefi birinci aşaması gibi düşünüp, bu iş bitecek, bu silahlar bitecek, silahlardan tamamen vazgeçilecek ve böyle bir mücadele bitecek ve gelinecek Türkiye içinde herkes ne ise nasıl olacak ne, olacak, işin teknik taraflarına girmek istemiyorum.

ANA MUHALEFET İŞİN İÇİNE SOKULMALI
Biz hiç mi kendi inisiyatifimizle, birileri bize telkin etmeden, mecbur etmeden bir şey yapmayacak mıyız yani? Bu kadar yetişkin siyasetçi, devlet adamı yok mu yani? Eğer bu süreçte anayasa çerçevesi içinde yaparsak, doğrusu çok rahat olur işler. Yani her şey böyle bir döneme geldi rastladı. Her dakika önemli, her söylenen söz özlü olmalı ve siyasi partiler işin içine ne kadar çok sokulursa o kadar da kolay olur, başta ana muhalefet partisi olmak üzere, bu tartışmaların içine. Çünkü insanlar şöyle der: ‘Benim hiçbir katkım yoksa ben de karşı dururum...’ Siyasetin doğası böyle değil mi?

GAZETELERİN MANŞETLERİ ÖNEMLİ
(Habur’da hata mı yapıldı?) Hayır, bu işler toplumun, herkesin yapıcı yaklaşması ile olur. Başta basın gelir. Köşe yazarlarını kast etmiyorum. Onlar daha çok düşünen yazan insanlar oldukları için, konjonktürün ötesinde değerlendiriyorlar. Ama bir de gazetelerin manşetleri var, yazıişleri var. Buna açıkçası biraz işaret etmek istedim. Öyle değil mi? Dağdan geliyorlardı, maksat oraları boşaltmak.

(‘TBMM Başkanı yeni anayasa konusunda iyimser değil’ sorusu üzerine) Bu dönemde de Meclis’in yeni bir anayasa yapma imkânı olduğu kanaatindeyim. Bir noksanlık şu oldu tabii, böyle büyük bir belge hazırlanırken siyasi iklim buna göre biraz hazırlanabilirdi bütün siyasi aktörler tarafından. Orada çok başarılı olunamayınca, gördüğüm kadarıyla bir tıkanma var gibi.

KOMİSYONDA SÜRE UZAYABİLİR
Çok temel meselelerde de çok ayrılık yok aslında, nasıl yapılacak, kim yapacak, orada gelip tıkanıyor işler. Onun için bunu yapmak lazım. Süre uzatılabilir de, eğer tabii ki böyle bir irade herkeste gözüküyorsa. O zaman muhakkak ki süre önemli değil, bir ay sonra olmuş, bir ay önce, iki ay sonra olmuş, bu fırsatı kaçırmamak lazım.

AK PARTİ BAŞKANLIK İÇİN ŞART DEMİYOR
(Başkanlık konusundaki görüş ayrılığı temel mesele değil mi?) Bu şüphesiz ki, çok önemli. Ancak Türkiye’nin demokratik, laik hukuk devleti yapısıyla ilgili temel görüşte farklılık yok. Sistem tartışmasına gelince, şimdiye kadar bizim geleneğimiz parlamenter demokrasi. Başkanlık sistemi tartışmaları, teklifleri var ama gördüğüm kadarıyla yine ‘Bunlar olmazsa olmaz’ denmiyor bu teklifleri veren AK Parti (tarafından)...

VATANDAŞLIK ANAYASANIN OLMAZSA OLMAZI DEĞİL
(Anayasada sorun vatandaşlık tanımı üzerinde mi yoğunlaşıyor?) Ben bunun aşılabileceği kanaatindeyim. Elimde bir çalışma var. Bu çalışmada 49 gelişmiş demokratik ülkenin anayasalarına bakılmış. Bunların büyük bir kısmında vatandaşlık tarifi yok. Vatandaşlık anayasanın ‘olmazsa olmaz’ şartı değil. Bazılarında kanuna bırakmışlar, bazılarında farklı şekilde tarif edilmiş. Nihayetinde bir anayasa halkın çoğunluğu tarafından da kabul edileceği için, bütün bunları da hep dikkate almak gerekir.

CUMHURBAŞKANI YETKİSİ FAZLA
(Cumhurbaşkanını bu kez halk seçecek. Cumhurbaşkanının görev ve değişiklikleri bu seçim sistemine göre yeniden tanımlanmalı mı?) Daha önce de söyledim. (Parlamenter sistemde) bugünkü cumhurbaşkanlığı yetkileri fazladır, ama başka bir sisteme geçilecekse, sistemin gereklerine, kendi içinde tutarlılığına bakmak gerekir.

HASAN CEMAL’E BÜYÜK AYIP YAPILDI
Doğrusu bu konularda kendi düşüncelerini, fikirlerini rahatlıkla yazan insanları her zaman takdir etmişimdir. Açıkçası Hasan Cemal’e karşı yapılan çok büyük bir ayıptır. Fikirlerini tutarsınız, tutmazsınız o ayrı ama bunları samimiyetle yazıyor... Kendisiyle Basın Danışmanım Ahmet Bey (Sever) vasıtasıyla konuştuk.

EMPOZEYSE GAZETE DİRENİR
(Ayıbın sahibi kim?) Ben gazetesini söylüyorum açıkçası... Yani eğer gazetesine varsa bir empoze, gazetesi de orada direnecek kardeşim... İste Başbakan da söyledi, diğerleri de söyledi, ‘Böyle bir şey bizden yok’ diye. Bir yazarın her şeyini aynen siz de tasvip edeceksiniz, onaylayacaksınız diye bir şey yok. Benim de Hasan Cemal’in aşırı bulduğum fikirleri, şeyleri de var o ayrı bir mevzu ama samimiyetle düşüncelerini yazan, şey eden hele bu konuda (Kürt sorunu) en çok emek harcayan insanlardan birisi (gülerek)...

KARDEŞİM DE İŞKENCE GÖRDÜ
Kürt meselesi içindeki bütün sıkıntılardan kurtulmak lazım açıkçası. Kültürel hikâyeler, meseleler, eğer bir memlekette bir yanlışlıkta ısrar ediliyorsa siz karşı tarafa güç veriyorsunuz demektir. Şöyle bir bakalım geçmişe... Yeri gelmiş yasak olmuş, yeri gelmiş olağanüstü dönemlerde, herkesle birlikte.. Ama şunu da hatırlatmak isterim. (İşkence) sadece Diyarbakır hapishanesinde olmadı, Kayseri hapishanesinde de oldu. Benim kardeşim kaç ay yattı, çekti işkenceleri. Kayınpederim neler neler çektiler. Hepimiz o şeylerden geçtik. Türkiye’de sadece bir şeye (Kürtlere) değil yanlışlık, her yerde olmuştur bunlar.