Hayale koşarken töreye yakalandı

Çatalca Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerler, 20 Mayıs 2001 günü güneşin yeni doğmaya başladığı saatlerde güvenlik kontrolü yaparken bir taksiyi durdurdu.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Çatalca Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerler, 20 Mayıs 2001 günü güneşin yeni doğmaya başladığı saatlerde güvenlik kontrolü yaparken bir taksiyi durdurdu. Taksinin içindeki iki kişi kimliklerini gösterirken yollarını kaybettiklerini söyledi. Otomobilin arka koltuğunda battaniyeyle örtülmüş kabarıklık, jandarmanın dikkatini çekti. Battaniyeyi kaldıran jandarma eri, 16 yaşındaki bir kız çocuğunun kanlar içindeki cesediyle karşılaştı. Kızın adı Dilber Kına idi. Arabadakiler ise öldürdükleri kardeşlerinin cesedini gömmek için Çatalca'ya getiren
ağabeyleri Hacı ve Rıfat Kına.
Dilber Kına, Siirt'ten İstanbul'a göç eden kalabalık bir ailenin küçük kızıydı. Gaziosmanpaşa Küçükköy'deki iki oda bir salon gecekonduya üç aile sığmıştı. Evi, başkasına ait bir takside çalışan Hacı ve Rıfat Kına geçindiriyordu. Ağabeyleri, yengeleri, annesi, babası ve altı yeğeni ile toplam 14 kişinin yaşadığı gecekonduda çoğu zaman unutulan bir detaydı Dilber.
Dayaklı karşılama
14 yaşına geldiğinde Dilber için televizyon, hayaller dünyasına açılan bir pencere oldu. Geceleri kıvrıldığı yer yatağında kendisini, zengin ve eğlence ile dolu şöhretler dünyasında hayal ediyordu. İlk kez bir buçuk yıl önce, evinden kaçarak Etiler ve Beyoğlu'nda özlemini duyduğu dünyayı aradı.
Ama kendi evinin olduğu sokağın dışında, savunmasızdı. Evine döndüğünde günlerce dövüldü.
Dışarı çıkmasına izin verilmiyordu. Dilber için evi bir hapishane olmuştu. Bir ay önce bir kez daha, 'pembe dünyaya yolculuk' kararı aldı. Ve bir ay boyunca Dilber'den hiçbir haber alınamadı.
Ölüm kararı alınıyor
19 Mayıs 2001 Cumartesi günü, Kına ailesinin telefonu çaldı. Bir erkek sesi, "Kızınız, Küçükköy Camii'nin önünde" diyordu. Anne Maynur Kına, torunu Ş.K'yı da yanına alarak, camiye gitti. Dilber, boynu bükük bekliyordu. Hiç konuşmadan evin yolunu tuttular. Banyoya kapatıldı. Salonda babası ve ağabeyleri, töre gereği nasıl öldürüleceğini konuşuyordu. Karar verildi. Banyoda defalarca bıçaklandı, ölmeyince kafasına keserle vuruldu. Henüz gün aydınlanmadan cansız bedeni bir battaniye-
ye sarılı olarak evden çıkarıldı ve
otomobile kondu. Ağabeyleri Hacı ve Rıfat Kına, onu ormanlık bir alana gömerek izini yok edecekti.
Baba kabullendi
Cesedin jandarmalarca bulunmasının ardından, baba Sait Kına, anne Maynur Kına, yeğeni Ş.K, ağabeyler Hacı ve Rıfat Kına ile eşleri Gaziosmanpaşa Asayiş Şube Müdürlüğü'nde sorgulandı ve suçlarını kabul ettikleri belirtildi. Baba Sait Kına, cumhuriyet savcısı-na verdiği ifadede kızını tek başına öldürdüğünü, diğer sanıkların suçsuz olduğunu söyledi. 15 yaşındaki yeğen Ş.K, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı, adliyenin dışında bekleyen 20 akrabasının ellerini tek tek öptü.
Nöbetçi 2. Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk edilen cinayet zanlılarından baba Sait Kına ve ağabeyleri Hacı ve Rıfat Kına, tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderildi.