Günlüklerde MİT Müsteşarı da var

Günlüklerde MİT Müsteşarı da var
Günlüklerde MİT Müsteşarı da var
Mustafa Balbay'a ait olduğu öne sürülen günlüklerde eski MİT Müsteşarı Atasagun'la 2003 yılında yapılan görüşmelerin notları da var. Buna göre Atasagun, AKP için 'Önce ceplerini düşünüyorlar' diyor


İSTANBUL - Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’a ait olduğu öne sürülen günlüklerde eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’a ilişkin notlar da yer alıyor. Notlara göre Cumhuriyet gazetesi yazarlarıyla bir araya gelen Atasagun, Cumhuriyet’in ‘Genç Subaylar Tedirgin’ yazısının kaynağını soruyor. Kendilerine de çok sayıda mektip geldiğini belirten Atasagun 1. Ordu Komutanlığı’ndan gelen mektuplara bakılırsa ordunun ihtilale hazır olduğu gibi izlenim çıktığını söylüyor.
Tempo24 isimli internet sitesi Balbay’a ait olduğu ileri sürülen notların bir bölümünü daha yayımladı. Notlardan Atasagun’un Cumhuriyet gazetesi yöneticileri ve yazarlarıyla 2003 yılında iki kez yemekte bir araya geldiği anlaşılıyor. İşte notlardan bazı bölümler:
(30 Mayıs 2003 Cuma günü Mit Müsteşarlığı’nda yemek Şenkal Atasagun (ŞA), Emre (EM)...İlhan Selçuk (İS)...İbrahim Yıldız, MB)
İS: Ben buraya karamsar geldim. Bugün Turhan’la da konuştuk. O da diyor, memleket ayağımızın altından kayıyor. Bana göre asıl tehlike irtica. Bunlar devleti ele geçiriyorlar. Sonra bu yasa yanına başka sağlamlaştırıcı şeyler eklemeden bir işe yaramaz ki...
ŞA: İlhan bey, ben sizin kadar karamsar değilim. Bunları biz tanıyoruz. Türkiye’de çark tersine, önce ben sonra partim en son ülkem. Oysa bunu tersine çevriebilsek... İnanın bunlar da öncekilerden farklı değil, önce kendilerini, ceplerini düşünüyorlar. Yolsuzlukla mücadele edeceklerdi ne oldu? Yok bunlar da çıkar peşinde. İdeolojiyi öne aldıkları falan yok. Haa tabii kadrolaşma önemli bir tehdit, bir şey bilmeyen insanları olmadık yerlere getiriyorlar... Bana göre laiklik tehlikesine karşı en büyük güvence Türk Silahlı Kuvvetleri. Ama inanın bunlar da öncelik ideoloji değil, kendi bekaaları. Kadrolaşma ciddi sorun, diyeceğim bir şey yok. Ama bunların çoğu bir yere gelmek isteyen insanlar. Bakın bana neler dediler, ‘Mesutçu’ dediler, ‘adamı’ dediler... adamı birkaç kez ya gördüm ya görmedim. Bir atanacağım zaman Lodra’ya çağırdı, otel odasında konuştuk.
ŞA: Cumhuriyet’in manşeti (Genç Subaylar Tedirgin) çok etkili oldu. Bu haber başka yerde çıksa başka değerde olur, bir de sizin imzanız var... Kaynağınız ne bilmiyorum ama önemli olmalı... Eğer mektuplarsa bize de geliyor. İstanbul’dan birinci ordudan geliyor. Oraya baksan birinci orduda her şey hazır, ihtilale hazırlanıyorlar...
MB: Kaynaklar sağlamdı.
ŞA: Gazetecilik olarak diyeceğim bir şey yok. Bu haber hangi gazeteciye gelse, önemli haber... Ama inanın bu haberle TSK içindeki çatlak derinleşti. Zarar verdi. Bunun devamında olumsuz bir şey olursa bundan AKP yararlanır. Bunu samimiyetle söylüyor. Özkök Paşa ile ilgili değişik şeyler konuşuluyor. Doğrusu ben kendisini biraz tanıyan biri olarak, bunların çoğunun doğru olduğunu sanmıyorum. Bir görüşmenizde yarar var bence.
ŞA: Evet ben her perşembe kendisiyle görüşüyorum. Olağan görüşme. Orada söz ederim. Biz TSK’nın hiçbir şeyine karışmıyoruz. Onlar eğer bir şey isterse yapıp çekiliyoruz. Ben de perşembe günü gider söylerim. Hem tanırsınız.
MB: Olabilir.
İS: Tamam biz bunu değerlendirelim, sizi arayalım.
ŞA: Önümüzdeki salı, çarşamba beni arayın. Eğer olumlu düşünürseniz devreye girerim. (gülümseyerek) Tabii sizin de görüşeceğiniz kişiler vardır... Önümüzde çok kritik bir, iki ay var... Bu dönem çok önemli. Testi kırılırsa iyi olmaz. Belki de kendi içlerinde tamir etmeleri daha iyi olur. Bunu yapabilirler. Ben sizin haberinizin bu bakımda hiç de iyi olmadığı görüşündeyim. (Radikal)

‘Öcalan’ı asmayacağız demedik, adil yargılarız dedik’
(13 Haziran Cuma Saat 20.00’de Marmara Köşkü’nde yemek. Katılımcılar: İlhan Selçuk, İbrahim Yıldız, Cüneyt Arcayürek, Mustafa Balbay, Şenkal Atasagun, Cevat Öneş, Emre Başer, Cem Koca.)
Soru (S-) Öcalan konusunda iki yıl önce yine sizinle yemek yerken bundan sonra biz kullanacağız demiştiniz. Şimdi ne durumda kullanabiliyor muyuz?
Atasagun- Biz o gün ortaya sekiz sayfalık bir metin koyduk. Dedik ki asılırsa şu olur, asılmazsa şu olur. Bir terör örgütü için en tehlikeli durum eylemsizliktir. Eylemsizlik çözülmeyi beraberinde getirir.
S- Bu çözülme geldi mi?
A- Yer yer geldi. Bunu görüyoruz. Ancak ürkütücü durum şu katılmalarda oluyor. Bizim çözülme ortamını sürdürmemiz lazım. Şu anda terör örgütünün 500’ü Türkiye’de 4500 Kuzey Irakt’ta olmak üzere 5 bin silahlı adamı var. Bunları ne yapıp edip terhis ettirmemiz lazım. Bunu da APO’yu idam ederek yapamayız. Bir defa idam edelirse kesin terör patlar... Bu kez sadece Güneydoğu’da olmaz, büyük şehirlere sıçrar. (...)
S- ‘Hain ilan edilsek de’ dediniz. Sizi devlet katlarında hain gibi gören mi var , bu konuda örneğin askerlel görüş ayrılığı mı var ?
A- Var tabii... Onlar farklı bakıyorlar. Tarafız diyorlar ama biz kesinlikle siyasetin dışına çıkarak güvenlik boyutuyla konuşmaya bakıyoruz. Biz herkesten bağımsızız. Sorulursa görüşümüzü söylüyoruz, çekiliyoruz.
...
S- Öcalan’ı asamayacağımız söyleniyor, daha getirilirken bu sözü verdiğimiz yazıldı ... Tuncay ÖZKAN’ın kitabında
A- Hayır biz kimseye asmayacağız sözü vermedik. Sadece, adil yargılamamızı istediler. O sözü verdik, o kadar. Asılırsa, büyük kentlerde Filistin tipi intihar eylemlerine hazır mıyız, bunu sormak lazım. Akmerkez’de bomba 40 ölü, Taksim’de 50 ölü... böyle bir duruma hazırmıyız.