H.E nasıl kurtulur?

13'ünde ilk evlilik
Türkiye'de aynı kaderi paylaşan milyonlarca kadından biri olan 45 yaşındaki H.E.'nin öyküsü Sivas'ta başladı. 13'ünde kendisinden 20 yaş büyük birisiyle evlendirilen H.E.'nin 14 yaşında çocuğu oldu. İstanbul'a göç eden H.E. kocasının ölümü üzerine koca şehirde yapayalnız kaldı. Bunun üzerine nakliyecilik yapan A.E. ile evlenmeye karar verdi.
İyi halden beraat
Bu evlilikten de bir çocuğu olan H.E. ilk günden itibaren dayakla da tanıştı. Önce sabretmeye çalışan H.E. kocası işsiz kalınca kapıcılık yapmaya ve evlere temizliğe gitmeye başladı. Oturdukları evden çıkartılınca biriktirdiği parayı kocasına verdi ve bir gecekondu aldılar. Bir gece kocası bıçakla üzerine gelince H.E. mahkemeye başvurdu ama mahkeme A.E.'yi 'iyi halden' beraat ettirdi.
Umudu tükendi
H.E. bu kez boşanma davası açtı ancak çocukların velayeti A.E.'ye verildi. Dava sonrası kocasının evden de attığı H.E. sığınma evlerinde yaşamaya başladı. Yine velayet davası açan H.E.'yi kocası rahat bırakmadı. Çalıştığı yerlere gidip kavga çıkararak H.E.'nin işten çıkarılmasını sağladı. Şimdi umudunu giderek yitiren H.E. soruyor: Beni kim kurtarır?
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Şişli Adliyesi'nin merdivenlerinde
ağlayan bir kadın. Ayakta durmakta zorlanıyor. Avukatlar, davalılar, davacılar hızlı hızlı geçiyor önünden. O başını merdivenin duvarına dayayarak, kocasından 20 yıl boyunca yediği dayakları, elinden zorla alınan iki çocuğunu ve evini düşünüyor.
Geceyi hangi sığınma evinde geçireceğini soruyor kendisine, bir de hakkını aramak için geldiği adliyede her defasında kapıların neden yüzüne kapandığını. Türkiye'de aynı kaderi paylaşan milyonlarca kadından biri H.E. Yaşadıkları kimseye yabancı değil.
Ancak o diğerlerine göre daha cesur. Okuma-yazma bilmemesine rağmen yaşadığı şiddetin, hakaretin, ezikliğin hesabını sormak için iki yıldır mahkeme mahkeme dolaşıyor. Ancak onu ne yeni çıkan Medeni Yasa kurtarıyor, ne karakol, ne de polis... Ve artık
umutları yavaş yavaş tükeniyor.
14 yaşında anne
H.E.'nin hikâyesi 1956 yılında Sivas'ta başladı. 13 yaşına geldiğinde, çocukluğunu bile yaşayamadan kendisinden 20 yaş büyük biriyle zorla evlendirildi. Bir yıl sonra da anne oldu. Büyük bir kente göç etmeyi düşündüklerinde ise çoktan İstanbul'un yolunu tutmuşlardı. Koca kent ilk olarak eşini elinden aldı H.E.'nin. Daha ne olduğunu anlayamadan küçük bir kız çocuğuyla 22 yaşında koca kentte yalnız kalmıştı.
Dayak başlıyor
Ne ailesinden ne de akrabalarından destek göremeyince, içi kan ağlayarak küçük kızını memlekete, kayınvalidesinin yanına gönderdi. Bir süre yalnız yaşamayı denedi. Başaramayacağını anlayınca, nakliyecilik yapan A.E.'yle evlenmeye karar verdi. Kızını da yanına alıp, mutlu bir yaşam hayal ederken, daha evliliğin ilk günlerinde tanıştığı dayakla, düşleri yerle bir oldu. Bir süre sonra kocası işi bırakınca, yaşadıkları apartmanda kapıcılık yapmaya başladı. İki çocuk annesi olduğunda ise dayağa, şiddete dayanması gerektiğini düşündü ve sabretti.
Rapor aldı
Kocası A.E.'nin bir gece bıçakla üzerine yürüyüp, öldürmeye çalışması H.E. için bardağı taşıran son damla oldu. Önce karakolun, sonra da mahkemenin yolunu tuttu. Üç günlük rapor aldı.
Bu arada apartman sakinleri de 'gürültüden' şikâyet edip, aileyi apartmandan attırdı. Elinde, avucunda ne varsa kocasına verdi. Bu parayla Şişli'de bir gecekondu alındı.
Zamanla H.E.'nin zengin evlerine temizliğe giderek kazandıklarıyla ev dayanıp döşendi. Bu arada mahkemeye başvurduğu ortaya çıkınca, kocası çılgına döndü ve H.E.'yi döverek, evden attı.
Kardeşine sığınan H.E. duruşma günü hâkim karşısına çıktı. Yaşadıklarını anlattı ve dayak yediğini belgeleyen üç günlük raporunu da mahkemeye sundu.
'İyi halden' beraat
Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi üç günlük raporu yeterli bulmadı ve dayakçı kocaya önce para cezası verdi. Ardından da 'iyi halini göz önüne alarak' beraatine hükmetti. Yargıdan aldığı bu darbeyle yıkılan H.E, çocuklarından ayrı kalmamak için yeniden evine, şiddete ve dayağa geri döndü.
Yaşadığı şiddet dayanılmaz boyutlara geldiğinde H.E. yeniden savcılığın yolunu tuttu. H.E.'nin adliyedeki çaresiz halini gören bir avukat İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi'ne başvurarak bir avukat atanmasını sağladı. Kendisini biraz daha güçlü hisseden H.E. mücadelesine
avukatıyla birlikte devam etti.
Önce 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'a dayanarak, kocasının evden uzaklaştırılmasını sağlamak için Şişli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurdu. Mahkeme, kocanın altı ay içinde evde şiddet uygulaması
halinde tutuklanacağını karara bağladı.
Çocuklar babaya kaldı
Bu karara güvenen H.E. evinin yolunu tuttu. Kendisini mahkemeye vermesini affetmeyen A.E, eşini yine hastanelik edinceye kadar dövdü. H.E. bu kez de yargı kararına uymadığı için kocasını mahkemeye verdi. A.E. hakkında 6 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı. Ancak bu kez de H.E. eşinin tehditleri yüzünden duruşmaya katılıp, derdini anlatamadı.
Bir başka dava da Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 'boşanma' istemiyle açıldı. İki yıl süren zorlu dava sürecinin ardından mahkeme çocukların velayetini
'çocuklar açısından yararlı olacağı' kanaatiyle babaya vererek, çiftin boşanmasına karar verdi. Boşanmanın ardından H.E. kendi parasıyla aldığı evinden de kovuldu. Bundan sonra tek çatısı İstanbul'un çeşitli yerlerindeki sığınma evleri oldu.
İşyerinde de dayak
İlk zamanlar çocuklarını görebilen H.E. daha sonra evin önünden bile geçememeye başladı. Eski kocası hem çocuklarını, hem onu tehdit ederek, görüşmelerini engelledi. H.E. bu kez de 'velayet davası' için adliyenin yolunu tuttu.
Çocuklarına tekrar kavuşabilmek, para kazanmak için çalışmaya başladı. Ancak girdiği her işyerinde yine eski kocasının gazabına uğradı. H.E.'nin çalıştığı yerlere gelen A.E. olay çıkarıyor, tehditler savuruyordu. İşyeri sahipleri de H.E.'nin işine son veriyordu. Bu arada velayet davasına sunulan raporlar ve dinlenen tanıklar, çocukların da babadan sürekli dayak yediğini, okula gönderilmediğini, aç bırakıldığını belgeledi.
'Beni kim kurtaracak?'
H.E. 'can güvenliği olmadığı' için yeniden Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu. Savcılık ise 'Bu işin üzerine gidersen, her şey daha kötü olur' öğüdüyle geri gönderdi. Karakollar ise H.E.'yi artık içeri bile sokmamaya başladı. Herkes aynı öğüdü veriyordu: "Vazgeç." Kendi parasıyla aldığı
evi gasp eden kocasına karşı 'tahliye' davası açan H.E. yaşadığı son olayla adeta bir kez daha yıkıldı. Yıllarca alınteriyle aldığı evin eşyaları, eski kocası A.E.'nin borçları nedeniyle teker teker haczedilmişti. H.E. şimdi de 'haczin iptali' davasını açmak için uğraşıyor.
Avukatının İstanbul Taksim'de bulunan bürosunda H.E. yeni açacağı dava için neler yapması gerektiğini bir bir anlatıyor. Gözyaşları ve üst üste yaktığı sigaralar nedeniyle anlatmakta zorlandığı hikâyesini,
"Beni kim kurtarır?" sorusuyla bitiriyor H.E.