Her an hepimizin başına gelebilir

Tutuklandılar
İstanbul'da 'yol tartışması'nda ölen İbrahim ve Soncay Doğan Bartın'da defnedilirken, ailesi yıkıldı: "Ocağımız söndü." Şoförlükle geçinen İbrahim'i, eşi, kardeşi ve çocuğunun önünde suya atan Bahadır Keskin ve Akın Alabur'sa yakalandı ve tutuklandı.
Dosyaları kabarık
Keskin'in 'bıçakla yaralama, darp, fuhuş, havaya ateş açmak'tan beş, Alabur'un 'bıçakla yaralama'dan iki kaydı var; ama sabıkaları yok! Yakalanmaları için can almaları gerekti. Bağcılar'da evinin önünde öldürülen Uğur Korkulu'nun katilleriyse kayıp.
Hataları: Eğlenmek!
İbrahim'in ve kardeşi Soncay'ın hatası, tıpkı Korkulu gibi, eğlenceden dönerken 'yanlış kişiler'le yollarının kesişmesiydi. Şehir eşkıyalarının son mağdurlarından CHP'li Zeynep Damla Gürel: "Emniyet suçların farkında. Kent yaşanmaz hale geldi."

İSTANBUL - Bir çay fabrikasında şoför olarak çalışan 27 yaşındaki İbrahim Doğan, önceki gün eşi Nurgül, 1.5 yaşındaki kızı Azra ve 22 yaşındaki kardeşi Soncay Doğan'la Sarıyer'de dolaşıyordu. Önlerindeki araç Doğan'a yol vermiyordu. Bu araçta Bahadır Keskin ve Akın Alabur vardı. İki araç arasında Haydar Aliyev Caddesi'nde tartışma çıktı. Öndeki araç durdu, Keskin ve Alabur, bıçaklarla Doğan'ın üzerinde yürüdü. Doğan, kendisini tartaklayan zanlılarca denize atıldı. Doğan, denizde boğuşurken kandeşi Soncay da ağabeyini kurtarmak için suya daldı. İbrahim Doğan, eşi ve kızının gözleri önünde, kardeşi Soncay ile birlikte sularda kayboldu.
'Ocağımızı söndürdüler'
İbrahim Doğan, asgari ücret ve prim alıyordu. Soncay da bir hafta önce bir şirkette güvenlik görevlisi olarak işe başlamıştı. Babaları işsizdi. Dört kişilik bir aileydiler. Sarıyer Kazım Karabekir Mahallesi'nde 230 YTL kirayla bir evde oturuyorlardı. Soncay, mahallenin sevilen delikanlılarındandı. İbrahim de işyerinde öyleydi. 10 yıl önce İstanbul'a iyi bir hayat umuduyla gelen kardeşlerin cenazesi dün memleketleri Bartın'a gitti. Kardeşler Terki Haliller Köyü'nde toprağa verilirken, yakınları tepkiliydi. Anneanne 73 yaşındaki Elmas Heper, şöyle dedi: "En son Kurban Bayramı'nda yanıma gelmişlerdi. Onları güle oynaya gönderdim, kefenle geldiler. Ocağımızı söndürdüler.."
Zanlılar tutuklandı
İbrahim Doğan'ı suya attığı gerekçesiyle yakalanan Alabur ile eniştesi Bahadır Keskin ve eşi Hatice Keskin'se dün önce Asayiş Şube Müdürlüğü'nde sorgulandı, sonra Sarıyer Adliyesi'ne gönderildi. Zanlılar adliyeye giderken gazetecileri tekmeledi.
Keskin ve Alabur, tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderilirken, Hatice Keskin serbest bırakıldı. Keskin ve Alabur, aslında 'karakola' pek yabancı değil. Keskin'in bugüne dek bıçakla adam yaralama, darp, fuhuş, havaya ateş açma suçlarından Emniyet'te beş ayrı kaydı var. Alabur'un ise bıçakla adam yaralamaktan iki ayrı kaydı bulunuyor.
'Emniyet suçların farkında'
İbrahim ve Soncay Doğan kardeşlerin, trafikte yol verme tartışması yüzünden denizde boğularak ölmesiyle, İstanbul'da bir türlü önlenemeyen 'şehir eşkıyalığına' bir halka daha eklendi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel de 9 Mart'ta bu eşkıyalığın mağdurlarından biri oldu. Gürel, aracıyla Beyoğlu İstiklal Mahallesi Cürev Baba Türbesi önünde kapkaca uğradı. Gürel'in aracının sağ ön camı kırıldı, içinde 400 YTL, kredi kartları ve sürücü belgesinin de bulunduğu çantası alındı. Gürel'e göre, 'polis' suçlardan ve faillerden haberdardı: "Emniyet görevlileri nerede, ne suç işleniyor farkında. Polisler de biliyor ama müdahale edilmiyor. İstanbul, beş yıldır güvenlik sorunları açısından yaşanmaz bir şehir oldu."
Gürel, şikâyetlerini sıralarken olay yerindeki bir polis, kameraların önünde Gürel'e "Şov yapma" dedi. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri eşkâlleri belirlenen iki kişiyi gözaltına aldı.
Solladı diye linç ediliyordu
Altın Portakal Film Festivali'nde geçen yıl 'Takva' filmiyle en iyi görüntü yönetmeni ödülünü alan Soykut Turan, Beykoz'da 9 Şubat'ta altı trafik magandası tarafından kendilerini solladıkları gerekçesiyle önce kovalandı, ardından da kaçtığı benzin istasyonunda öldüresiye dövüldü. Turan'ın çenesinde ve göz çukurunda ciddi kırıklar oluştu. Ameliyata alınan Turan'a estetik müdahale yapıldı.
Beşiktaş Fulya'da, 15 Şubat'ta da üç liselinin Dünya Barış Parkı'nda önü kesildi. Ellerinde bıçaklar bulunan dört kişi, öğrencilere "Siz nasıl Fulyalılara küfredersiniz" diyerek saldırdı. Dört saldırgan, öğrencileri yumrukladıktan sonra bıçakla yaraladı.
Bağcılar'da 19 Şubat'ta meydana gelen olayda da, Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümü öğrencisi Uğur Korkulu ile arkadaşı Barış Erver, bir eğlence dönüşünde altı kişi tarafından durduruldu. Ellerinde kırık bira şişeleri takılı olan sopalar ve bıçaklar bulunan kişiler, "Arkadaşımızı yaralayan siz misiniz?" dedikten sonra gençlere saldırdı. Erver kaçarken, Korkulu evinin önünde saldırganlara yakalandı. "Baba beni kurtar" diye bağıran Korkulu, 10 yerinden bıçaklanarak, öldürüldü. Saldırganların kimliğiyse belirlenemedi.
Eşkıyalığa mayfa hesaplaşmaları da ekleniyor. Geçen şubatta Rizeli mafya lideri Hakan Çillioğlu'nun adamları olduğu öne sürülen iki kişi, Hamdi Güzel'e ait Bayrampaşa'daki Rezna Oto Kiralama'ya bir ciple geldi. Araçtaki iki kişiyle işyerindeki Güzel'in kardeşi 23 yaşındaki Uğur silahlarını çekti, Bayram Severcan ile Hamdi Güzel öldü.
'Kötülüğün karşılığı olduğu bilinmeli'
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Fatih Mahmutoğlu İstanbul'da yoğunlaşan şehir eşkıyalığı olaylarının önlenmesi için, hukuka aykırı davranmanın yaptırıma bağlandığı ve cezasının çekildiği bir sistem yaratılması gerektiğini söyledi. Mahmutoğlu şöyle konuştu: "Toplumda kırmızı ışıkta geçmeyi basite aldığınız zaman bu artarak devam ediyor. Bütün bunların finali böyle oluyor. Kendi hukukunu yaratmaya kadar varan bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Devlet, buradaki zafiyete zamanında müdahale etmek, engellemek, tedbirleri almak ve toplumda bilinç oluşturmak mecburiyetinde. İnsanlar bilmeli 'bir kötülük yaparsan mutlaka karşılığını göreceksin.' Bu yaratılmadığı sürece hepimiz aynı tehlike içindeyiz.
Eminim ki hepimiz yolda giderken onlarca defa bu riskin kenarlarında dolaştık. Yeni ceza yasasında, cezasını çektikten sonra kişilerin kontrol altında tutma ve denetleme şeklinde bir sistem yok."