Hayat tarzına müdahale hukuk devletini bozar

Hayat tarzına müdahale hukuk devletini bozar
Hayat tarzına müdahale hukuk devletini bozar
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, alkol yasasını ima ederek uyardı: "Tarihimiz bazı kesimlerin hayat tarzına müdahalelerin iziyle dolu."
Haber: HACER BOYACIOĞLU - hacer.boyacioglu@radikal.com.tr / Arşivi

TÜSİAD’ın dün yapılan 2013’ün ilk Yüksek İstişare Konseyi toplantısına Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın sözleri damga vurdu. Kılıç, özellikle alkol yasası tartışmalarını ima ederek, ciddi uyarılarda bulundu. Kılıç, “Tarihimiz bazı kesimlerin hayat tarzlarına yapılan müdahalelerin izleriyle dolu. Bunlara yeni halkalar eklemek yorgun vicdanları daha da yoruyor. Toplum vicdanı ikna edilmeden atılan adımlar demokratik hukuk devletinin sicilini bozmaktan başka bir sonuç doğurmuyor” dedi. 

Farklı olmak haktır 

Toplantıda sözlerine yeni anayasayla başlayan Kılıç, siyasi partilerin kırmızı çizgili önerilerinin sürecin yavaşlamasına neden olduğunu belirtti. Bu süreçte toplumu çoğunluğun veya azınlığın dayatmaları ile karşı karşıya bırakmanın gerilimi arttıracağını belirten Kılıç, “Azınlıkta kalan kesimlerin temel haklarının da sayısal üstünlüklere bakılmaksızın demokrasinin ve hukuk devletinin teminatı altında olduğu unutulmamalıdır” dedi. Parti kapatma davalarına da özel bir bölüm ayıran Kılıç, “Kapatma davası açanlar, kapatanlar... Türkiye ’nin geldiği noktayı iyi analiz etmelidir. Bölünmez bütünlük ve laiklik ilkelerine yüklenen çağdışı anlayışların bugünkü tabloyu ortaya çıkardığnı cesaretle söyleme erdemini göstermeliyiz” diye konuştu.
Farklı olmanın bir hak olduğunu belirten Kılıç, “Kamu gücünün, bireysel tercihleri sorguladığı dönemler, hatırlanmak istenmeyen karanlık dönemlerdir. Demokratik sistem yalnızca ilgi uyandırmayan, tedirgin etmeyen düşüncelere değil, tersine, toplumu inciten, sarsan görüşlerin sergilenmesine izin verdiği için rejimlerin en yüreklisi olarak tarif edilmiştir” diyerek sözlerini sürdürdü.
Başkanlık sistemi tartışmalarına Fransız düşünür Montesquie ile katılan Kılıç, “Montesquie ‘yasama ve yürütme erkleri, aynı kişi ya da organda toplandığı zaman özgürlük olamaz. Aynı şekilde yargı, yasama ve yürütmeden ayrılmadığı zaman da özgürlük olamaz… Eğer bir kişi ya da organ, bu üç erki yani yasa yapma, uygulama ve yargılama erklerini kendinde toplarsa, işte bu her şeyin sonu demektir’ der” dedi. Gücün yozlaştırdığını tarihin ispatladığını kaydeden Kılıç, “Aslında özgürlüklere tehdit oluşturması bakımından, bir kişinin sınırsız iktidarı ile çoğunluğun sınırsız iktidarı arasında özde bir fark yoktur” vurgusu yaptı. Kılıç, güçler ayrılığının yanı sıra “muhalefet partilerinin iktidarları sıkıştırma gücü veya kendisine oy verenlere hissettireceği iktidar umudunun da” sistemlerin sağlıklı işlemesi için şart olduğunu belirtti. 

İki yüz bin hakaret davası 

Sorunlara heyecan verici tavırlarla meydan okumanın diyalog ve uzlaşmayı zayıflattığını kaydeden Kılıç, iki yüz bin civarındaki hakaret davası sayısının bile tehlikenin boyutlarını gösterdiğini söyledi. “Sokakta, meydanlarda, okulda, medyada, televizyon programlarında hâkim olan şiddet ve gerilim, geleceğin Türkiye’sinin en önemli potansiyel tehlikesidir” uyarısında bulunan Kılıç’ın konuşmasının son bölümü güncel bir tartışmaya dönüktü.
Üstü kapalı olarak içki yasasına değinen ve hayat tarzlarına yapılan müdahalelerin insan onurunda kapanmayan yaralar açtığını belirten Kılıç, “Siyasi ve sosyal tarihimiz, hayali korku ve endişe yüklü düşüncelerle toplumun bazı kesimlerinin hayat tarzlarına yapılan müdahalelerin izleriyle doludur. Bunlara yeni halkalar eklemek yorgun vicdanları daha da yoruyor. Toplum vicdanı ikna edilmeden atılan adımlar, demokratik hukuk devletinin sicilini bozmaktan başka bir sonuç doğurmuyor. Bu gerçeklerden ders almadan kamu gücünü kullananların, sınırları belirsiz tasarruflarla hak ihlaline sebep olması kabul edilemez” dedi.

 

3. dönemi merkeze söyleyin

Öğle yemeğinde işadamlarına seslenen Adalet Bakanı Sadullah Ergin, işadamı Sedat Aloğlu’nun “3 dönem sınırlamasını kaldırsanız” yönündeki sözlerine “Gençlerin önünü açmak için getirildi. Kimse vazgeçilmez değil. Şu an kural bu, bu nedenle memnuniyetlerinizi bize, şikâyetlerinizi genel merkeze aktarırsınız” yanıtını verdi. Ergin, cezaevlerindeki tecavüz ve kötü muamele iddialarının da araştırıldığını belirterek, “Hiç yok demiyorum ama tespit edildiğinde gereken yapılıyor” diye konuştu.

Sayıştay eleştirisi

Kılıç’ın eleştirileri arasında torba kanunlar ve hükümetin Sayıştay’ın yetkisinin kısıtlanmasına yönelik çalışmaları da yer aldı. Gelir ve giderlerin Sayıştay’ca denetlenmesinin kuvvetlerin denge sisteminin temel dinamiklerinden olduğunu söyledi. Kılıç, “Paket kanun alışkanlığı uygulamalarda yapılan yanlışlıkları kabule zorunlu kılıyor” dedi.