@ismailsaymaz

Hasan'ın bir haftalık ölüm yolculuğu

Hasan'ın bir haftalık ölüm yolculuğu
Hasan'ın bir haftalık ölüm yolculuğu
"Beni öldürecekler" dedikten dört gün sonra cezaevinde 'asılı' bulunan Hasan Özer'in dosyası kapatıldı. Oysa dosyada ürperten bilgiler var...
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Kandıra T Tipi Cezaevi’nde koğuşunda kendisini asmış halde bulunan 21 yaşındaki Hasan Özer’in ölümüne ilişkin dosya, bütün kuşkulara rağmen kapatıldı. Radikal, Özer’in son bir haftasının resmini çekti. Buna göre Özer 28 Eylül ve 1 Eylül’de bileklerini kesti. 2 Ekim’de ailesini arayıp “Beni öldürecekler, şikâyette bulunun” dedi. Aynı gün savcılığa suç duyurusunda bulunan ailesinin dilekçesi işleme konulmadı. 3 Ekim’de boynunu kesti. 4 Ekim’de hâkime, “İçeride beni öldürmek istiyorlar” dedi. Aynı gün ‘genital bölgede travma’ şikâyetiyle hastaneye götürüldü. 5 Ekim’de koridorda çırılçıplak soyulup arandı. Dönüşte, ‘yıkım ekibi’nden olduğu iddia edilen eli palaskalı bir görevli, Özer’in odasına girdi. 6 Ekim’de, iddiaya göre intihar etti. Özer’in mahkûm arkadaşı, “Ölümünden bir veya iki gün önceydi. Hasan ‘Yapmayın’ diye bağırıyordu. İntihar ettiğini düşünmüyorum” dedi. Bunlara rağmen dosya kapatıldı. 

Hasan’ın bir haftası...
Hasan Özer, 16 yaşındayken babasının dükkânına giren hırsıza ateş ederek öldürmüş, sonra da cezaevine düşmüştü. Beş yıldır Kandıra T Tipi’nde kalıyordu. Özer, B-14 koğuşunda hem mahkûmların hem de ‘yıkım ekibi’ adı verilen görevlilerin işkencesine uğradığını iddia ediyor, koğuştan çıkarılmak istiyordu. Ailesini aradığı 15 Eylül ve 19 Ekim 2011’de “Müdürler göz yumuyor, beni müdürler dövdürttürüyor” demişti. Eldeki tutanaklara göre Özer’in ölüme yürüyüşü gün gün şöyleydi:
28 Eylül: Özer’in ‘kendisini kestiği’ yönünde tutanak tutuldu.
30 Eylül: Kocaeli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.
1 Ekim: ‘Jiletle kendini keserek zarar verdiği, kendini bahçe kapısından dışarı atarak koridora çıktığı’ belirtildi. Tutanağa göre her iki bileğini kesen Özer ‘hastane dönüşünde B/14 koğuşuna girmek istemediğinden zor kullanılarak götürülmüştü’.
2 Ekim: Telefonda ailesine, “Beni öldürecekler” dedi, savcılığa şikâyette bulunulmasını istedi. Kamera kaydına göre bunları söylediği an bir grup gardiyan Özer’i koridorda kovaladı, kargatulumba bir şekilde, belirsiz bir yere götürüldü. Ailenin aynı günkü şikâyeti savcılıkça işleme konulmadı. Ancak Özer’in ölümünden 20 gün sonra dosyaya gönderildi.
3 Ekim; ‘Özer’in banyoda boynunu kestiği, revire çıkarıldığı’ ve ‘Sağ boyun bölgesinde 10 santimetrelik kesi olduğu’ saptandı.
4 Ekim: Özer, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıktı. Hâkim, tutanağa şu ifadeleri geçirdi: “Sanığın vucudunda çizikler ve boğazında sargı bulunduğu görüldü. Soruldu: Çizikleri kendim yaptım. Cezaevine gitmemek için cama vurdum, boğazımı kesti. Cezaevinde beni öldürmek istiyorlar. Ramazan Gerginyay isimli hasmımı oraya koyuyorlar.” Aynı gün Kocaeli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Raporda, ‘genital bölgede travma şikâyeti’nden söz ediliyor.
5 Ekim: Geçici 2 No’lu koğuşta kalan Özer o sabah müdürle, sonra avukatla görüştürüldü. Koğuşundan çıkarılırken yarı çıplak vaziyette arandı. Görüştüğü avukatı, Özer’in gördüğü şiddet üzerine şikâyetçi olacağını belirtti. Kamera kayıtlarına göre dönüşte, saat 16.33’te Özer, iki gardiyan ile elinde palaska ve dedektör bulunan görevliyle birlikte odasına yöneliyor. ‘Yıkım ekibi’ olduğu söylenen palaskalı görevli, Özer’le odaya giriyor. Bu arada kapı önünde iki gardiyan içeriyi izliyor. Eli palaskalı kişi saat 16.37’de çıkıyor.
6 Ekim: Özer sabah sayımında kendisini banyo fıskıyesine asmış halde bulundu. Boyu 1.66 olan Özer’in, ayaklarının altında tabure dahi koymadan 2.83 santimetrelik yerden astığı ileri sürüldü.

Tutuklunun iddiası: İntihar değildir 

Özer’in kuşkulu ölümünden sonra İbrahim Özbay adlı bir tutuklunun ifadesi alındı. Özbay, “Sabah C-2 koğuşundayken Hasan’ın bağırma seslerini duydum. Ölümden bir iki gün önceydi. Hasan ‘Yapmayın, etmeyin’ diye bağırıyordu. İntihar ettiğini düşünmüyorum. Birlikte kaldığımız sürede böyle eğilimini görmedim. Hayattan beklentileri olan biriydi. Tahliyesine kısa süre kalmıştı. Ölümünde özellikle ikinci müdür Mikayil Mahmat’ın sorumlu olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu şahıs astığı astık, kestiği kestik davranan, mahkûm döven, hatta mahkûmlara adam dövdüren birisidir” dedi. Ufuk Altun da, “Hasan görevlilere ‘Beni o koğuşa vermeyin’ diyordu. Onlar da ‘Hasan bir şey olmaz’ dediler. Üç-dört gün sonra intihar ettiği haberini öğrendim. Rızası dışında birçok defa odasının değiştirilmesi nedeniyle baskıya maruz bırakıldığını düşünüyorum” diye ifade verdi.
Savcılık, B-14’te kalan 13 mahkûmun ve idare memuru Mikayil Mamat’ın şüpheli sıfatıyla ifadelerini aldı. Soruşturma bir yıl boyunca tanık ifadesi dahi alınmadan bekletildi. Ölümden 13 ay sonra Cezaevi Müdürü Halil İbrahim Demir ve 25 infaz koruma memuru tanık sıfatıyla dinlendi. Kandıra Savcılığı, 3 Aralık 2012’de Özer’in intihar sonucu öldüğü sonucuna vararak kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti. Avukat Nazan Yaman karara itiraz etti. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Mart 2013’te gerekçe göstermeden dosyayı kapattı.