Gülen: Kimin 'in'de olduğunu Allah görüyor

Gülen: Kimin 'in'de olduğunu Allah görüyor
Gülen: Kimin 'in'de olduğunu Allah görüyor
Başbakan Erdoğan'a cevap veren Gülen "in denince maymunlar, sırtlanlar, yılanlar, anlaşılır. Kimin 'in'de olduğunu Allah görüyor" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın hafta sonu Karadeniz gezisinde “Devlette paralel yapı olmaz. İninize gireceğiz didik didik edeceğiz” sözlerine Fethullah Gülen yanıt verdi. Gülen’in herkul.org’da yayımlanan ‘Birlik, Dirlik ve Beraberliğin Yolu’ başlıklı açıklamasında, ‘in’ denince maymunlar, goriller, ayılar, sırtlanlar, yılanlar, çıyanlar anlaşılır diyen Gülen, “İki metre genişliğindeki tahta kulübeleri ‘in’ şeklinde görme, ‘in’in neden ibaret olduğunu bilmemenin ifadesidir. Kimin ‘in’de olduğunu Allah görüyor” dedi.
Birinin ayağını kaydıranlar, istemediği insanlara çelme takanların karalayan insanların Müslümanlıktan uzak olduklarını belirten Fethullah Gülen açıklamasında şunları vurguladı:
‘İN’ DEMEK SEVİYESİZLİK: Müslümana ‘çete’ diyen, ‘şebeke’ diyen, ‘eşkıya’ diyen ve onları inlere sığınmış goriller gibi, maymunlar gibi gören.. “Bunlar partallaşmış düşüncelerin sözlere, düşüncelere, ifadelere aksedişinden başka bir şey değildir ve bunlarla hiçbir eğri düzeltilemez. İnsanlığın beklediği o hakikatler hiçbir zaman bunlar sayesinde kazanılamaz. Emekler durur insanlık ve sürekli beklediği ümitlerinin inkisarıyla bir kere daha asâ gibi bükülür iki büklüm olur. Hakka-hakikate hizmet edenler, adanmışlar.. Ömürlerini bazıları itibarıyla cami pencerelerinde -iffetlerine toz kondurmamak için- geçiren insanlar.. O cami pencerelerini ‘in’ şeklinde görme; iki metre genişliğindeki tahta kulübeleri ‘in’ şeklinde görme, sırf halka el açmamak, dilenmemek, hak yememek için hayatlarını belli bir darlık içinde o darlığa mahkûm ederek geçirmek isteyen insanların o darlıklarını ‘in’ gibi görme, esasen ‘in’in neden ibaret olduğunu bilmemenin ifadesidir. Evet, böyle diyecekler ve sizi bu tür düşüncelerle mâşerî vicdanda belli şeylere mahkûm etmek isteyecekler ama bunların hepsi seviyesizliğin ifadesidir. Kimin ‘in’de olduğunu Allah görüyor. İnlerdeki maymunlar, goriller, ayılar, sırtlanlar, yılanlar, çıyanlar gibi…” ‘İn’ deyince onlar anlaşılır. Bu türlü töhmetler, ithamlar karşısında kalabilirler. Fakat böylesine seviyesizliğe böyle seviyesizce mukabelede bulunmamak lazım. “
DENSİZ DEMEDİM: Betahsis ‘densiz’ tabirini kullanmadım. Bunu kimseye söylemek bir insanı içine düştüğü o çamur içinde “Oh müstahak!..” demek gibi bir densizliktir. Mü’mine öyle bir densizlik yakışmaz.
SÖZLERİM ÇARPITILDI: Bir tavzihte daha bulunmak istiyorum. Siz şahitsiniz ben burada dedim ki: “Eğer onlar ve biz, bir yanlışlık yapıyorsak, Allah’ın ahkâmına göre, Cenâb-ı Hakk’ın murâd-ı Subhânîsine göre, adalet-i Kur’aniye’ye göre, modern hukukun adalet sistemine göre, bir yanlışlık yapıyorsak, geleceğimizi karartma adına bir yanlışlık yapıyorsak şayet, Allah evlerimize ateş salsın, bizi yerin dibine batırsın!..” Bir şeye güvenerek böyle dedim. “Hakka ve hakikate karşı saygısızlığı kim yapıyorsa, harâmîliği kim yapıyorsa, hırsızlığı kim yapıyorsa, milletimizin arınması adına Allah onların evlerine ateş salsın.” Ama görüyorum ki sadece bu son kısmı bir yönüyle internette, ‘tweet’lerde, gazetelerde neşretmek suretiyle mesele çarpıtılmış. Çirkin, densiz, seviyesiz bir iftira ve çarpıtmaydı. HIYANETİ DEŞİFRE VAZİFEMİZ YOK: Haziran fırtınasında dine-diyanete karşı gelenler, kesme, biçme, yapıştırma, montajlama şeklinde o türlü bantları öyle yaptı, piyasaya sürdü ve bir şeyi karartmaya çalıştılar. Fakat oyunları tutmadı. O adliye içinde hakkaniyete bağlı, adalete bağlı, kalbiyle, ruhuyla, latîfe-i rabbânisiyle dipdiri hâkimler de vardı. Müstakîm harekete komplo deniyor, hıyanetin denâetin deşifre edilmesine komplo deniyor; hıyanet ve denâet müdafaa edilmeye çalışılıyor. Kimsenin hıyanet ve denaetini deşifre etme gibi bir vazifemiz yok. Fakat birileri onu yapmışsa, yapıyorsa şayet, ele almışsa, üzerine yürümüşse, o da bizi aşan bir mevzu. O mevzuda müdahale etme durumunda değiliz. Elli defa değiştirmeden sonra, operasyondan sonra, hâlâ birileri çıkıp böyle yapıyorsa, deriz ki: Ne yapalım değiştirdiniz, aynı adamlar aynı şeyleri yapıyorlar. Değiştiriyorsunuz yine aynı şeyleri yapıyorlar.
ÖMRÜM SÜRGÜNDE GEÇİYOR: Bir insanın dünyaya en çok meyledeceği zaman, gençlik zamanıdır. Yirmi yirmi beş yaşındayken o türlü şeyler ayağımın ucuna kadar geldiği halde ittim. Allah’a hamd ederim dünyaya karşı hiçbir talebim olmadı. Onun için ömrüm şimdi de sürgünde geçiyor.