Her şey davalık!

Adliyelere her gün 'sudan sebeplerle' onlarca başvuru yapılıyor. Dilekçelerin çoğunun şikâyet kısmında...
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Adliyelere her gün 'sudan sebeplerle' onlarca başvuru yapılıyor. Dilekçelerin çoğunun şikâyet kısmında, komşunun yüksek sesle müzik dinlemesi, evine giren çıkanın çok olması, trafikte kendisine yol verilmemesi gibi maddeler sıralanıyor. Yargı çalışanları, yoğunluk arasında komşu davası açmaktan bıktıklarını söylüyor.
Elinde şikâyet dilekçesiyle müracaat savcısı arayan vatandaş, adliyelerde sık rastlanan görüntüler arasında yer alıyor.
Günde 100 başvuru
İstanbul'un yargı merkezi durumundaki Sultanahmet Adliyesi'ne bir günde ortalama yüz başvuru yapılıyor. İstanbul'daki 13 ayrı adliyeye bir gün içinde yapılan ortalama başvuru sayısı 1500'e ulaşıyor. Başvuruların büyük bölümünün ortak şikâyet konusunu komşular ve trafikte yaşanan yol kavgası oluşturuyor. Adliyelerin müracaat savcılıklarına yapılan suç duyuruları incelemeye alınıp, işleme sokuluyor ve böylece soruşturma başlıyor. Tarafların ifadeleri alınıyor, deliller toplandıktan sonra ya dava açılıyor ya da takipsizlik yönünde karar veriliyor.
Şişli Adliyesi'nde görev yapan bir savcı "Gelen her evrakı işleme sokmak zorundayız. Kimi zaman öyle başvurular yapılıyor ki, olayda ne suçlu ne de mağdur var. Oturup konuşularak çözülecek bir durum. Bu tür sorunlar mahkemeye intikal etmeden çözülmeli. Yargının iş yükü fazla diyoruz ama bu yükün büyük bölümünü de bu tür davalar oluşturuyor" diye konuşuyor.
İstanbul Adliyesi'nde görevli bir başka savcı da, "Sadece görev alanımız olan bölgeden değil, Türkiye'nin dört bir yanından çuvallar dolusu evrak geliyor. Bunların kaydedilmesi, işleme konulması ve soruşturulması çok uzun zaman alabiliyor. Sonra da yargı çalışmıyor diye eleştirilere maruz kalıyoruz" dedi.
Sonunda vazgeçiyorlar
Şikâyetler genellikle 'takipsizlikle' sonuçlanıyor, ancak suç unsuruna rastlandığında TCK'nın 547. maddesi uyarınca
'rahatı ihlal etme' suçundan 15 güne kadar hapis istemiyle dava açılıyor. Kavga ve tehdit unsurları bulunursa ceza ağırlaşabiliyor. Hukuk mahkemelerindeki davalarda ise mahkeme ortak bir çözüm noktası bulmaya çalışıyor. Bu davalar uzun sürüyor. Duruşmalar kimi zaman üç-dört ay sonraya atılıyor. Bazen de taraflar, aralarında anlaşarak şikâyetlerinden vazgeçiyor.
***
Fıkralık davalar
Piyano davası: Bursa'da Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nı kazanan 15 yaşındaki
Emine Bilir ile ablası Seher Bilir'in evlerinde piyano çalmasına alt katta oturan Bekir Kılıç şikâyet edince Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, piyano çalınacak saatlere kısıtlama getirdi. Kılıç temziye gitti.
Sanık tavuklar: Antalya'da Hasan Orhan kayınbiraderi Mehmet Karabulut'a ait tavukların tarlasındaki sebzeleri yediğini belirterek, dava açtı. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tavuklar ve sahibinin sanık olduğu dava devam ediyor.
Ağaçlar budanmalı: Sarıyer Alsit villalarının sakinlerinden Sadık Özgür, villasının manzarasını kapattığı gerekçesiyle komşusu Stefan Mikof'u mahkemeye verdi. Özgür, Mikof'un komşular arasında uyulması gereken kurallara uymadığını belirterek, ağaçlarını kesmesini istedi. Mahkeme, ağaçların düzenli olarak budanmasına karar verdi.
***
Şikâyet konuları

  • Komşum müziğin sesini çok fazla açıyor, rahatsız oluyorum.
  • Üst kattaki eve giren çıkanın sayısı çok fazla, apartmandan çıkarılmasını istiyoruz.
  • Apartmanda bazı komşular kedi, köpek gibi havyanlar besliyor, sesler rahatsız ediyor.
  • Komşum ortak kullandığımız bahçe duvarını karşı olmama rağmen yükseltmek istiyor.
  • Üst kattakiler, hiç durmadan sürekli gürültü yapıyor.
  • Apartmanın ortak kullanılan bahçesine yönetim kurulu kararı olmadan çiçek ve ağaç dikiliyor.
  • Trafikte yol istedim, bana yol vermedi, üstelik hakaret etti.
  • Komşunun çocuğu evde top oynuyor, gürültü yapıyor.
    ***
    'Yargı uğraşmasın'
    Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer'e göre günlük hayatta sık sık karşılaşılan 'kabahatler'in
    mahkemeye taşınmaması gerekiyor. Dönmezer, "Bunlar mahkemelere yığılınca, yargı nefes alamaz hale geliyor. Ciddi olan suçlara gerekli zaman ayrılamıyor. Öncelikle insanlar arasında bu ihtilafların gide-rilmesi için sosyal altyapının oluşturulması gerek. Bu ihtilafların mahkemeye gelmeden savcılık aracılığıyla çözülmesi sağlanmalı. Hazırladığımız TCK tasarısına 'uzlaşma' diye bir müessese koyduk. Kişi verdiği zararı karşıladığı zaman hakkında dava açılmayacak. Bunun için öncelikle bu küçük kusurların adli suç olmaktan çıkarılması ve idari hukuk kapsamına alınması gerekiyor. Bu ihtilaflar yargıya gelmeden, belediye veya kolluk tarafından para cezası verilerek hallolmalı" diyor.