Hazine, Uğur Mumcu tazminatının peşinde

Hazine, İçişleri Bakanlığı'nın Uğur Mumcu'nun ailesine ödediği 19 milyar liranın Umut davası sanıklarından tahsil edilmesini istedi.

Hazine, Uğur Mumcu cinayetinin ardından, İçişleri Bakanlığı'nın Mumcu ailesine ödediği yaklaşık 19 milyar liranın yasal faiziyle Umut davası sanıklarından tahsil edilmesini istedi.
Gazeteci-yazar Uğur Mumcu suikastının faillerini yakalamak amacıyla başlatılan, daha sonra ortaya çıkan bağlantılar üzerine Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'un öldürülmesi gibi 22 olayı kapsayan 'Umut Operasyonu'na ilişkin 24 sanıklı davanın bugünkü duruşmasında, sanıklar ve avukatları, esas hakkındaki savunmalarını yapmaya başladı.
Ankara 2 No'lu DGM'de görülen davanın bugünkü duruşmasına, 15'i tutuklu 18 sanık ve avukatları ile müdahil avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, müşteki Hazine avukatı Sema Tiryaki'nin esas hakkındaki görüşlerini bildiren dilekçe sunduğunu belirtti.
Başkan Eken, Savcı Hamza Keleş'in de talebi doğrultusunda Tiryaki'nin, davaya müdahil avukatı olarak katılmasına karar verildiğini açıkladı.
Avukat Tiryaki, dilekçesini tekrarladığını ifade ederek, Uğur Mumcu cinayetinin failleri olarak yakalanan Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel'in cezalandırılmalarını istedi. Tiryaki, cinayetle ilgili olarak İçişleri Bakanlığı'nın Mumcu ailesine ödediği yaklaşık 19 milyar liranın yasal faiziyle sanıklardan tahsil edilmesini talep etti.
Başkan Hüseyin Eken, İstanbul Üniversitesi'nden, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında, 'hazırladığı raporun bilirkişi raporu ve mahkemeyi etkileyecek bir rapor olmadığı' gerekçesiyle soruşturma açılmasına yer olmadığına dair kararın mahkemeye gönderildiğini kaydetti.
Müdahil avukatı Ceyhan Mumcu, bu kararın kendisine de tebliğ edildiğini ifade ederek, Fincancı hakkında soruşturma açılmaması kararına, Danıştay 2. Dairesi'nde itiraz ettiğini söyledi. Mumcu, Fincancı'nın raporunun 'örgüte yardım ve yataklık' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.
Sanıklardan Mehmet Kassap'ın avukatı Abdürrahim Özer, geçen celse yaptıkları esas hakkındaki savunmalarını tekrarladığını kaydederek, müvekkilinin beraatını istedi.
Kassap da, esas hakkındaki savunmasında, yasadışı hiçbir faaliyetinin olmadığını söyledi. Kassap, ciddi bir davada yargılanması nedeniyle tutuklu olmasını normal karşıladığını ifade ederek, "Ben öğretmenim ve öğrencilerimi özledim. Beraatımı ve tahliyemi istiyorum" dedi.
Esas hakkındaki savunmasını yapan sanık Mehmet Şahin'in avukatı Mehmet Ballı, dava konusu soruşturmanın başlangıcının Hizbullah
operasyonuna dayandığını ifade ederek, "Müvekkilim Hizbullah'ın ele
geçirilen disketlerinde adının geçmesi nedeniyle yakalandı ve burada yargılanıyor" diye konuştu.
Sanıklardan Abdülhamit Çelik ve Yusuf Karakuş'un, Uğur Mumcu'nun katil zanlıları olarak yakalandıklarını, fakat daha sonra zanlıların onlar olmadığının anlaşıldığını dile getiren Ballı, "Bu da soruşturmanın ve davanın üzerine gölge düşürmüştür" dedi.
Avukat Ballı, şöyle devam etti:
"Müvekkilim Mehmet Şahin, milli antrenördür ve ulusal ve uluslararası başarılar kazanmıştır. Çalıştığı spor salonuna Emniyet
Müdürü Hasan Özdemir'in de aralarında bulunduğu polisler gelip gitmektedir. Spor salonu karakolun yanındadır ve Fatih gibi kalabalık bir semttedir. Salonda günde yaklaşık 50 kişi spor yapmaktadır. Böyle
bir yerde örgütsel faaliyet yapmak akıl ve mantığa uygun mudur sizce?
Müvekkilim hakkında çeşitli iddialar ortaya atılmaktadır. İranlı'nın biri geliyor, 'şunu öldürelim, bunu öldürelim' diyor. Bu, bu kadar basit olmamalı. Örgütte askeri kanat, kültürel kanattan bahsediliyor. Hasan Kılıç'ın kültürel kanatta olduğu iddia edilmesine rağmen, olayları onun tertiplediği belirtiliyor. Oysa ki, eylemi
askeri kanadın yapması gerekmez mi? Bu da, olayların sanıklar tarafından yapılmadığının bir göstergesidir. Müvekkilim, milli antrenördür, milli terörist değildir.
Dönemin spordan sorumlu bakanı Mehmet Ali Yılmaz, 'spor dalınızla ilgili başka bir ülkeden tüzük getirirseniz, size federasyon kurdururum' demiştir. Bunun üzerine de müvekkilim İran'a gitmiştir."

'İSTİKLAL MARŞI'NI DİNLETTİRDİM'

Sanık Mehmet Şahin de esas hakkındaki savunmasında, Tevhid dergisi ve Selam gazetesinde çalışan Mehmet Ali Tekin'in aile dostu olduğunu ve nadiren görüştüklerini söyledi. Hasan Kılıç'ın poşet fabrikasına
ortak olduğunun iddia edildiğini ifade eden Şahin, belgelerde bu yönde bilginin bulunmadığını belirtti. Yasadışı örgüt üyesi olmadığını, siyasi faaliyetlere dahi katılmadığını öne süren Şahin, "Kendimi spora adamış biriyim. Birçok ülkede İstiklal Marşı'nı dinlettirdim, büyük sporcular yetiştirdim. 25 yıldır aynı evde oturuyorum. Mahallede ve Selam gazetesinde çalışan Mahallede herkes beni tanır ve bir örgütle bağlantım olmadığını bilir. Basın tarafından da tanınıyorum. Böyle bir insanın bu olaylara girerek hayatını karartması mümkün müdür? Hasbelkader tanıdığım insanlar yüzünden burada yargılanıyorum" diye konuştu. Şahin, üzerine atılı suçu işlemediğini belirterek, beraatini talep etti.
Mahkeme Başkanı Eken, duruşmaya, öğleden sonra devam edilmek üzere ara verdi.