@hakki_ozdal

Hayri Kozakçıoğlu: Alacakaranlık yıllarının 'görev' adamı

Hayri Kozakçıoğlu: Alacakaranlık yıllarının 'görev' adamı
Hayri Kozakçıoğlu: Alacakaranlık yıllarının 'görev' adamı
12 Eylül'ün hemen öncesinde İstanbul Emniyet Müdürü, 90'lardaki en kanlı hesaplaşmaların hemen öncesinde ise OHAL Valisi'ydi. 'Yargısız infazlar' İstanbul'unun valisi de O'ydu. Adı yolsuzluğa karıştığında Demirel tarafından korunacaktı.
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da şiddetin en yoğun olduğu dönemlerde uzun süre Olağanüstü Hal Bölgesi (OHAL) Valiliği yapan Hayri Kozakçıoğlu, hep isminin etrafındaki tartışmalarla gündeme geldi. Kimi zaman OHAL Bölgesindeki insan hakları ihlalleri ve infazlar, kimi zaman adının ve kişisel hesaplarının karıştığı yolsuzluklar konuşuldu. 12 Eylül’ün hemen öncesindeki kanlı günlerde İstanbul Emniyet Müdürü olan Kozakçıoğlu, darbenin hemen ardından Kenan Evren tarafından Adana Valiliği’ne buradan da Diyarbakır Valiliği’ne atanmış, ‘hızlı yükseliş’ini sürdürerek DYP listelerinden iki de dönem milletvekilli seçilmişti.

1938 yılında Manisa’nın Alaşehir ilçesinde doğan Hayri Kozakçıoğlu liseye kadar doğduğu ilçede okuduktan sonra İzmir’e gitti ve 1955’te İzmir Atatürk Lisesi'nden mezun oldu.

Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne kayıt yaptıran Kozakçıoğlu 1959’da mezun oldu ve aynı yıl, İçişleri Bakanlığı’nda Kaymakam adayı olarak göreve başladı. Çamlıhemşin, Ardeşen, Delice, Çüngüş, Çınar, Kepsut ve Gökçeada ilçelerinde kaymakamlık yaptıktan sonra 1970 yılında Mülkiye Müfettişliğine ve daha sonra Başmüfettişliğe atandı.

Soğuk savaşın en dizginsiz şekilde devam ettiği 70’li yıllarda, ABD-NATO-Batı ittifakı içinde yer alan Türkiye ’nin ‘önemli bir güvenlik bürokratı’ haline geleceği, yurtdışına “güvenlik hizmetleri ile ilgili inceleme ve araştırma” yapmak üzere gönderilmesiyle belli olmuştu aslında. Daha sonra ortaya çıkacak ‘Kontrgerilla/Gladio’ tartışmalarında adı sıkça geçen Kozakçıoğlu’nun, bu yıllarda ABD’de diğer ülkelerden güvenlik bürokratlarıyla birlikte ‘özel’ eğitim aldığı öne sürüldü.

Türkiye’de giderek bir iç savaş görünümü almaya başlayan 'siyasi' kamplaşmanın iyiden iyiye artmaya başladığı 1978 yılında yurda döndü ve Erzurum Valiliği’ne atandı. Ama kısa bir süre sonra, ülkenin kalbine, İstanbul’a atanacaktı. Kanlı ‘77 1 Mayıs’ının üzerinden 1 yıldan biraz fazla geçmişti ki Vali kadrosu ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne atandı. İstanbul sokaklarının kanlı çatışmalara, suikastlara ve infazlara tanık olduğu o karanlık 1,5 yıl boyunca bu görevi sürdürdü.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden hemen sonra Adana Valiliği’ne atandı. 3 yıl Adana ve 3,5 yıl Sakarya Valiliği görevlerinden sonra 12 Ocak 1987’de Diyarbakır Valiliği’ne başladı. Sadece 6 ay sonra 19 Temmuz 1987’de ise Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne getirildi. Oldukça kanlı çatışmaların yaşandığı 4 yıllık bir görev süresinin ardından 19 Ağustos 1991’de İstanbul Valiliği’ne atandı. 

Kozakçıoğlu'nun İstanbul'a atanmasının hemen öncesinde, 10 Temmuz 1991'de JİTEM tarafından öldürülen Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın için düzenlenen cenazede polisin ateş açması sonucu 6 kişi öldü, 1000'e yakın kişi yaralandı. Bu cenaze, bölgede paramiliter güçlerin de sık sık dahil olacağı bir boğazlaşmanın ve bir süre sonra devlet içinde çeteleştikleri açığa çıkacak olan resmi yetkililerin 'sertlik' politikasının da en net alameti olacaktı.


İSTANBUL'DA EV BASKINLARI
Hayri Kozakçıoğlu’nun Valilik yaptığı dönemde İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’di… İstanbul’da özellikle Dev-Sol’a yönelik sert operasyonlar düzenlendi ve bu operasyonlar hep ‘yargısız infaz’ iddialarıyla gündeme geldi. 6 Mart 1993’te, bir süredir Dev-Sol’un lideri Dursun Karataş’la anlaşmazlığa düşmüş olan ve Karataş tarafından ‘darbeye teşebbüs’le suçlanan Bedri Yağan’ın Kartal’da saklandığı eve yapılan operasyonda, ev sahibi çiftin 11 aylık ve 5 yaşındaki çocuklarının gözleri önünde öldürülmesi büyük tartışma yaratmış, dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı da daha sonra bu operasyonla ilgili Valilik ve Emniyet Müdürlüğü’nü de ilgilendiren önemli ifşaatlarda bulunmuştu. Türkiye bu operasyonlar nedeniyle AİHM tarafından pek çok kez yaşam hakkının ihlali suçlamasıyla mahkum edildi.

İstanbul Valiliği görevini sürdürdüğü 1993’te Kozakçıoğlu’yla ilgili bir yolsuzluk iddiası gündeme bomba gibi düştü. Olağanüstü Hal Bölge Valiliği hesaplarında yer alan ve Birleşmiş Milletler mülteci fonuna ait olduğu belirtilen 2 milyar lirayı (yaklaşık 250.000 dolar) kendi adına açılan hesaplara geçirdiği belirtiliyordu. Kozakçıoğlu basında yer alan bu iddiayı yalanlamak için iki klasörle çıktığı bir basın toplantısı düzenledi, ama tam bir yalanlama yapamadı. Söz konusu parayı dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli’nin onayı ile 12 Ağustos 1991’de kendi hesabına aktardığını ve 18 Ocak 1993’te Bölge Valiliği’nin talebi üzerine geri gönderdiğini ileri sürdü. Ancak Mustafa Kalemli Kozakçıoğlu’nun söz ettiği transferlerden haberdar olmadığını açıkladı. Üstelik, "Vakıflar Bankası Sirkeci Şubesi'nde hesabım yok’’ dediği halde, bu şubedeki 5 ayrı hesabında, birbirine çok yakınn tarihlerde 1 aylık vadeyle yatırılmış 7 milyar lirası olduğu ortaya çıktı. Kozakçıoğlu, OHAL Bölgesinden İstanbul'a gelirken para transfer etmekle suçlanıyordu, aleyhinde güçlü deliller vardı ve oldukça zor durumdaydı. 

Mehmet Ağar, Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu 'üçlüsü', zaman zaman korku ve dehşet salan bir 'güvenlik trio'su olarak hep birlikte anıldı. Sonra 'siyasetçi' olarak DYP'de bir araya geldiler. Ama bu üçlünün arasını da ‘hesaptaki para’’ bozacaktı. Kozakçıoğlu, 'belgelerle' çıktığı basın toplantısında, kendisine yönelik suçlamaları ‘‘Erkan ve Ağar'ın komplosu’’ olarak tanımladı. Mehmet Ağar'ın İstanbul'daki görevinden alınmasını kendisine bağladığını, Ünal Erkan'ın da gözünü kendisinin koltuğuna diktiğini düşünüyor, bu yüzden, ‘‘Çeşitli organizasyonlara girdiklerini’’ söylüyordu. ‘‘Amaç, Köşk'ü yıpratmak’’ diyerek de bu güç çekişmesinde kendisine 'hami'lik yapabilecek noktaya 'selam' gönderdi!

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de bu 'selamı' aldı ve devreye girdi. Tansu Çiller'in istifasını istediği DYP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul milletvekili Hayri Kozakçıoğlu için Hürriyet'e şunları söyleyecekti: ‘‘Bu insanı savunmak benim için vicdan borcudur. Ben bu işe karışırım ve kelle koltukta çalışan bu insanı korurum.’’ Demirel'e yakınlığıyla bilinen bakanlardan Cavit Çağlar da aynı tondan çalacaktı: ‘‘Kozakçıoğlu için zimmetli veya zimmetsiz suçlamaların kenarından bile bahsedilmesi haksızlıktır.’’

Son olarak Cumhurbaşkanı Demirel, “Paralar örtülü ödenekten teröre karşı mücadele için verilmiştir. Ancak ne için harcandığı açıklanırsa devlet sıkıntıya düşer” dedi ve 'konu' kapandı.

İstanbul Valiliği görevini 1 Kasım 1995'te Rıdvan Yenişen'e devrettikten sonra 20 ve 21. Dönem parlamentolarında DYP listelerinden İstanbul Milletvekilliği yaptı.

Kozakçıoğlu evli ve 3 çocuk babasıydı...