Güney'in ifadelerinin yayınlanmasında etik bir sorun yok mu?

Tuncay Güney'in sorgusu televizyon kanallarında hiçbir süzgeçten geçmeden yayınlandı. Güney'in suçladığı pek çok kişi Ergenekon zanlısı değil ama zan altında kaldı



SERKAN OCAK / UMAY AKTAŞ SALMAN

İSTANBUL - Tuncay Güney’in 2001 yılında gözaltındayken kameraya alınan ifadelerinin televizyonlarda yayınlanması etik tartışmalarını da beraberinde getirdi. Medya temsilcileri, hukukçular, akademisyenlerin görüşü ortak. Söz konusu kasette adı resmi soruşturmalarda henüz geçmeyen isimlerin geçmesi insanların kişilik hakları zedeleniyor.
Güney’in ifadelerinin yer aldığı CD’ler önceki gün Ergenekon davasına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce avukatlara verilir verilmez haber kanalları yayınlarını ‘son dakika’ uyarısıyla kesip, Güney’in sorgu kasetini ekrana getirdi. Güney, ifadesinde bazı isimleri sıralayıp, iddialarını dile getirmeye başladı. Güney akşam TRT 2’nin canlı yayınına çıkıp, yine iddialarını tekrarladı. Anlatımlarda henüz isimleri resmi soruşturmaya konu olmamış kişilerden söz ediliyordu. Güney’in iddialarının şu an süren Ergenekon davası ve soruşturmasındaki ‘rolü’ dikkate alındığında, ağzından çıkan isimler de zan altında kaldı. İşte bu noktada ‘etik’ sorunu başladı. Medya temsilcileri, akademisyenler ve hukukçulara durumu sorduk:

Doç. Dr. Ümit Kocasakal (Galatasaray Üniversitesi Ceza Hukuku): “Güney açısından iftira ve hakaret, yayıncı kuruluşlar bakımından özel hayatın gizliliğini ihlal gündeme gelebilir. Yayınlamadan önce kanıtlanmamış birtakım iddialara dayalı olarak kişilerin özel hayatının gizliliğini ortadan kaldıran hususlara dikkat edilmesi gerekirdi.

Prof. Dr. Timur Demirbaş (Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi): “Hukuksal açıdan rezalet. Adı geçen kişiler TRT dahil, yayınlayan te-levizyonlara dava açma hakkına sahip. İnsanların kişilik hakkına saldırı.”

Nuri Çolakoğlu (Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanı): “Enterans bir şey olduğundan yayınlanmasında bir sakınca yok. Ancak herkesin cevap hakkı doğmuş vaziyette. Buna riayet edilmemesi halinde yayın lisansının iptaline kadar çok ağır hükümler var. Şahsi tazminat hakkı söz konusu. Yayıncının etik dışında sorumluluğu konusunda da buna dikkat etmesi lazım.”

Prof. Dr. Haluk Şahin (Radikal Gazetesi yazarı): “Keskin rekabet ortamında birisi yaptığı zaman herkes bunu yapmakla kendini yükümlü hissediyor. Ortaya da 2001 yılında hangi koşullar altında verildiği belli olmayan, nasıl bir akıl yapısına sahip olduğu konusunda herkesin kendisine ciddi kuşkular sahibi olduğu bir kişinin söyledikleri sanki kesin gerçeklermiş gibi birtakım basın kuruluşlarınca yayınlanabiliyor.

Yavuz Oğan (CNN Türk Haber Koordinatörü): “Gazetecilik heyecanıyla 2001 yılındaki konuşmasını canlı yayına girdik. Editör arkadaşlarla konuşarak ‘hiçbir süzgeçten geçirilmeden söylediklerin yayına koyarsak vicdan azabı duyabiliriz’ dedik. Hepsini yayınlamadık. Yapılan bağlantılarla ses kesildi. Bunun etik sorunları elbette olur. Güney’in ağzından değil ancak sonrasında haberimizide bahsedilen isimleri verdik.”

Ayşenur Arslan (Kanal D Haber Direktörü): “Biz görüntüleri diğer haber kanallarının aksine akşam yayınladık. Bazı kanallarda Tuncay Güney’in birçok iddiası yayınlandı. Esas sorgulanması gereken devletin tutumu. Buna nasıl göz yumulur, bilemiyorum. Sözcükleri seçerken bile çok dikkat ettik.”