Hanımlar beyler, elinizi görelim!

Tarihin en büyük iklim zirvesinde bütün ülkeler elindeki kartları masaya sürmeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Gül'ün Obama gibi Kopenhag'daki zirveye son gününde katılması bekleniyor
Haber: SERKAN OCAK / Arşivi

İSTANBUL - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kopenhag’da süren ‘Küresel İklim Değişikliği’ zirvesine, zirvenin son günü olan 18 Aralık günü katılacak. Türkiye en büyük iklim zirvesini ikisi bakan 114 kişilik heyetle takip edecek. 
Türkiye’nin ekibinde Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı AKP milletvekili Haluk Özdalga, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş , Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Hasan Zuhuri Karakaya gibi isimler  yer alıyor. 7 Aralık’da başlayan zirvede şu anda ülkeler grup toplantılarına katılıyor. Türk heyeti Kopenhag’daki asıl temaslarına 14 Aralık’ta başlayacak.
Cumhurbaşkanı Gül’ün, kapanış günü olan 18 Aralık’ta ABD Başkanı Baracak Obama da dahil 103 devlet başkanının yer alacağı zirveye  katılması bekleniyor. 
Kopenhag’da Türk hükümetinden zirveyi takip eden Çevre Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu, sürecin devam ettiğini ve şu anda grup çalışmalarına katıldıklarını anlatarak şunları söyledi: “Önümüzdeki hafta tüm heyet burada olacak. Asıl hedefler de o zaman açıklanacak. Şu anda burada süreç devam ediyor. Ancak çok hızlı devam ettiğini de söyleyemeyiz. Bu toplantılarda karşılıklı tartışmalar yaşanıyor. Kimi zaman gelişmekte olan ülkelerin listesinde yer alan ülkeler  gelişmiş ülkelerin isteklerini kabul etmiyor, kimi zaman da tersi oluyor. Biz buradaki toplantılarda Türkiye aleyhine olan gelişmeleri leyhe çevirmeye çalışıyoruz.”

Dünya için ne isteniyor?
 ‘Kyoto Protokolü’nün hedefi sera etkisi yaratan altı gaz kontrol altına almaya çalışmaktı. Bu altı gazın iklimde yarattığı hasar, karbondioksit cinsinden ifade ediliyor.  Dünyada halen atmosfere yılda 47 milyar ton (yani 44 gigaton) karbondioksite eş sera gazı salınıyor.
Uzmanlara göre küresel ısı artışının 2 derece sınırını aşmaması için bu miktarın 2020 yılına kadar yılda 44 milyar tona kadar indirilmesi gerekiyor.

Sera gazında dünyanın iki numarası
300 milyonluk nüfusuyla atmosfere salınan serna gazlarının yüzde 15.5’inin sahibi. Obama’nın teklifi: 2020 yılında karbon salımını 2005’teki düzeyine göre yüzde 17 azaltmak. 2030’da yüzde 41, 2050 itibarıyla yüzde 83 azalma hedefliyor. Kişi başına sera gazı salımı açısından dünyada beşinci. Kyoto Protokolü’nü imzaladı ama taraf olmadı. Herhangi bir yükümlülüğün altına girmedi. 

Türkiye: Önce gelişelim!
Türkiye atmosfere yılda 372.6 milyon ton sera gazı salıyor. Yani atmosfere salınan sera gazlarında Türkiye’nin payı sadece binde 5. Ancak bu oran giderek artıyor. 1990-2007 arasında Türkiye’nin sera gazı salımı yüzde 118-119 arttı. Türkiye bu alanda dünya lideri oldu. Türkiye’nin Kopenhag’a götüreceği önerilerin şunlar olması bekleniyor: 2020 yılında elektrik enerjisinin yüzde 25’ini temiz kaynaklardan elde etmek. Ağaçlandırma atağı. Tüm binalarda yalıtım. Demiryollarına ve metro ulaşımına yatırım. 

AB yola erken koyulmuştu
Dünyanın üçüncü büyük sera gazı üreticisi. Küresel sera gazlarının yüzde 11.8’nden sorumlu. Teklifi 2020 yılına kadar sera gazı salımını 1990’daki düzeye göre yüzde 20 azaltmak. ABD ve Çin gibi devlerin tavırnalarına göre bu oranı yüzde 30’a kadar çıkartabilir.
Kyoto Prokolü’ne imza atıp 2008-2012 arasında sera gazı salımını 1990’taki düzeye göre yüzde 8 azaltmayı taahhüt etmişti. Yani yola erken çıktı. Sanayi devriminin motoru olan ülkeleri içinde barındıran AB halen kişi başına düşen sera gazı emisyonu bakımından dünya 17’ncisi.
Yeni süreçte de liderlik edebilir. AB’ye göre küresel iklim mücadelesinin yılda 150 millar dolarlık bir faturası olacak. 27 ülkeli birlik bunun 7-22 milyar dolarını ödeyebilir.  

Yeni yeşil lider! 
Dünyanın ‘fabrikası’, tek başına tüm sera gazlarının yüzde 20.7’sinden sorumlu. Ama kişi başına sera gazı açısından hâlâ geride: 30’uncu. Halen beş dünyalıdan biri Çin’de yaşıyor. Tek çocuk politikasıyla dünya nüfusunun kontrol altında tutulmasına kilit rol oynadı. Teklifi: 2020 yılına kadar ürettiği birim mal başına saldığı sera gazı miktarını 2005’te olduğundan yüzde 40-45 aşağı çekmek.
Yeşil devrime öncülük etmeye kararlı olan Çin, zengin ülkelerin de salımlarını 2020’de 1990’dekine göre yüzde 40 azaltmasını istiyor. Kyoto Protokolü’nü imzaladı. Ancak gelişmekte olan ülke olduğu için herhangi bir yükümlülük altına girmedi. 

Ona kim böyle kal diyebilir?
Zenginlikle yoksulluğun iç içe geçtiği bir ülke. Küresel sera gazı salımının yüzde 5’inden sorumlu. Elektriğini büyük oranda kömürden sağlıyor. Ancak 1.1 milyarlık devasa nüfusunun yarısının hâlâ elektriği yok! Nüfusunun yüzde 40’ı günde 1.25 dolardan az gelirle yaşıyor. Yani nüfusunun yüzde 40’ı fosil yakıtlara dayalı Sanayi Devrimi’yle birlikte yaşanan ‘Batı tarzı refah’ı hiç tatmadı.  Dünya nüfusu 1800 yılında 1 milyardı. Sanayileşmeyle birlikte 1930’da 2 milyar oldu. İnsanlık 200 bin yılda ulaştığı nüfusu, 130 yılda ikiye katladı. 30 yıl sonra 1960’ta nüfus 3 milyar oldu. 1999 yılında ise 6.6 milyara ulaşıldı. Hindistan’ın teklifi: 2020 yılına kadar ürettiği birim mal başına sera gazı salımını 2005’tekine göre yüzde 20-25 düşürmek.


    ETİKETLER:

    Kadir Topbaş