@hakki_ozdal

Hatice Ezgi Sadet: Devrim şarkısı çalan bir laterna

Hatice Ezgi Sadet: Devrim şarkısı çalan bir laterna
Hatice Ezgi Sadet: Devrim şarkısı çalan bir laterna
Ezgi Sadet, 20 yaşında bir Sanat Tarihi öğrencisiydi, Kobanili çocuklara oyuncak ve iyimserlik dağıtmak için gittiği Suruç'ta katledildi. "İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna" diye yazmıştı aylar önce. Bir laterna sesi gibi geçti aramızdan. Yaşamak ağrısını astı boynumuza...
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – 20 Temmuz 2015 tarihimizin en kara günlerinden biri oldu. IŞİD kuşatması ve taarruzu ile buna karşı direniş sırasında yerle bir olmuş kentin yeniden inşasına destek için Kobani’ye gitmek isteyen gençler, Suruç’ta hain bir saldırıyla katledildiler.

Hatice Ezgi Sadet onlardan biriydi…

20 yaşında, taşkın akan kanının gücüyle, dünyanın bu küçük ama uygarlık için anlamlı noktasına, Kobani’ye, insanlık ve adalet, çocuk sevgisi ve iyimserlik götürmeyi ümit eden bir fidan.

Ezgi, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde 2. sınıf öğrencisiydi. Üniversite sınavına haziran 2013’te, Gezi direnişinin en hareketli günlerinde girdi. Aklı ve bedeni Gezi’de, çocukluktan yeni çıkmış parmakları test kitapçığının üzerinde…

Sanat Tarihi bölümünü kazandığını “İşsiz olacağım ben. Mutluyum” diye duyurdu ağustos ayında. Barbarlık, işsiz kalmasına bile izin vermeyecekti. İnsanlığın en incelikli yanının tarihini okurken ve kendi en ince yanıyla insanlık tarihinin yardımına giderken öldürüldü.

Gezi'de gözünden vuruldu, Suruç'ta bacağından...

Berkin’in derin uykudaki direnişinde, Ali İsmail’e atılan son tekmenin peşinde, Soma’da yiten işçilerin arasında attı kalbi. Gezi’yi görmüş çocuklardandı. Bunlar yokmuş gibi yapamazdı.




Üşürdü, hep çok üşürdü ve “ne zaman ince giyinse hava soğuk olur”du… Soğuk başını ağrıtırdı, sinüziti vardı. Yine de kışın en kara günlerinde bile şehrin öbür ucundaki Olimpiyat Stadı’na giderdi; üşüyerek ama tereddüt etmeyerek... Beşiktaşlıydı çünkü. Beşiktaş’ı ve onun direngen yanını seviyordu. ‘Locası’ yoktu tribünde. Kış günü İkitelli’ye, Olimpiyat Stadı’nın zemherisine açık tribün biletiyle gidiyordu. Beşiktaş’ı seviyordu…

Sosyalistti Ezgi… Şeyh Bedrettin gibi haktan, Ulrike gibi bugünden, Denizler gibi yarından yanaydı.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesiydi. Federasyon her yıl düzenlediği yaz kampını bu yıl Kobane'de düzenlemeye karar verdi. En öndeydi. “Bu devrim bütün cinsiyet önyargılarının kırıldığı bir devrim. Rojava Devrimi'nde kendi özgürlüğümüzü görüyoruz. Rojava'da kadınlar cinsiyet yargılarını yıkıp, cephede en ön saflara geçtiler...”

Rojavalı kadınların siperlerine dizildiği bu son çağ savaşının cephesi ‘her yer’di oysa… Bir pankartın arkasında çocuklara oyuncak dağıtacağı saatleri beklerken öldürüldü.

Bayramın 1. günü, 17 Temmuz’da, Kobani’ye götürmek için toplanan yardımların tasniflenmesi ve kolilenmesine yardım etti Kadıköy’deki BEKSAV kültür merkezinde.

Ertesi gün instagram hesabına “Devrime gidiyoruz” notunu düştü…

Ve bir ertesi gün, kendisini Suruç’a taşıyacak otobüse bindi yoldaşlarıyla.

“İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna” diye yazmıştı aylar önce. Bir laterna sesi gibi geçti aramızdan. Yaşamak ağrısını astı boynumuza...


Alper Sapan: Kurtların yediği güvercin

Mersin'de protestocu gruba ateş açıldı: 2 yaralı

Veli Ağbaba: MİT Müsteşarı ve İçişleri Bakanı istifa etmeli

Okan Pirinç üniversiteye kayıt yaptıramadan teröre yenik düştü

Suruç'taki bombalı saldırı sonrası akıllara kazınan fotoğraf