Hedef Başbakan'ı Köşk'e çıkarmamak

Hedef Başbakan'ı Köşk'e çıkarmamak
Hedef Başbakan'ı Köşk'e çıkarmamak
Gezi Parkı eylemi ile başlayan ve tüm illere yayılan eylemler günlük yaşamı, sosyal hayatı derinden etkiledi. Şimdi bu eylemlerin siyasal sonuçlar doğurup doğurmayacağına kafa yoruluyor. Peki AK Parti, bütün bu gelişmeleri nasıl okuyor? İktidar cephesi, bir konuda mutabık. Bütün bu olup bitenlerin hedefinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğuna inanılıyor. Onlara göre durum şöyle ...
Haber: ÖMER ŞAHİN - omer.sahin@radikal.com.tr / Arşivi

Gezi Parkı eylemi ile başlayan ve tüm illere yayılan eylemler günlük yaşamı, sosyal hayatı derinden etkiledi. Şimdi bu eylemlerin siyasal sonuçlar doğurup doğurmayacağına kafa yoruluyor. Peki AK Parti, bütün bu gelişmeleri nasıl okuyor? İktidar cephesi, bir konuda mutabık.

Bütün bu olup bitenlerin hedefinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğuna inanılıyor. Onlara göre durum şöyle: Arka planda bu işleri planlayan bir “irade” var. “Masum çevre eylemi” olarak başlayan gösteriler küresel bir senaryoya dönüştürülmek isteniyor. İşte bu “irade”nin amacı, Türkiye’yi “kaosa” sürükleyerek iktidarı “yönetemez” duruma getirmek. O yüzden gerginlik seçimlere kadar sürecek. Farklı konularda benzer eylemler sahneye konulacak. AK Parti, ilk olarak İstanbul Belediye seçimlerinde yenilgiye uğratılmak isteniyor. Çünkü “İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder.” Demokrasi tarihimizde Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sancılı olmuştur. Bu seçim sürecinin de sakin geçmesi beklenemez. Büyük hedef Başbakan Erdoğan’ı bırakın başkanlığı, cumhurbaşkanı adayı dahi olamayacak hale getirmek. Hatta, oluşacak yeni siyasal tablo ile yeni cumhurbaşkanı’nı eskiden olduğu gibi TBMM’ye seçtirmek. Bu “irade” sonuca gitmek için elini AK Parti’nin “içi”ne de atacak. Özellikle Gül-Erdoğan ilişkileri, 3 dönem gereği siyasete veda edecek isimler, seçimler öncesi adaylık beklentisi olacaklar üzerine odaklanacaklar.

AK Parti, bundan sonra birçok şeyin eskisi gibi olmayacağının farkında. Kendi içinde özeleştirisini de yapıyor. Bunun yanı sıra siyasi hasar tespit raporu üzerine çalışıyor. Toplumda yükselen bu dalgayı anlamaya, hatta 90 kuşağının analizi üzerine yoğunlaşıyor. Gezi Parkı ile başlayan eylemlerin Cumhuriyet mitinglerine benzemediği, farklı bir kitlenin itirazı ile karşı karşıya olunduğu da kabul ediliyor. Partinin önemli bir ismi, yaşananlar için “Post 27 Mayıs” benzetmesi yaptı. Otoriterlik, yaşam tarzına baskı suçlamaları ile ortalığa yayılan ‘yalan haberler ’in Menderes’in son dönemiyle benzeştiğini söyledi. Ana aktör olarak CHP ’yi gören aynı AK Partiliye göre, “Eylemlerin arkasında ‘milli irade’ olduğu söylenemez. Pop, trendy bir eylemle karşı karşıyayız. 27 Mayıs’tan farkı askere çağrı yapılmaması.” 

Alkol vetosu gelir mi? 

Siyasi kutuplaşmalar geçmişte AK Parti’ye yaramıştı. Bu kez şartların farklı olduğu, kutuplaşmanın topluma da partiye de faydası olmayacağı görüşünde olanlar çoğunlukta. Siyasal iklimin yumuşaması, gerginliğin giderilmesi gerektiğine olan inanç yüksek. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çıkışları, Başbakan’a vekâlet eden Bülent Arınç’ın ortalığı yatıştırma misyonu olumlu görülüyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan sokaktakileri eve çekebilecek iki hamleden söz edenler var: Köşk’ün alkol düzenlemesini kısmi vetosu ve Başbakan Erdoğan’ın Afrika dönüşü taze bir başlangıç için yeniden balkon konuşması yapması. AK Parti örgütlerine gelince… Seçmen tabanına göre daha motive oldukları ortada. Her şeye karşın içinde başka “iş” olduğuna olan inanç Başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın ağzından çıkan “Başbakan Erdoğan’ı yedirtmeyiz” sözü etrafında kenetlenmiş onları. AK Parti teşkilat ve gençlik kolları karşı eylem için hazır kıta denebilir. Başbakan Erdoğan’ın Afrika seyahati dönüşü büyük bir gövde gösterisine sahne olabilir.