'Hastane okulları' zorda

Hastane ilköğretim okulları, özel eğitimin en önemli alanlarından biri.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

İSTANBUL - Hastane ilköğretim okulları, özel eğitimin en önemli alanlarından biri. Ancak, Türkiye'de çoğu kimsenin varlığından bile haberdar olmadığı bu okullar, özel eğitim öğretmeni eksikliği, maddi kaynak ve derslik sıkıntılarıyla boğuşuyor.
Eğitim hakkı var ama...
Nüfusunun yüzde 12.29'u özürlü olan Türkiye'de Anayasal bir hak olan eğitim hakkından en çok mahrum olanlar özel eğitim alması gereken özürlüler. Hastanelerin ilköğretim okulları, özel eğitim içinde sorunları
olan alanlardan sadece biri.
İstanbul'da beş tane hastanede okul var: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çapa Tıp Fakültesi, Bakırköy SSK Doğum Çocuk, Bakırköy 75. Yıl Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları ve Bahçelievler 70. yıl Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi ilköğretim okulları.
Çeşitli hastalıklarından dolayı hastanelerde tedavi gören çocukların eğitim-öğretimden yararlanması ve ders yılı kayıplarını önlemek amacıyla kurulan hastane okullarında yapılan eğitim kimi zaman dersliklerde, kimi zaman da hasta çocukların yatakları başında veriliyor.
Yatak başında ders
Çapa Tıp Fakültesi Hastane İlköğretim Okulu'nda lösemi hastası olan da var, akciğer, karaciğer hastası olan da. Okuldaki iki öğretmenden biri olan Serpil Karauğurlu, şu bilgileri veriyor:
"İki dersliğimiz var. Yatak başı öğretmenliği de yapıyoruz. Akciğer hastalarının dersliğe gelmeleri zor. Çünkü yaşam destek makinesine bağlılar. O nedenle odalarına gidip seviyelerine göre ders anlatıyoruz, ödev veriyoruz.
'Kalbini verir misin?'
Hastane ilköğretiminde öğretmenlik yapmak çok zor. Çocukların durumları bizi de çok etkiliyor. 15 yaşında kalbiyle ilgili sorunu olan bir öğrencim doktoruna, 'Siz hayatınızı bu yaşa kadar yaşamışsınız. Ben ise daha 15 yaşındayım, kalbinizi bana verir misiniz?' demişti. Doktor dışarı çıkınca ağlıyordu. Çocukların aileleri de sürekli hastanede. Onların durumu da çok zor."
'Yeterli kaynak yok'
İki öğretmenin çalıştığı okulda öğrenci sayısı artınca zorluklar da yaşanıyor. Çünkü iki öğretmenin tüm çocuklara eğitim vermesi zor oluyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu okullar için müfredatı olsa da bu müfredata uymak zor. Karauğurlu, sağlık durumu öncelikli olan öğrencilerin akademik bilgilerinin de çok farklı olduğunu söylüyor:
"10-11 yaşında okuma bilmeyen çocuklar oluyor. Bu durumda çocuğun bilgi seviyesini baz alarak, program uyguluyoruz."
Ağır psikolojik şartlarda çalıştıklarını belirten Karauğurlu, sorunlarını da şöyle anlatıyor: "Yeterince kaynak ayrılmıyor. Özel eğitimde çalışan öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmeli. En çok eğitim materyallerinde sıkıntıya düşüyoruz. Örneğin harita, mevsim şeridi gibi şeyleri kendi paramla alıyorum. Maddi olarak destek yok."
Diğer öğretmen Figen Yıldırım da 1996'dan beri aynı okulda çalışıyor. Yıldırım, "En büyük sorun ailelerin ilk başta bu okullara soğuk bakmaları. Okul için malzeme eksik. Alan dar. Bir çocuk oynarken, başkasının ders çalışma şansı olmuyor" diyor.



Deneme-yanılma yöntemi
Bahçelievler'deki 70. Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
İlköğretim Okulu'nun sorunları ise daha farklı. Spastik olarak bilinen serebral palsi (beyin felci) olan çocukların eğitim gördüğü okula, dışarıdan da öğrenci geliyor.
Okul yöneticileri hastanedeki okulun, spastik engelliler ilköğretim okuluna dönüştürülmesini istiyor. Çünkü okulda eğitim alan çocukların tam anlamıyla özel eğitim almaları gerekiyor.
Onların da psikolog, konuşma pataloğu ve uygun eğitim materyallerine ihtiyaçları var.
'Engel fazla'
Okul müdürü Sinan Olgun, çocukların birden fazla engeli bünyesinde barındırdığını söylüyor: "Bu çocuklarımızın normal ilköğretimin dışında özel eğitim almaları gerekiyor. Özel eğitim almaları da binanın fiziki kapasitesinin, tüm eğitim elemanlarının değişmesi anlamına geliyor. Çocuklarımızda duruş, denge bozuklukları, hareketlerindeki düzensizlikler, konuşamama problemleri, orta, ağır, hafif düzeyde zihinsel engellilik bulunuyor."
Hastane dışından 28 öğrencisi olan okulun hastane içinden de şu an 11 öğrencisi var. Olgun, üç derslik ve üç öğretmenin olduğu okulun acilen spastik engelliler okuluna dönüştürülmesi gerektiğini vurguluyor:
"Bakanlığa da yazdık. Ancak bakanlık isteğimizi kabul etmedi. Eğitilebilir düzeydeki çocuklara yönelik bakanlığın eğitim programından yararlanıyoruz. Çocukların ortopedik engellerinin dışında eğitilebilir düzeyde zihinsel engelleri de var."
'İğneyle kuyu kazıyoruz'
Özel eğitimin amacına uygun verilmesindeki en önemli etken öğretmen. Ancak okulda çalışan öğretmenler özel bir eğitim almamış. Öğretmenlerin deneme yanılma yöntemiyle öğrendiklerini belirten Olgun, "Normal okulda çalışan öğretmenle özel eğitimde çalışanın özlük haklarında hiçbir fark yok. Öğretmenlerin özel eğitimden normal okula kaçışını engellemek lazım. Maddi sorunlar yaşıyoruz. Eğitim araç-gereç eksikliğimiz var. Örneğin fizyoterapiyle ilgili araç gereçler gerekiyor" diyor.
Sınıfında konuşma yeteneği olmayan öğrenci de bulunduğunu belirten öğretmen Şerife Alkaya, özel eğitim hakkında çok fazla bilgisi olmadığını söylüyor.
Kendi çabasıyla özel eğitimi öğrendiğini vurgulayan Alkaya, "Öğrencilerin her biri farklı. Burası normal okullardan çok daha zor. İğneyle kuyu kazıyoruz. Buradaki 10 çocuk 70 çocuğa bedel" diyor.


'Bu binayı yıkarım'
Kaya Teker'in 13 yaşındaki kızı İlke, 70. Yıl Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi İlköğretim Okulu'na gidiyor. Kaya Teker, "Kızım yürüme engelli olduğu için tekerlekli sandalyeyle hiçbir okul almadı. İlke evde okuma öğrendi. 'Bu binayı yıkarım, yine de kızını okula almam' diyen okul müdürleri bile oldu. Bu okulda aslında çocukların el becerilerini geliştirmeleri için atölyeler olmalı" diyor.
Bütün gün çocuklarını bekleyen aileler, okul yönetimine de yardımcı oluyor. Örneğin Teker, minibüsle bütün öğrencileri ve aileleri evlerine bırakıyor.
Bir başka veli Alev Karaköse'nin 15 yaşındaki kızı Yeşim de aynı okulda. Ortopedik sorunları ve kasılmaları olan Yeşim, daha önce evde özel eğitim almış. Annesi bu okulun kızının psikolojisine çok iyi geldiğini söylüyor: "Okul çağına geldiğinde sorunlar başladı. Çünkü ona göre okul bulamadık."