Gülen: Bahar yok, buz gibi hazan var

Gülen: Bahar yok, buz gibi hazan var
Gülen: Bahar yok, buz gibi hazan var
Gezi Parkı'nda bir alışveriş merkezi ve Topçu Kışlası inşa etmek için ağaçların kesilmek istenmesiyle başlayan ve kısa sürede yurdun pek çok noktasına yayılan eylemlerle ilgili bir mesaj yayınlayan Fethullan Gülen, 'Türk baharı' yakıştırmasına karşı çıktı.

Gezi Parkı'nda bir alışveriş merkezi ve Topçu Kışlası inşa etmek için ağaçların kesilmek istenmesiyle başlayan ve kısa sürede yurdun pek çok noktasına yayılan eylemlerle ilgili Fethullan Gülen'den de bir açıklama geldi.

“Masum insanların zayıf yanını kullanmak isteyen içeriden ve dışarıdan istismarcılara karşı da dikkatli olunmalı” diyen Gülen, "Yangının küçükken söndürülmesi gerekir" dedi.

Gülen'in açıklamaları özetle şöyle:

"Bir haksızlığı bastırmak için elli türlü haksızlık yapıyoruz: Yol peygamberlerin, evliyanın, asfiyanın yoludur. O yolu takip edemediğimiz için başa çıkamıyoruz problemlerle gördüğünüz gibi. Bir yerde bir haksızlığı bastırmak için elli türlü haksızlık yapıyoruz, elli türlü zulme giriyoruz. Kinleri, nefretleri körüklüyoruz.”

“Olayları hafife almak akıllı Mehmet’in işine benzer: Kırkı bir uçurumdan aşağı inmek için el ele tutunmuşlar, el ele tutunarak oradan inmek istemişler. Sonra hepsi çözülmüş, yere düşmüşler; otuz dokuzu ölmüş, birinin de kolu-kanadı kırılmış. Demişler, “Akıllı Mehmet ne oldu?” “Sormayın, demiş, az daha bir sakatlık çıkaracaktık.” Umursamaz ruhlar, anlamaz düşünceler meseleye böyle bakacak.”

“Gayri insanilik alıp gidiyor: Beri tarafta da birileri… Niye öldürüyorlar? Niye zayiata sebebiyet veriyorlar? Ne günahı var o masum insanların ki camlarını kırıyorlar; molotof kokteyli atıyorlar yurtlara, pansiyonlara, evlere, okullara, üniversitelere, hatta banka şubelerine!.. Öyle bir mantıksızlık, gayr-i insanîlik alıp gidiyor.”


'HAK ARAMA HİÇ YOKTUR DERSENİZ...'
“Şimdi, ‘Bütün bütün böyle bir hak arama meselesi hiç yoktur!’ derseniz, oradaki bazı masum insanları, masum istekleri de görmezlikten gelirsiniz. Onlar bizim ihmalimizin meydana getirdiği nesillerdir. Saniyen; bazı makul istekleri vardır onların. Hakikaten ‘Bir park, ağaçları sökülmemeli’ diyebilirler. Fakat bunu yaparken, orada denge korunamayabilir. Bu defa kendileri yeşili öldürürler.”

“İçte ve dışta istismarcılar var: Fakat bir yönüyle bizim bir zayıf yanımızı, bazı masum insanların belki zayıf yanları sanılan masum isteklerini istismar etmek isteyen dışta ve içte bir sürü, böyle kulaklarıyla genel havayı almaya çalışanlar da var.”

“Kendimizle yüzleşmeliyiz: Bakış zaviyemizi bir kere daha gözden geçirmemiz lazım. Acaba kabahat bu meselelere karşı umursamazlık içinde bakan, her şeyi hafife alan, ‘şuydu, buydu’ deyip geçiştirende mi? Yoksa sokakları bir yönüyle harp meydanlarına çeviren insanlarda mı? Ya da bütün bunların kabahati, sistemde mi? Bizim iyi nesiller yetiştiremeyişimizde mi? O zaman sistemin gözden geçirilmesi lazım. Biz ettiysek bunları, kendimizle yüzleşerek, kendimizle hesaplaşarak, daha büyük hesaplarla karşı karşıya kalmamızdan sıyrılmamız lazım.”


‘MADEM SEÇİM SANDIĞI VAR…’
“Kimler o çocuklar? Hak davası değil o. Hak davası olsa, bir yerde toplanırlar, duygularını dile getirirler, insanca, ayrılır giderler. Madem seçim sandıkları var; onu millete havale ederek, sandığa havale ederek, orada o mevzuda ciddi gayret sarf ederler, çalışırlar. Ayakları altlarına gelmeden, gece-gündüz koşturur dururlar; insanları ikna ederler, ‘Şunu beğenmiyoruz, bunu beğenmiyoruz’ derler.”


DÜNYA MEDYASINDA KIYAMET KOPMUŞ GİBİ’
“Dünyada bütün medya Türkiye ’nin aleyhinde; burada da öyle, başka yerde de öyle, Avrupa ’da da öyle. Sanki kıyamet kopmuş gibi bir halleri var. Suriye’de kıyamet kopuyor umurlarında değil. Irak’ta kıyamet kopuyor umurlarında değil. Daha dünyanın değişik yerlerinde canlı bombalar umurlarında değil. Fakat Türkiye bölgede muvazene unsuru olma durumunda bir devlet. İşte bir taraftan o masum isteklerin içte bazı kimseler tarafından istismar edilmesi, belli ideolojilere kurban edilmesi o masum isteklerin... Bizim gafletimiz, başkalarının uyûn-u sâhire şeklinde, hiç uyumayan gözler şeklinde bizi bir kere daha kündeye getirme adına zemin oluşturma gayretleri. Olan, o oldu.”


‘YANGINI KÜÇÜKKEN SÖNDÜRMELİSİNİZ’
“Yangın ve savaş... Siz başlatsanız bile arzu ettiğiniz yerde onu durduramazsınız. O açıdan da mesele küçükken, bir mangal közü halindeyken onu söndürmesini beceriyorsanız, orada söndürmeye bakın. Yoksa bir alanı aldığı zaman, bazen üstesinden gelemezsiniz. Şayet ilim yuvalarına bombalar atılıyorsa, en masum insanlar öldürülüyorsa, birileri gaz bombalarıyla boğuluyorsa, gözleri kör ediliyorsa ve bazıları da arka planıyla bunu görmemek körlüğü sergiliyorsa, hafizanallah, yangın büyür.”


‘BUZ GİBİ HAZAN RÜZGÂRLARI ESİYOR’
“Ben milletin o ölçüde karakterinin bozulduğuna ihtimal vermiyorum, kötüsüyle bile; fakat karşı taraf, sizin bir muvazene unsuru haline gelmenizi istemeyenler, bunu değerlendirebilirler. Problemler sarmalı içinde olan bir ülkemiz var bizim. Biri bile bir yönüyle sizdeki her şeyi karıştırabilir. Oysaki gizli, açık-kapalı bir ittifak var. Sizin bir adım ileri gitmemeniz için bir ittifak var. Siz kendi kendinize teselli olun, ‘falan yerde bahar, filan yerde bahar...’ Buz gibi hazan rüzgârları esiyor. Buz gibi.”