@ismailsaymaz

Her şeyin ilacı var, ölüm hariç

Kepenkler, uzun bir uykunun ardından aralanan gözkapakları gibi açıldı. Kötü bir Türkçe ile karalanmış alışveriş kâğıtları tezgâhlara döküldü. Şemdinli, ekmeğini yası ve öfkesine banacak, yiyecekti.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

ŞEMDİNLİ - Kepenkler, uzun bir uykunun ardından aralanan gözkapakları gibi açıldı. Kötü bir Türkçe ile karalanmış alışveriş kâğıtları tezgâhlara döküldü. Şemdinli, ekmeğini yası ve öfkesine banacak, yiyecekti. Merve Pastanesi, 1 Kasım'dan bu yana camsız ve kapalıydı. Dükkân sahibi Muhlis (Ekinci) ustanın haysiyeti, bomba sonrası tuzluları ortaya sürmeye el vermemişti. Karacapınar Su Bayii, patlayan 50 bidon suyu, gidenlerin ardından dökülen rahmete saydı.
Numan Güreli, hapsedilen sevgilisi Siyament için Süphan Dağı'ndan 'başka bir yaşama' atlayan Hece gibi, gaz lambalarını zararına rafa çıkardı. O ki koca ilçeye elektrik gelmiyordu, bu dükkân da varsın, batsındı! Gerekirse 25 kiloluk kıtlama şeker çuvalını, 5 kiloluk makarnayı da dağıtırdı. Şemdinli Eczanesi, doktordan gelene, başı ağrıyana, el altından ilaç vermişti. Bugün de şifayı eksik etmeyecekti. Lakin ölümün ilacı yoktu. Altın Şiş ve Çim et lokantaları, yas yemeği verir gibi, kavurma ve döner sundu. Ceyhan Market, Irak'tan kaçak getirilen, 'Royal' ve 'Pine' sigaralarını, 'Küba' etiketli ama 'USA' üretimi 'Titan' purosunu müptelalara pay etti.
Gülistan Çiçekçilik, birer üzüm salkımı gibi dış çerçevesine astığı yapma çiçekleri, bombadan bu yana indirmemişti. Cam patlamış, çiçekler yıpranmamıştı. Metin İnternet'in müşterileri, gün boyu boşuna elektriğin gelmesini bekledi. Vali Orhan Işın Oteli'nde hâlâ, beş gün önce valizlerini yüklenip kaçan müşteriler konuşuluyordu. Ne de olsa can tatlıydı.
Uzakta, çok ötede, Irak sınırı vardı. Derecik'i Irak'tan ayıran 'Govendi Çiya' (Halay Dağları), ayakla üç saat mesafedeydi. Bir bomba daha ilçeyi Govendi Çiya'nın ardına aşırmaya yeterdi. Göç yolu aha şuradaydı... Rivayet o ki, Govendi Çiya, halay çekerken donmuş insanların cisimleşmiş haliydi. Şemdinli'de de sevinç, ağzı köpürtederek konuşabilmek ve içi dışına çıkarcasına gülebilmek, 'donmuş bir halay'dan farksızdı.