Hâlâ 'bir umut' var

Ölüm oruçlarında uzlaşma sağlanamaması, ölümün yanı sıra kalıcı tahribatı da artırıyor.
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Ölüm oruçlarında uzlaşma sağlanamaması, ölümün yanı sıra kalıcı tahribatı da artırıyor. Ancak uzlaşma sağlanıp da tutuklu ve hükümlüler B1 vitamini kullanırsa, sağlıklarına kavuşmaları mümkün.
1996'daki ölüm orucundan bu yana vücutlarında
ve beyinlerinde kalıcı hasarlar meydana gelen tutuklularla ilgilenen İstanbul
Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Gürvit,
"Bu ölüm orucu döneminden sekiz kişiyi hastaneye yatırdık.
İlk beş kişi, tahliyenin hemen ardından geldi. İleri kilo kaybı ve kas hastalıkları vardı. Ancak beyinde hasar oluşmadığı için çok iyi düzelme kaydettik" dedi.
'B1 ömrü uzatmaz'
B1 vitaminin özellikle Korsakkoff'u (hafıza kaybı, beyinde hasar) engellediğini vurgulayan Gürvit, tutuklu ve hükümlüler arasındaki 'Ömrü uzatıyor' inancının ise doğru olmadığını ifade etti. Gürvit, "Ölüm orucunu sürdürenlerde korsakkoff oluşmamışsa,
hâlâ umut var. 25 kiloya düşmüş olsalar bile sağlıklarına kavuşmaları söz konusu. Artık 1996'ya göre daha deneyimliyiz. O zaman yanlış müdahaleler sonucu çoğu insan sakat kaldı. Eylemin şu anda bitmesi durumunda, özel mamalar, beslenme programları ve tedavilerle insanlar sağlığına kavuşabilir. B1 ömrü uzatmıyor, yalnızca beyinde oluşabilecek hasarların önüne geçiyor" diye konuştu.
Trajik bir hastalık
Vernicke'nin (denge kaybı, yürüyüş bozukluğu) yanı sıra korsakkoff'lu olanların geriye dönüş yapmasının çok zor olduğunu belirten Doc. Dr. Gürvit, 1996'daki ölüm orucundan kalan vakaların çok ağır olduğunu, ancak bu eylemde de 'çok trajik' vakalarla karşılaştığını kaydetti. 1996'dan beri vernicke-korsakkoff' lu olmasına rağmen hâlâ cezaevinde bulunan ve operasyona maruz kalan mahkûm olduğunu dile getiren Gürvit, pek tanınmayan hastalığın, ölüm orucu eylemcileri
dışıda Japon toplama kamplarında ve kronik alkoliklerde görüldüğünü söyledi.
Bazı durumlarda hastalığa depresyon ve şizofreninin eşlik edebileceğini, bunun sorunu daha da ağırlaştırdığını belirten Dr. Hakan Gürvit, "Kişilik değişimi, çocuksulaşma, yeni öğrenilen şeyleri kaydedememe durumu oluşur. Vernicke-korsakkoff'lu hastalarda çocuklaşmayla aşırı bir merak duygusu meydana gelir. Tek başlarına hareket edemedikleri için düşer, bir yerlerini kırarlar" dedi.
Ölüm orucu eyleminin başından bu yana doktorlar tarafından mahkûmlara, 'B1'i bırakmayın' uyarısı yapıldı. 20 Ekim 2000'de başlayan eylemde tutuklu ve hükümlüler, önceden edinilen deneyimlerle B1 vitamini kullanacaklarını cezavi idarelerine bildirdi. Ancak 19 Aralık'taki 'Hayata Dönüş Operasyon'u ardından F tipi cezaevlerine nakledilen tutuklu ve hükümlüler, ocak ayı ortalarında B1 vitamini almayı bıraktı. Ardından çok sayıda tutuklu ve hükümlüde vernicke-korsakkoff görüldü ve kendilerine yeterince bakamadıkları için CMUK'un 399'uncu maddesi gereği cezaevinden tahliye edildi.
Sarı: Ölmek istemiyoruz
Ölüm oruçlarında 200'üncü güne yaklaşan ve Küçük Armutlu'da ölüm orucunu sürdüren Reşit Sarı, 'illa ölmek' gibi bir istekleri olmadığını, ancak taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Neden B1 vitamini kullanmadıkları sorusuna ise Sarı, "Ölmek istemiyoruz tabii ki. Ancak ölüm olmadığı sürece bu talepler kabul edilmeyecek. B1 kullanmıyoruz, çünkü ömrü uzatıyor. Doktorlar da bunu kabul ediyor" dedi.