@ismailsaymaz

Her şey bir dakikaya sığdı

Köksal Coşkun'un adı, ne 17 yıllık meslek yaşamında ne de 45 yıllık ömründe karakol kayıtlarına geçti. Sakarya'da 22 Temmuz'da meydana gelen 'hızlı tren' kazası, Köksal Coşkun'un yaşamını altüst etti.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Köksal Coşkun'un adı, ne 17 yıllık meslek yaşamında ne de 45 yıllık ömründe karakol kayıtlarına geçti. Sakarya'da 22 Temmuz'da meydana gelen 'hızlı tren' kazası, Köksal Coşkun'un yaşamını altüst etti. Tren şefi olarak çıktığı seferde, ülkenin en büyük tren kazası meydana geldi.
Köksal Coşkun, 39 kişinin öldüğü kazada, hem üç çalışma arkadaşını yitirdi, hem de iki makinistle birlikte 'suçlu bulunarak', cezaevine konuldu. Cezaevinde 40 gün geçiren Coşkun, kaza anını, "Her şey bir dakikaya sığdı, ölüm de kalım da" diye anlattı.
Köksal Coşkun, 1987 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'na girmiş, tren şefi olarak çalışmaya başlamıştı. Binlerce kez sefere çıktığı demiryoluna meslekten öte bağlanmıştı. Hızlandırılmış trenin ilk seferini yaptığı 5 Temmuz'da, yolcuyu erkenden evine taşımak ve yine erkenden eve dönebilmenin sevincini yaşamıştı. Coşkun'a göre, 'kimi meslektaşları çekimserliğini belirtse bile', o, sefere çıkmaktan geri durmamıştı.
Coşkun, 22 Temmuz'da İstanbul-Ankara seferini yapan 'Yakup Kadri Ekspresi'nde görevliydi. Tren şefi olarak, kalkıştan önce trenini kontrol etti. Kalkış saati geldiğinde Yakup Kadri Ekspresi harekete geçerken, her şey normaldi... Tren ilk olarak Gebze'de, ardından Karaköy Durağı'nda durmuştu. Bundan sonra yalnızca Eskişehir'de yolcu almak için duracak, seyahat Ankara'da son bulacaktı.
Coşkun, tren yoluna devam ederken, Mekece İstasyonu çıkışında, her istasyonda yaptığı gibi, 'livre' adı verilen hız çizelgesine baktı, hızı ve geçiş saatini trafik cetveline not etti. Hız 120'ye yakın; saat ise 19.42'ydi...
Coşkun, koltuğuna oturmadan önce yanı başındaki makinist arkadaşı Halil
Gültekin'e, "Şu işi halledeyim, daha sonra yemek yeriz" demişti. Gültekin, evine, Ankara'ya dönmek üzere bindiği trende misafir sayılırdı.
Bu sırada, kondüktör İhsan Karadağ, ikinci vagonu ve klimaları kontrol etmiş, daha sonra da Coşkun'un yanına, sol taraftaki koltuğa oturmuştu. Odacı Ümit Sevingen ise kantinci arkadaşlarının çay içme önerisini, 'Şef yalnız kalmasın' diyerek geri çevirmiş, Karadağ'ın arkasındaki koltuğa yerleşmişti.
'Cehennem gibiydi'
Coşkun, görevini yerine getirmenin rahatlığıyla arkadaşıyla yemeğe kalkmaya hazırlanıyordu ki, ikinci vagondan sarsıntı başladı:
"Arkadaki vagonda çekme başladı. Derken bizim vagon da sallanmaya başladı ve yan yatarak sürüklendi. Vagon sol tarafa yattığı için benim bulunduğum sağ taraf havada kaldı. Ben bu sırada tutunduğum koltukta asılı kaldım. Vagon durduktan sonra da yarım dakika bekledim. Ardından imdat çekiciyle camı kırarak dışarı çıktım. Ortalık cehennemi andırıyordu."
Coşkun, önce telsiziyle kumanda merkezini, telefonuyla da 155'i arayarak kazayı haber verdi. Ve ardından da yardıma koşanlar ve trenden sağ çıkanlarla birlikte yaralılara yardım etti. Arama kurtarma çalışmaları sürerken, kondüktör Karadağ ve odacı Sevingen'in cesetlerini buldu. Gültekin'in ölümünü ise çok sonra öğrendi...
Kazadan sonra gözaltına alınan Coşkun ve iki makinist arkadaşı, nöbetçi mahkemece tutuklanarak Geyve Cezaevi'ne konuldu.
Coşkun, kendi deyimiyle, 'suçsuz oldukları halde' girdikleri cezaevinde 40 gün geçirdi. Kazada TCDD'nin sekizde dört kusurlu bulunduğu raporda hiç kusurunun olmadığı belirtilince üç gün önce tahliye edildi. O 40 gün, Coşkun için, sanki kazanın meydana geldiği vagonda geçmişti.
Son iki günü, kendi deyimiyle, 'eşi ve dört çocuğuyla hasret gidererek,
ziyaretçileri karşılayarak ve basın mensuplarına cevap yetiştirerek' geçiren Coşkun, önceki gün Haydarpaşa İstasyonu'nda, tahliye kâğıdını yetkililere verdi. Mümkün olursa, yıllık izin hakkını kullanarak, bir
süre kentten ayrılacak...