Her evde bir futbol hastası var

Türkiye'de 20 bin ve üzeri nüfuslu kentlerde yaklaşık 9 milyon 80 bin hane olduğunu ortaya koyuyor araştırmalar...

BAŞLARKEN
Türkiye 'de spor kulübü taraftarlığı, son yıllarda hızla yükselen bir trend. Bir zamanlar entelektüel çevrelerde küçümsenen futbol, artık gazetelerin birinci sayfalarında manşetlere fırlayan, televizyon haberlerinde en ön sıraları kapan bir 'fenomen'... Daha önce "Hangi takımı tutuyorsunuz?" sorusuna "Futbolla ilgilenmiyorum" cevabını vermesine alıştığımız bazı 'meşhurları' artık ellerinde bayrak, boyunlarda kaşkollarla tribünlerde görebiliyoruz. Futbol gerçekten çılgınca bir tutku mu hayatımızda? Politikanın giderek saygınlığını kaybetmesiyle, bir futbol cumhuriyeti olmak yolunda mı ilerliyoruz? Yoksa herkesin 'ne olursa olsun, bizim takım kazansın' makyavelizmiyle kapıldığı hastalık, taraftarlık mı?
Veri Araştırma A.Ş. tarafından gerçekleştirilen 'Taraftarlık' araştırması, bu sorulara büyük ölçüde cevap veriyor. Veri Araştırma A.Ş'nin VERİ-STG araştırmaları kentsel Türkiye'deki statü, gelir, tüketim kalıplarını irdelerken, hem hane hem de hanelerde yaşayan bireyleri ele alıyor. Türkiye'de 20 bin ve daha fazla nufuslu 268 yerleşim merkezinde yaşayan kentli nufusu temsil eden VERİ-STG Araştırması, 1922 hane ve bu hanelerdeki 14 yaşından büyük 5022 kişiyle yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi ve tüm süreci bir yıla yayılan çalışmanın veri derleme süreci, hayli titiz bir çalışmayla üç ayda tamamlandı.
***
Türkiye'de 20 bin ve üzeri nüfuslu kentlerde yaklaşık 9 milyon 80 bin hane olduğunu ortaya koyuyor araştırmalar... Bu hanelerin 7 milyon 900 bininde herhangi bir takımı tutan futbol taraftarı en az bir kişi var. Ve bu 7 milyon 900 bin hanenin 7 milyon
600 bininde mutlaka ya bir Galatasaraylı ya bir Fenerbahçeli ya da bir Beşiktaşlı yaşıyor. Demek ki, İstanbul 'un üç büyük kulübünün taraftarlığı, kentsel Türkiye'deki her 100 evin 84'üne girmiş ve o hanelerde sürdürüyor yaşamını.
Kentsel Türkiye'deki her 100 evden 16'sına İstanbul'un üç büyük kübünün taraftarlığının giremediğini görüyoruz. Bu 16 evden 13'ünde hiçbir klübün taraftarına rastlanmazken, üçünde de Galatasaray/Fenerbahçe/Beşiktaş takımlarının taraftarı bulunmuyor.
Bir diğer tarafta da, her 100 haneden 84'ü var. Bu 84 haneden 56'sında üç büyük kulüpten yalnızca birinin taraftarlarına rastlanırken, 25'inde ikisine, 3 hanede de her üç futbol takımına gönül vermiş farklı bireylerle karşılaşmak mümkün. Araştırma bize kentlerde, her 100 hanenin 28'inde Galatasaray/Fenerbahçe/Beşiktaş takımlarından en az ikisinin taraftarına rastlanırken, 56 hanede bu 3 kulüpten
birinin ama yalnızca birinin taraftarının bulunduğunu söylüyor. Hem de o hanede 1'den çok taraftar olsa bile...
En güçlü koalisyon: FB, GS, BJK
Genel olarak kentsel Türkiye'de hane başına düşen ortalama taraftar sayısı 1,9... Bu rakam, herhangi bir futbol takımı taraftarının bulunduğu hanelerde, hane başına 2,2 kişiye yükseliyor. Hem de yalnıca 14 yaşından büyük kişiler kapsama alındığında. Demek 14 ve daha küçük yaştaki taraftarlar da kapsama alınsa, bu hanelerdeki taraftar sayısı hane başına 3'e yaklaşacak. Belki de geçecek.
VERİ SGT Araştırması, kentsel Türkiye'de yaşayan 15 ve daha büyük yaştaki her 100 kişiden 74'ünün, (bir başka deyişle her 4 kişiden 3'ünün) bir futbol takımının taraftarı olduğunu gösteriyor. Ve takım tutan her 74 kişinin 68'i, ya Galatasaray'ın ya Fenerbahçe'nin ya da Beşiktaş'ın taraftarı.
Futbol takımlarına siyasi parti, taraftarlara da seçmen gözüyle bakılsa acaba nasıl bir seçim sonu dağılımı çıkardı ortaya? Tabii ki bu seçime özgü olarak, seçmenlerin 14'ten büyük yaşta ve kentlerde yaşıyor olmaları koşulunu gözardı etmeden... Çünkü araştırma ancak bu kesimi kapsamına alıyor. Şimdi 20 bin ve daha çok nüfuslu kentlerde yaşayanların futbol takımı taraftarlığı açısından dağılımına bakalım.
Araştırmada görüşü alınanların büyük kısmının taraftar olduğunu söylemiştik. Herhangi bir takımın taraftarı olmayanlar toplam kitlenin ancak dörtte birini
oluşturuyor. Hiçbir takımın taraftarı olmayanların oranı yüzde 26.4. Üç büyüklerin dışında kalan takımları tutanlar ise yalnız ve yalnız yüzde 5,8'lik bir orana
ulaşabiliyor. Üç büyükleri tutanlar ise yüzde 67,8'i oranında ki, bu ülkemizde oluşturulabilecek en geniş tabanlı koalisyonun oy oranından bile yüksek bir rakam.
Taraftar kimdir?
Kimler üç büyük futbol takımının taraftarı? Bu sorunun yanıtını aramaya geçmeden, kimlerin futbol takımı tutmadığına ya da takım taraftarı olmadığına bakmakta yarar var galiba... İlk saptama, gelir düzeyi düştükçe herhangi bir futbol takımının taraftarının bulunmadığı hanelere ulaşma olasılığı arttığı yönünde. Doğal ki aynı eğilim, hanelerin sosyo-ekonomik sınıfsal konumların düşmesine eşgüdümlü olarak da ortaya çıkıyor.
Bir diğer çarpıcı sonuç da, İstanbul'dan uzaklaşıp küçük kentlere gidildikçe, futbol taraftarına rastlanmayan hanelerin oranında önemli artışlar gözlenmesi. İstanbul'da her 20 haneden ancak 1'inde futbol taraftarının bulunmuyor. 'Taraftarsız hane' oranı diğer metropollerde 20'de 2, metropol dışı kentlerde de 20'de 3... Bunun dışındaki hanelerin tümünde 1 ya da daha fazla sayıda futbol taraftarına rastlanıyor. Demek ki, taraftarlık İstanbul'dan başlayarak küçük kentlere doğru yayılan bir hastalık. Ancak İstanbul'da çok daha bulaşıcı olduğunu gözlemlemek mümkün.
Taraftarlığın haneye girişi, yaygınlaşan taraftarlık sürecinin bir yönü. Diğer yön
ise, kişilerin taraftar olup olmamasını
açıklayan kimi sosyo-demografik özellikler. Taraftarlık, orta öğrenim düzeyinde eğitim kademeleri açısından en yüksek oranına
ulaşırken, diğer eğitim kademelerinde bu oran düşüyor. Bu düşüş yüksek öğrenim düzeyinde az, ilk ve daha düşük öğrenim düzeyinde ise daha da hızlı gerçekleşiyor.
Kadınlar da geri kalmıyor
Taraftarlık erkek işi. Ama kadınlar da artık bu alanda geri kalmadıklarını gösteriyor. Çünkü her 3 kadından 2'si bir taraftar olduğunu söylüyor. Yaş büyüdükçe futbol takımı tutma oranı düşüyor. 15-24 yaş grubundaki gençlerde her 10 kişiden 9'u takım tutarken, 55 yaşın üstünde bu oran 2'de 1'e kadar geriliyor.
Futbol takımı tutmak çocuklarla yaygınlaşıyor. Aile reisleri arasında takım tutanların oranı çocuklardan düşük ama eşlerinden yüksek. Öğrenciler en çok takım tutanların başında geliyor. Onları ücretli çalışanlarla, kendi hesabına çalışanlar izliyor. Sonra da sıra işsizlere geliyor. Emeklilerin yeri ise işsizlerden sonra ve fakat ev kadınlarından önce. İlk bakışta şaşırtıcı gibi görünebilir ama her 10 ev kadınından 6'sı, bir takımın taraftarı olduğunu beyan ediyor.
Kişilerin dini inançları da etkiliyor taraftarlık düzeylerini... İnanç skalasına göre dindar çıkanların yüzde 54.8'i, inançsızların ise yüzde 68.1'i bir taraftar olduğunu belirtmiş. Ama inanç skalasının iki ucu göz ardı edilirse takım tutanların yüzde 75.4'e yükseliyor.
Fanatik'in masrafı çok
Taraftar olduğunu söyleyenlerin olanların yüzde 13.1'i kendini 'fanatik' olarak tanımlıyor. Bu grubun yüzde 82.6'sı da, tuttuğu takımın hemen hemen hiçbir maçını kaçırmıyor. Tatilini tuttuğu takımın maçı için yarıda kesenler, maça gidebilmek için okulu kıran öğrenciler, araştırmada çokça rastlanan örnekler arasında... 'Fanatik' olarak tanımlanan kesimin, taraftarlığı da diğerlerine oranla hayli masraflı. takımıyla birlikte deplasmanlara çıkanlar, takımının renklerinde giysiler, tişört ve formalar almayı sevenler, arkadaşlarıyla birleşerek dev bayraklar yaptıranlar.. hep bu gruptan. Bu grupta spor gazetelerini her gün satın alma ve dikkatle takip etme oranı da yüzde 80'lerin üzerinde.
'Maç kaçırmam abi!'
Bir de, taraftar olmaktan çok (ama yine de bu araştırmada bir takımı seçtiği için
taraftar olarak tanımlanan) o herhangi bir takıma (çoğunlukla da üç büyüklere) sempati duyanlar var. Tüm taraftarlar içinde bunların oranı da, azımsanmayacak düzeyde: Yüzde 19.9. Doğal olarak bu kesimden maçları kaçırmadan izlemeye çalışmaları pek beklenemez, onun için de bu kesimin maçları kaçırmadan izleme oranı oldukça düşük: Yüzde 7.1... Sempatizanlar grubu daha çok fırsat buldukça ya da nadiren maç izleyenlerden oluşuyor. "Nadiren maç izlerim" diyenler yüzde 50'nin biraz üzerinde: 58.7.
Takım tutanların büyük kesimi fanatiklerle sempatizanlar arasında kalan ve kendilerine taraftar ya da koyu taraftar (yüzde 67) diyenlerden oluşuyor. Bu yapı da, Galatasaray taraftarından Fenerbahçe taraftarlarına, Fenerbahçe taraftarından Beşiktaş taraftarına değişmeyen bir çerçeveyi göndeme getiriyor.
Kendilerine koyu taraftar diyenlerin oranı Galatasaraylılar arasında yüzde 67.9 iken, Fenerbahçeliler arasında 67.5, Beşiktaşlılar arasında da yüzde 64.3. Yani taraftarların kendi içlerindeki farklılaşmaları pek
önemli değişme ortaya çıkarmıyor. Beşiktaş'ın sempatizanı, Galatasaray ile Fenerbahçe'nin ise fanatiği biraz fazla. O da, kayda değer bir oran sayilmaz.
Elinin hamuruyla...
VERİ-SGT Araştırması, nüfusu 20 binin üzerindeki kentlerde kadınların taraftarlık oranlarının da beklenenin hayli üzerinde olduğunu gösteriyor. Erkeklerde takım tutma oranı yüzde 84.1'ken, kadınlarda bu oranın yüzde 64.2 çıkması şaşırtıcı. Çünkü maçlarda tıklım tıklım dolan tribünlere baktığımızda kadın seyirci oranının çoğu statta yüzde 20'yi bile güçlükle bulduğunu görüyoruz.
Kadınlar, aslında maçlara gitmeyi çok istediklerini ama statlardaki olumsuz koşullar yüzünden buna cesaret edemediklerini söylüyorlar. Evdeki eş, ağabey ya da erkek kardeş gibi 'daha tecrübeli' taraftarın bu konuda negatif yönde tavsiyelerde bulunması da kadınların maça gitme oranını düşürüyor.
Geçmişte tuttukları takımdan iki- üç futbolcunun adını bile zor sayabilen kadın taraftarlar, bugün yerini hayli meraklı, kadroları ezbere bilen, beğendikleri futbolcularla ilgili hiçbir röportajı kaçırmayan 'daha bilinçli' cinsi latiflere bırakmış durumda. Taraftar olduğunu söyleyen kadınların, neredeyse yarısı futbol tutkusuyla son on yıl içinde tanıştığını söylüyor. Bu gelişmede, başta Galatasaray ve Milli Takım olmak üzere Türk futbol takımlarının yurt dışındaki başarıları, buna paralel olarak artan medya ilgisi, televizyon yayınlarının yoğunluğu başrolü oynuyor büyük olasılıkla. Ancak bir zamanlar çok popüler olan, bugünse daha ziyade magazin programı olarak görülen Televole'lerin de kadınların futbola ilgisini körüklediğini atlamamak gerek.
Aşağıdaki tablolarda da görülebileceği gibi, taraftarlık daha çok gençler ve öğrenciler arasında yaygın bir hastalık. Ancak 'çalışma konumuna göre taraftarlık' tablosuna göz attığımızda ücretliler ve kendi hesabına çalışanların da takım tutmakta öğrencilerden aşağı kalmadığını görüyoruz.

Çalışma konumuTaraftarTaraftar Değil%
Öğrenci90.59.5
Ücretli86.23.8
Serbest çalışan84.15.9
İşsiz81.88.2
Emekli61.58.5
Ev hanımı58.81.2


Yaş grubuTaraftarTaraftar değil (%)
15-2488.811.2
25-3480.219.8
35-4471.628.4
45-5462.837.2
55 üzeri47.053.0