Hopa felaketi sürpriz değil: Doğanın olağan hali!

Hopa felaketi sürpriz değil: Doğanın olağan hali!
Hopa felaketi sürpriz değil: Doğanın olağan hali!
Hopa'yı vuran sel felaketleri Karadeniz'de sık sık yaşanmaya başladı. Uzmanlara göre, bu bir doğal afet değil. Aslında doğanın olağan hali. Yaşanan yıkımlar, ölümler yanlış planlamadan, hesapsızlıktan kaynaklanıyor.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Türkiye ’nin en çok yağış alan bölgesi Karadeniz’de artık her yıl benzer yıkımlar olmaya başladı. Olağanüstü gibi görünen bu durum aslında doğanın bir gerçeği. Sorunsa doğayı yeterince tanıyamamamızdan, doğayla uyum içinde olamamızdan kaynaklanıyor. ‘Karadeniz Sahil Yolu’ gibi projelerle doğaya acımasızca müdahele edildi, ‘Yeşil Yol’ gibi projelerle de yıkıma devam ediyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Orman Mühendisi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu’na göre, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iklimler değişiyor. İstikrarsızlık var. Üç ayda yağan yağış birkaç saatte yağıyor. Bunun yadsınamaz bir gerçek olduğunu belirten Kurdoğlu, sorunun temel kaynağını ise şöyle özetliyor:

Hopa'da mahsur 100 köylü bulundu!

“Orman örtüsü yağan yağışın toprağa girmesini sağlıyor. Üzerinde örtü kalmazsa, ormanlar yok olursa, yağışlar yüzeye hızla çarparak ayağıya akar. Yollar da drenaj kanalı gbii çalışıyor. Suyun zemine gitmesini engeller. Ormanlar yok oluyor, yollar çoğalıyor sular da şehre gidiyor. Şehirlerde suyu emecek toprak zaten yok. Her yer beton. Derelerin de denize akması gerekiyor. Ancak Denizin önünde 150-200 metrelik başka bir engel var. Karadeniz Sahil Yolu... Sular 3-5 metrelik beton kutulra sığdırılmaya çalışılıyor. Sığmayınca suyun yıkıcı etkisi artıyor. Bu felaketin tek bir nedeni yok... Yapılaşma ile ilgili tarafları da var. Doğal afetler aslında doğanın kendini tanzim ettiği olaylardır. Doğa kendini kendini zaman zaman düzene sokar. İnsanoğlu bu afetler zarar görüyorsa burada bir hata var demektir.Sel oluyorsa o sel yatağına girmemek gerekiyor. Milyon yılda oluşmuş dere yatağına yapılaşma yapamazsınız. Mutlaka o yatağa bir gün su dolacak.”

Metin Lokumcu'nun oğlu: Haklı çıktık ama yine biz öldük!

DOĞA İNTİKAM ALMAZ

“Doğaya ne yaparsanız karşılığını bulursunuz” diyen Kurdoğlu, doğanın intikam almadığını belirterek şunları anlattı: “Bu saçma bir sözdür. Doğaya şiddet uygulamamak gerekir. Derelerin yatakları daraltılır mı? Bunu bilmek için mühendise olmaya,  kahin olmaya gerek var mı? ‘2 bin metrenin üzerinde ormanlık alanların kıymeti yok, yüz katını dikeriz’ demek bir aymazlıktır. Kabul edilemez. Doğaya şiddet uyguladığımız sürece çok afetler yaşayacağız...”

DERE ELBETTE TAŞACAK

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı Jeomorfolog Prof. Dr. Ali Fuat Doğu ise, bu yıkımların ve ölümlerin kaderimiz olmadığını şöyle özetledi: “ Yağışın çok oluşu tartışmasız bir gerçek. Ancak yerleşme alanlarının, yolların, köprülerin, birtakım istinat, selden koruma duvarlarının yapım yerlerinin günlük yağışın seyrine göre inşa edilmesi asıl büyük tartışılması gereken sorun. Her derenin bir taşkın yatağı vardı. Taşkın olduğunda ‘doğal afet’ deniliyor. Halbuki doğanın normal bir hareketi bu. İlkim değişikli vs. konular da var. Anormallik var ancak şu anda meydana gelen bu olayların bu kadar büyük hasar yapması yanlış, bilinçsiz yapılaşma ve yanlış arazi kullanımı ile ilgili.

Sele 8 can gitti!

Taşkın olduğunda da ‘felaket’ deniliyor. Dere elbette taşacak. Derenin maksimim yağış düzeninde dere yatağının kapsadığı alanı imara açarsanız böyle sonuçlar olur. Yapılaşma devam ettiği sürece de bu tip olaylar devam edecek. Ayamama Deresi’nde de böyle oldu. İzmir sel felaketinde de yıllar önce yüzden fazla insan öldü. Hepsi de dere yatağında öldü. Osmanlı yerleşimleri hiçbir zaman sualtında kalmazdı. Onlar dere yatağına saygı gösteriyorlar. 50 yılda bir olması kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Anormal olaylar olur, dere yatağından dışarı taşabilir. Doğa incelendiğinde 100 yılda da olsa, 200 yılda da olsa, çok önemli olaylar iz bırakır. Bu olaylara göre davranmalıyız. Yeryüzü şekillerini bunun için inceliyoruz. Ölümler kaderimiz değil, rahatlıkla önlenebilecek olaylar bunlar. Belediyelerin de çok kabahati var. Hepimiz suçluyuz. Bir merci değil, bunda toplum olarak hepimizin kabahati var...”

 

Taksim'de Hopa'yla dayanışma eylemi