'HEP'e kapatma kırılma yarattı'

'HEP'e kapatma kırılma yarattı'
'HEP'e kapatma kırılma yarattı'

ANAP ın kurucularından Işın Çelebi, kitabında Türkiye nin kritik yıllarını yeniden hatırlattı.

Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye ’nin 12 Eylül Darbesi’nden sonraki sivilleşme sürecinde iktidarda olan ANAP sevabıyla günahıyla en çok tartışılan siyasi konular arasında geliyor. Dönemin mimarlarından Işın Çelebi anılarını ‘Türkiye’nin Dönüşüm Yılları’ kitabında toplayarak, süreci kendi gözünden değerlendirdi. Kitabı anlatan Çelebi, 1993’ten sonrasını ‘karanlık yıllar’ diye niteliyor.
Kitabınızda da bir bölüm olan 12 Eylül sürecini 2012’de yaşanan tartışmalardan bakınca nasıl değerlendirirsiniz? 1983’le 1992 arasına bakmak lazım bir; 1992’yle 2002 arasında bakmak lazım iki. Bir de 2002’yle 2010 arası var. 1983-1992 dönemi Türkiye’nin bir demokratikleşme/sivilleşme dönemiydi. Özal’ın ölümünden sonraki dönem bir karanlık dönem. Uğur Mumcu’nun öldürülmesiyle başlayan bir süreç bu aynı zamanda. Adnan Kahveci’nin, Eşref Bitlis’in, Turgut Özal’ın ölümü… Sonra ‘94’te yönetim hatalarından kaynaklanan bir ekonomik kriz yaşandı. Tansu Çiller’le Mesut Yılmaz’ın çekişmesi ve çatışması bir başka ilginç süreç yarattı. O dönemdeki Susurluk Olayı ve Helsinki İnsan Hakları İzleme Komitesi’nin raporlarına göre, 1900’e varan faili meçhul cinayet var. Susurluk olayı devletin duvara vurması. Bunların sonucunda Refah Partisi yükseldi. O süreç 2002’de AK Parti ’yi getirdi.
ANAP’ın kurucu kadrosundaydınız, o dönem nasıl bir ruh vardı? Özal ülkeye karşı büyük heyecan duyardı. Değişim olması gerektiğini düşünen bir insandı. O zaman biz 141, 142, 163’ü kaldırırsak demokrasi geleceğini düşünüyorduk. Onun için çok mücadele ettik, kaldırdık, demokrasi gelmedi, 301 geldi. DGM’leri kaldırdık, Özel İhtisas Mahkemeleri geldi. Demokratikleşme sorununu aşmakta zorlanıyoruz Türkiye’de.
Özal’ın Kürt meselesinde önerdiği çözümlerin ön açıcı olabileceği de konuşulanlar arasında. Özal’ı vesayetin temsilcileri kabul etmek istemediler. Toplumun belli bir kesimi onun cumhurbaşkanlığını içine sindiremedi. Biz Kürt meselesinin demokrasi eksikliği kadar önemli bir sorun olduğunu düşündük. Terörü ayrı bir kulvarda çözerken, Kürt meselesinin Meclis içinde çözülmesi gerektiğini savunduk. HEP’in Meclis’te yer almasını arzu ettik. Türkiye’nin yapısal dönüşümü için 2. Değişim Programı’nı hazırladık ama hayata geçirme fırsatı olmadı.
1990’dan itibaren mihenk taşlarını saymanız gerekse… Nisan 94 krizi, Susurluk olayı, HEP’in kurulup kapatılması, DEP’in milletvekillerinin tutuklanması. Bu üç mesele toplumu çok olumsuz etkiledi. Sonra Lice olayları… HEP’in kurulması önemliydi, Özal’ın buna destek verdiğini yakından biliyorum ama HEP yaşatılmadı. İlk faili meçhul cinayet HEP’in Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’dı. Bunu bir dönemeç olarak görüyorum. Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinin başlatılmasını çok önemli görüyorum.