Her yönüyle yeni müfredat (2)

İnternette buluşma
Prof. Üstün Ergüder'in sorularını yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Çelik, teknolojiye uyumda hayli iddialı. Çelik, "İnternet projesiyle veli, öğretmen, okul idaresi, öğrenci ve bakanlık buluşacak" dedi.
8 bin 500 okul hazır
İnternetin, yeni müfredatın ana parçası olduğunu belirten Çelik şunları söyledi: "8 bin 500 okul hazır. Rakam 2005'te 20 bin, 2006 sonunda ise 42 bin olacak. Mezralar hariç internetsiz okul kalmayacak."
Eğitim portalı
Çelik, öğretmenlerin çağa uyumu için meslek içi eğitimin sürdüğünü de belirtti. Buna göre gelecek yıldan sonra bilgisayar sertifikası olmayan öğretmene iş yok. Kapsamlı bir eğitim portalı da kurulacak.
Haber: Prof. Dr. Üstün ERGÜDER / Arşivi

Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) yeni müfredat hedefinin belki de en
önemli parçası veli, öğretmen, öğrenci, okul idaresi ve MEB'i buluşturacak olan 'internet ağı' projesi. Şu anda 8 bin 500 okulda bunun altyapısının kurulduğunu söyleyen Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 2005 sonuna dek 20 bin, 2006 sonuna dek ise 43 bin okulda internet bağlantısı sağlanacağını söyledi. Bakan Çelik, Prof. Dr. Üstün Ergüder'e yeni müfredatı hangi kanallarla işlemeyi plânladıklarını anlattı.
Sizi dinlerken benim kafamda bir soru oluştu. Müfredat değişecek diyorsunuz, ders kitaplarını değiştirme projeleriniz olduğunu söylüyorsunuz. Kanımca insan, yani öğretmen faktörü son derece önemli. Yani sınıfa giren öğretmen eski dürtülerle, eski alışkanlıklarla, sırf bir 'aktarıcı' olarak hareket ederse bu reform gerçekleşmeyebilir. Eleştirel düşünceyi ele alalım. Öğrencimizde eleştirel düşünce yeteneğini geliştirmek istiyorsak öğretmen faktörü çok kritik. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu konuda planlarınız nedir veya var mı? Mevcut 600 bin öğretmenimizi hizmet içi eğitime tabi tutacak mıyız? Hem bu konuda hem de yeni öğretmenlerimizin yetişmesi konusunda üniversiteler ve YÖK ile işbirliği yapıyor musunuz?
Uygulayıcılar bir şeye gönül vermedikçe başarıya ulaşamazsınız. Bu sene bazı yasalarımızı değiştiriyoruz. Bu yasaları hayata geçirenler var, uygulayıcılar var, bir de problem olduğu zaman devreye girenler var. Yürütmedeki insanların kafası buna müsait değilse, örneğin hâkimlerin, savcıların anlayışı buna müsait değilse orada da sonuç alınamaz. Uygulayıcılar buna gönül vermezse, dünyanın en iyi tanımlarını da çıkarsanız başarıya ulaşamazsınız. Ama bu bir geçiş süresidir. Bugün ulaşamazsınız, ama netice itibarıyla belli bir süre içinde insanlar buna adapte olurlar. Bu bir master programının senkronize parçalarından bir tanesidir.
Hizmet içi eğitim başladı
Öğretmenlerin eğitimi de bunun çok önemli bir adımını oluşturuyor. Bu
işin bilişim teknolojilerini kullanan bir tarafı var. İnterneti yaygınlaştırıyoruz, öğretmen, öğrenci, veli, okul idaresi ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın merkezi arasında 2005 yılının sonunda bitecek olan internet altyapısından dolayı seri bir iletişim olacak. Bunu kullanarak bir hizmet içi eğitim anlayışımız var. İkincisi Microsoft'la, Intel ile yaptığımız şeyler var. Mesela Intel dört- beş ay gibi bir süre içinde 10 bin 500 öğretmenimizin bu alanda eğitimini sağladı. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizim de çok yoğun bir hizmet içi eğitim programımız var.
TRT 4'te seminer
Ayrıca, biz televizyon imkânını kullanarak bunları yapıyoruz. Her yıl ilköğretim okullarında eğitim-öğretime hazırlık semineri var, dönem başında ve dönem sonunda. Bunlar hakikaten zevahiri kurtarmak adına yapılmıyor. Şimdi biz bunu tamamen yeni bir konsepte kavuşturduk. TRT 4'te bu seminer programı başladığı andan itibaren öğretmenlere zengin bir program sunuyorlar. Mesela ben seminerde açılış konuşması yapıyorum. Talim Terbiye Kurulu Başkanımız da müfredatla ilgili programları tüm Türkiye'deki öğretmenlere aktarıyorlar. Okul idareleri oturuyorlar,
bunları televizyondan izliyorlar. Sonra bunları tartışıyorlar. Diyelim ki İlköğretim Genel Müdürümüz kendisiyle ilgili uygulamayı anlatıyor. Bu imkânlardan yararlanıyoruz.
Eğitim portalı geliyor
Bunun bir de eğitim portalı ayağı var. Eğitim portalını (*) oluşturduğumuz zaman ortak dili kullanma meselesi gündeme gelecek, ortak malzemeyi kullanma ve bilgiye ulaşmanın kolaylığından yararlanacak bu insanlar. Bu, sabahtan akşama bu meselede baştan sona değişiklik yapmak mümkün değil. Bunu bir sürece yayıyoruz. İnsanlar diyor ki, bunu oturtmak zor iştir, beş-on yılda olur. Başlamak bunun yarısıdır. Sistemin içine yeni girenler buna uyum sağlayarak girecekler.
Üniversiteler uyarıldı
Üniversitelere bir yazı gönderdik. Artık bilişim teknolojisini eğitimin olmazsa olmaz ilkesi olarak kabul ediyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren bilgisayar sertifikası olmayan öğretmenin başvurusunu kabul etmeyeceğiz. Şimdi her eğitim sistemine dahil olan öğretmen bu bilgisayar meselesini hallederek gelmiş olacak. Şimdi öğretmenleri bu sisteme dahil etmek için hizmet içi eğitim yapıyoruz. Bizim bu müfredatımız üniversitelere gönderildi. Üniversiteler eğer söz konusu müfredatı esas alarak eğitim yapmazlarsa öğretmen yetiştirmiş olmayacaklar.
Fen-edebiyat sorunu
Ben üzülerek ifade edeyim öğretmen yetiştirme sistemimiz büyük bir sıkıntı içindedir. Son yıllarda öğretmenliğin sadece eğitim fakültelerine verilmesini, fen-edebiyat fakültelerinin ise bir kenara atılmış olmasını doğru bir uygulama olarak görmüyorum. Diyorlar ki fen edebiyat fakültesinden öğretmen olmaz...
Türkiye'de 77 üniversite var. Bunlarda 94 tane fen-edebiyat fakültesi var. Öğretmen olma avantajından dolayı eğitim fakültelerine giden öğrenciler biraz daha fazla puan alarak oraya gidiyorlar. Diyorlar ki bunlar öğretmen olsunlar, peki fen-edebiyattan mezun olanlar ne olsun? Onlar da bilim adamı olsun diyorlar. Eğer daha başarısızlar için bir ülkede bilim adamı olsunlar diyorsanız, o bilimin vay haline. Hiçbir eğitim fakültesini küçümsemiyorum. Öğretmen yetiştirme sisteminin yükseköğretim ayağı çok zayıf.
'18 öğretmen lisesi açtık'
Ben bakanlığım döneminde 18 tane yeni öğretmen lisesi açtım. Öğretmen lisesi öğrencilerini biliyorsunuz öğretim kurumlarına kolay giriyorlar. Fakat öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarında ciddi problemler var. Bunun için arkadaşlarımız defalarca YÖK'e yazılar yazdı. YÖK'ün bunu Milli Eğitim Bakanlığı ile oturup bir çözüme kavuşturması gerekiyor.
İşin bu tarafı bana göre sakat.
'Kalitede ciddi artış var'
Ama her şeye rağmen son yıllarda Türkiye'de öğretmen yetiştiren kurumları tercih eden öğrenci sayısında da öğrenci kalitesinde de ciddi bir artış vardır. Sisteme giren öğretmen adayları kaliteli gençler oluyor. Dolayısıyla gelecek adına bu konuda iyimser olabiliriz. Bir taraftan mevcudu eğiteceğiz, bir taraftan da yeni gelenleri bu sisteme uyumlu hale getirdiğimiz zaman, sanıyorum bu sorunu aşarız.
Bilişime odaklı lise eğitimi
Her okula ADSL (**) internet bağlantısı sağlayacağız dediniz. Dünya Bankası Temel Eğitim Projesi'ni değerlendirdiği raporunda okullarımıza bilgisayar teknolojisi alanında yapılan yatırımların iyi değerlendirilemediğine dikkat çekiyor. Ayrıca Türkçe web siteleri çok az. Yalnız makineyi koymakla, bağlantıyı sağlamakla olmuyor. Zihniyet değişim lâzım. Uzmanlar, eğiticiler ve 'software' de lâzım.
Türkiye'nin bu ihtiyacını gidermek için-bu aynı zamanda bir hükümet programıdır-, biz bilişim teknolojisine ağırlık veriyoruz. Bu yıl 18 ilimizde büyük çaplı Anadolu teknik liseleri açacağız. Seçme öğrenci alacağız ve bu eğitim daha çok 'hardware' ve 'software' üzerine olacak. Biz aslında bugüne kadar eğitim portalını çoktan bitirmiştik. Biz bu müfredatın şekillenmesini bekledik. Çünkü bu senkronize programın bir başka ayağı eğitim portalı Türkiye'deki web sitelerinin zayıf olduğu doğru. Dünya Bankası'nın raporuna katılıyorum. Biz bu eksikliği gidermek için böyle bir yola kalkıştık.
Biz bu yıl sonuna kadar 20 bin okula ulaşmayı hedefliyoruz. Şimdiden
8 bin 500 okul bitti ve gelecek senenin sonuna kadar da 43 bin 200 gibi bir rakama ulaşmayı hedefliyoruz. Geriye kalanlar tek sınıflı mezra okullarımız, onların önemli bir kısmı kapalı zaten. 43 bin okula ulaştığımız zaman öğrenci potansiyelinin yüzde 98'ine ulaşmış olacağız. Bu çok önemli.
Veliler de okula...
Sabahcı- öğlenci eğitimi yapmayan, tek dönem eğitim yapan okulların bilgisayar laboratuvarları, günde beşer altışar saatten deseniz 30 saat açık. Bir haftada 168 saat var. Biz trilyonlarca para harcadık. Çok ciddi işletme giderleri, cari giderleri olan okullarımızı rantabl kullandırdığımızı söyleyemem.
Bu bilgisayar laboratuvarlarını veliye açıyorduk. Ayın 20'sinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle protokol imzalayacağız. Bu protokol erkek teknik genel müdürlüğü ve kız teknik öğretmenliği de bağlayan bütün teknik öğretmenleri içine alan bir program.
Büyükşehir belediyeleri, öğretmenlerimize hafta sonu okulların boş olduğu saatlerde ve akşam saatlerinde ücret ödeyecekler. Yetişkin eğitimine yönelik hayat boyu dediğimiz vatandaşa yönelik eğitimler vereceğiz. Sadece öğrenci yararlanmasın, öğrencinin velisi de yararlansın. Türkiye'de e-devlet uygulamalarının yaygınlaşması için bu anlamda bir adım atıyoruz. Dünya Bankası'nın gösterdiği eksiklik bizim eksikliğimiz. İşte biz onu tamamlamak üzere bunu yapıyoruz.
(*) Eğitim portalı: Dergilerden kitaplara ve gazete haberlerine dek eğitimle ilgili tüm kaynakların toplanacağı sanal kütüphane. 2005-2006 eğitim öğretim yılının sonunda hayata geçirilmesi hedeflenen portal, sürekli olarak güncellenecek.
(**) ADSL: Mevcut telefon hatları üzerinden çalışan ve yüksek hızlı data, ses ve görüntü iletişimine aynı anda erişim sağlayan sistem.



Öğretmen öğreniyor
MEB'in Intel ile yaptığı ortaklık uyarınca, 10 bin 500 öğretmene bilişim eğitimi verildi. Öğretmen yetiştiren tüm üniversitelere, bundan böyle eğitim programlarında yeni müfredatla uyumlu bilişim becerilerinin kazandırılması gerektiği, aksi takdirde mezunların öğretmen sayılamayacağı belirtildi. İlköğretimde bilişimin etkin kullanımı için trilyonluk yatırım yaptıklarını söyleyen Bakan Çelik, bilgisayar laboratuvarlarından velilerin de yararlandırılması için çalıştıklarını söyledi.

YARIN: Din eğitimi