Hızır Tüzel'den Serhan'a mektup

Serhan Şeşen gitti. Kendisinden bir takım ricalarım olacak. Ben yanına gidince de hesap soracağım tabii ki...

 
 
 
HIZIR TÜZEL
 
İSTANBUL – Burhan Şeşen ilk gençlik arkadaşlarımdandır. Ben gazeteciliğe başlarken o da gazetecilik yapıyordu. Sonra abisi (Gökhan) ve amcasıyla (İlhan) ‘Grup Gündoğarken’i kurmuşlardı. Dolayısıyla otuz yıla yakın bir dostluğum vardır Burhan’la. Doğumunu, büyümesini yakından izlediğim Serhan’la ise en son, üç yıl önce bir tatilde karşılaştık. O da tıpkı babası ve amcası gibi tertemiz, espritüel, hayata bir başka güzel bakan, güzel bir insan olmuştu. Bulunduğu ortamda hemen fark edilen, değerli bir şahıstı. Bu kadar mı benzerdi bir insan babasına. Her ne kadar bir yandan akademik kariyerini sürdürse de, o aslında çalgıcı olmayı koymuştu kafasına. Bir gün tavla oynarken söyledi bana çaktırmadan…
Şimdi diyorum ki, sevgili, canım kardeşim Serhan, senden bir takım ricalarım olacak. Gökyüzünde o bembeyaz bulutlar içinde gezinirken annemi görürsen selam söyle ona. Ayrıca Fikri Ayyıldız diye biriyle karşılaşırsan, yanaklarından öp, benim için, ayrıntılar için sana yardımcı olur. Zamanla görüşürüz umarım oralarda bir yerlerde. Sorarım o zaman sana bunun hesabını. Var mı öyle aniden çekip gitmek. Yine çok kızgınım hayata ve getirdiklerine. Dediğim gibi anneme (Sevim) selam söylemeyi unutma emi, sevgili çocuk… Bana da oralarda güzel bir yer ayarlarsan iyi olur.