Gülümse

Bunca yıl bu kadar göz önünde bir popüler figür olmak, bir günlüğüne bir yetişkin oyunu gibi de olsa beni Radikal'i yönetme sürprizi ile karşı karşıya getirdi. Yurttaş Sezen olarak bana sağladığı bu şanstan dolayı 'o kadına' (Sezen Aksu) teşekkür borçluyum. İlk anda kendi alanımın dışına çıkma fikri beni korkutmadı değil. Sakinleşince dedim ki, "Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker".
Haber: SEZEN AKSU / Arşivi

Bunca yıl bu kadar göz önünde bir popüler figür olmak, bir günlüğüne bir yetişkin oyunu gibi de olsa beni Radikal'i yönetme sürprizi ile karşı karşıya getirdi. Yurttaş Sezen olarak bana sağladığı bu şanstan dolayı 'o kadına' (Sezen Aksu) teşekkür borçluyum. İlk anda kendi alanımın dışına çıkma fikri beni korkutmadı değil. Sakinleşince dedim ki, "Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker".
Manşetteki beş ayıbın benim kişisel ilk beşim olduğunu ifade ederek başlamak isterim. Burada ilk beşi belirlerken esas aldığım, yaratılış itibarıyla güçlü olanın zayıftan çaldığı yaşama hakkıdır sadece. İnsan hakları yerine kadın hakları demem de bu yüzden.
Mecburiyetten değil insaniyetten, AB bizi dövüyor diye değil, zihniyet ve vicdanen insan sınıfına dahil olduğumuzdan yüzde yüz emin olmadıkça insan haklarının önünün tam olarak açılacağına inanmadığımdan, 'ana'dan başlamak daha çok sindi içime.
Çocukları Koruma Kanunu 1957'de yürürlüğe girdiği halde, 1997'ye kadar sümen altı ederek 40 yıl kaybettiren büyükler, geleceğin haklarına sahip çıkabilecek zihniyette çocuklar yetiştirebilir mi sizce? Bu yüzden çocuklara da sormak istedim "haklarınızdan haberiniz var mı?" diye. Örneğin 15 yaşındaysalar, Dernekler Kanunu'na göre; toplumsal, ruhsal, ahlakî, bedensel ve zihinsel yetenekleriyle; spor, eğitim ve öğretim haklarını, sosyal ve kültürel varlıklarını, aile ve özel yaşamlarını korumak ve geliştirmek amacıyla dernek kurup yönetebileceklerini, 12 yaşından itibaren de üyelik hakkına sahip olduklarını söylemek istedim.
NASA'nın uzay ve havacılık konusundaki en büyük temsilcisi James Hansen'ın küresel ısınma için hemen bir şey yapılmazsa sadece 10 yıl kaldığını açıkladığından haberdar iseler, geleceği olmayan çocuklar olarak zaten haklarının ellerinden çoktan alınmış olduğunu, bu yüzden bilip bilmemenin pek de bir önemi kalmadığını düşünmesinler diye.
Bir yandan, 8.5 milyonla Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 12.29'unu oluşturan özürlülerin neredeyse yarısının (yüzde 47'si), hiçbir tedavi imkânı bulamadığını, 2005 yılında AB talepleri doğrultusunda bir özürlüler yasası çıktığı halde, bir türlü hayata geçirilmemesinin ayıbının küçük tanıkları olmaktan sıkıntı duymasınlar; 2003 Özürlüler Hayat Başarısı Ödülü'nü almak üzere Cenevre'den THY ile Türkiye'ye gelirken, bir kolu, bir bacağı olmayan Şafak Pavey'i, iki kolu ya da iki bacağı birden eksik olmadığı için yeteri kadar özürlü bulmayıp, tekerlekli sandalye tahsis etmeyen zihniyet yüzünden, daha yolun başında umutsuzluğa kapılmasınlar diye.
Diğer yandan, parmakla sayılacak kadar azalan güzelim monachus'ların (Akdeniz fokları) gözlerinin önünde yok olup gitmesi, barınak hayvanlarının açlıktan birbirini yemeye başlaması, daha insani hiçbir yöntem kalmamış gibi kanatlıların diri diri yakılarak itlaf edilmesi nedeniyle geleceğe küsmesinler diye.
Bütün bu ayıpların değiştirilemez bir utanç yazgısı olmadığını anlatmak; Mevlana'lar, Hacı Bektaş'lar, Yunus Emre'ler diyarının çocukları olduklarını hatırlatmak; ortak akıl, ortak duygu, hiç kirlenmemiş taptaze vicdanlarla yola çıkıldığında hayatı yeniden üretmemek mümkün değil demek istedim onlara.
Yüzyıllar önce söylenmesi gereken her şeyi bu topraklarda söylemişler zaten...
"Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme",
"Oturduğun yeri pak et, yediğin lokmayı hak et."
Hacı Bektaş Veli
"Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar"
"Sen yeni bir çocuk doğurmadıkça kan tatlı süt haline gelmez"
Mevlana
Gel ey kardeş gel de birliğe özen
Birliktir her nefsin kal'asın bozan
Hiç kendi kendine kaynar mı kazan çevre yanın ateş eylemeyince
Aşkın odu geldi yüreğim harlar
Aşkı olan arı namusu neyler
Be hey Yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince
Yunus Emre
Radikal'e, dersimi çalışma sürecinde bilgi, birikim, arşiv ve gönüllerini açan, güvenerek ortak kalemleri olmama izin veren, en değerlisi umudumu yeniden parlatmama katkısı olan dostlarıma ve beni tanıdığınız alandaki kredilerime binaen zaman ayırıp yazımı okuduğunuz için sizlere içtenlikle teşekkür ederim.
Bunları yazarken gülümsüyorum, siz de gülümseyin lütfen.