'Güler Zere ölüme mahkûm edildi'

İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi, ileri derecede kanser hastası Güler Zere için 'Cezaevi koşullarında tedavi edilebilir' dedi



MESUT HASAN BENLİ 

ANKARA - İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi, mahkûm Güler Zere için “İleri düzeyde kanser hastası ama hastane koğuşunda kalabilir” raporu verdi. Zere’nin tedavisi için cezasının ertelenmesini ve tahliye edilmesini bekleyen avukatları, “Rapor siyasi” diyerek suç duyusunda bulundu.
Güler Zere, DHKP-C davasından 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 14 yıldır cezaevinde. Boyun ve ağıziçi kanserine yakalanan Zere’nin cezaevinde damağı alındı. Sadece sıvı besinlerle beslenen Zere, hapishane koşullarında ‘beslenemiyor’. Radyoterapi ve kemoterapisi de bu koşullarda sürdürülmeye çalışılıyor.
Zere için bugüne kadar birbirinden farklı beş sağlık kuruluşu rapor hazırladı. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı “Boynundaki tümör nedeniyle yeniden ameliyat olması ve radyoterapi alması gerekir” dedi. Adana Tabip Odası raporunda “Tam iyileşme şansının çok düşük olduğu, hastanın bulunduğu ortamın hastalığın tedavisini ileri derecede zorlaştırdığı kanaatine varılmıştır” denildi.
Ç.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı raporu “Şahsın bir başkasının bakım ve gözetimine muhtaç olduğu, cezaevi koşullarında bakım ve tedavinin sağlıklı olarak yerine getirilmesinin mümkün olmayacağı, iyileşinceye kadar hapis cezasının infazının ertelenmesinin uygun olacağı” belirtildi.

‘Hastalığı nüksetmiş’
Adana Cumhuriyet Savcılığı ise Zere’yi geçen hafta Adana’daki Balcalı Hastanesi’nden karayoluyla İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne sevk etti. Daire, Zere’yi 6 Temmuz 2009’da muayene etti. Raporda Zere’nin 42 kilo düştüğü tespiti yapılarak “Genel durum orta, solunum sesleri derinden alınıyor, kalp sesleri taşikardik, karın rahat, organomegali yok, ağırlık 42, ödem, siyonoz bulunmamakta, boyunun sol tarafında çene altı yatay ve buna dikey seyreden ikinci bir insisyon izi mevcut” denildi.
Zere’nin ileri düzeyde kanser hastası tespitinin yapıldığı raporda, hastalığın tekrarlandığı vurgusu yapıldı: “oral kavite karsinomi (Evre 4) olduğu nüks sonrası tekrar opere edildiği patoloji raporunda lenf nodlarında mestastazi olduğu halihazırda tedavisinin devam edilebilmesi için hastane şartlarında yatırılarak infazına devam edilmesinin uygun olduğu oybirliği ile mütalaa olunur.”

‘Rapor siyasi’
Zere’nin avukatı Oya Aslan “Doktorlar, Zere’ye yakında kemoterapi ve radyoterapi tedavisi başlayacaklarını söyledi. Ancak Zere hastane koğuşunda kalıyor ve kimsenin yanına girmesini izin vermiyor. Nasıl yapılacak bilmiyorum. Verilen raporun tamamen siyasi bir rapor olduğunu düşünüyorum” dedi.
Türk Tabibler Birliği Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu “Hastanın iyi koşullarda tedavi almasının imkânı sağlanması durumda kimse bir şey kaybetmez” dedi.
Raporla Zere’nin ölüme terk edildiğini savunan Çağdaş Hukukçular İstanbul Şubesi, Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Daire Başkanı Nur Birgen hakkında ‘öldürmeye tam teşebbüs, görevi kötüye kullanma, görevi ihmal’den suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nin, Güler Zere’yi ayrıntılı tetkik ve muayeneden geçirmediği de vurgulandı.

3. Daire çok tartışıldı
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve başkanı Nur Birgen daha önce verdikleri pek çok kararla kamuoyunda tartışma yarattı. Daire Özel Harekât Dairesi eski Başkanı İbrahim Şahin’e Susurluk davasından hüküm giydiğinde “Sürekli hastalığı var” raporu vererek af yolunu açtığında çok konuşuldu. Birgen, ölüm orucu sonrası wernicke korsakoff sendromuna yakalandığı için tahliye edilen 16 tutuklu ve hükümlüye ‘Cezaevinde yaşamını sürdürebilir’ raporu vererek onları yeniden cezaevine gönderdiği gerekçesiyle de haber oldu.
Birgen’in oluruyla omuriliği kırık, göbeğinden aşağısı felçli tutuklu Emrah Alişan için ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu çıktı. Tekerlekli sandalyeye mahkûm Alişan, bu rapor nedeniyle hâlâ cezaevinde yatıyor.