Hortumla biten bir hayat

16 yaşındaki Sevim, beş yıldan beri kaldığı çocuk yuvasının bahçesinde kendini bir ağaca asarak intihar etti.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - 16 yaşındaki Sevim, beş yıldan beri kaldığı çocuk yuvasının bahçesinde kendini bir ağaca asarak intihar etti. Geride akli dengesini yitirmiş bir anne, psikolojik sorunlar çektiği belirtilen iki kardeş ve 'Çocuklarımı istiyorum' diyen bir baba bıraktı. Sevim'in hayatı, çocuk yuvasına uzanan pek çok öyküde olduğu gibi yoksullukla başladı. Başlangıç yeri Adana'nın Havutlu beldesine bağlı Şıhmurat Köyü'ydü. Köy, Güneydoğu'da
yaşanan çatışmalar nedeniyle kaçanlar tarafından kurulmuştu.
150 haneli köyün tahta sandalyelerle dolu meydanında 18 yıl önce yoksul bir düğün vardı. Gaziantep'ten köye göç eden bir ailenin kızı olan S.A. ile Ağrı'dan göç eden Y.A'nın evlendirilmesini köyün büyükleri uygun görmüştü. Bir yıl sonra ilk çocukları Sevim dünyaya geldi. Ailenin toprağı yoktu. Baba Y.A, başkalarının tarlalarında yevmiye ile çalışıyordu. Çok yoksullardı. Kerpiç evlerinde ikinci çocukları G, doğdu. Köyden pek çok genç Adana'ya çalışmaya gidiyordu. Y.A. da birkaç kez gidip aylarca Adana'da kaldı. Sonunda ailesi ile birlikte Adana'ya yerleşmeye karar verdi. 10 yıl önce bir kamyonetin kasasına birkaç parça eşya koyup yola çıktılar. Yolculuk sonunda Adana'nın varoşlarında bir gecekonduya sığındılar.
Her şey düzeliyor derken
Y.A., inşaatlarda çalışıyordu. Daha sonra bir fabrikada iş buldu, bir güreş takımında da spor yapıyordu. Yavaş yavaş yaşamlarını düzene sokuyorlardı. 1998'de dünyaya gelen son çocukları E. ise erkekti. E.'den sonra ailenin yaşamı tamamen değişti. Baba Y.A., karısını ve çocuklarını sürekli dövüyordu. Bir gün başka bir kadınla evleneceğini söyledi. Karısı buna şiddetle karşı çıktı. Ama dayak yedi. Y.A., kumayı kabul etmeyen karısını köye götürerek burada bıraktı. Çocuklarını görmesini yasakladı. Yeni imam nikâhlı karısını çocuklarına 'yeni anneniz' diye tanıştırdı.
En büyük çocuk Sevim ve iki kardeşi annelerini görmek istediler. Köyde çocuklarından ayrı kalan anne psikolojik sorunlar yaşamaya başladı. Sinir krizleri geçiriyordu. Çocuklarsa üvey annelerini kabul etmiyorlardı. Bunun karşılığı dayaktı. Komşular, o zaman daha 11 yaşında olan Sevim ve yedi yaşında olan kardeşi G'nin küçük bedeninde sürekli darp izleri görüyordu. Bakımsız çocuklar, perişan bir haldeydi. Evden çoğu zaman çığlıklar yükseliyordu.
Dram basında
Sonunda komşular, polise haber verdi. Polis tarafından babanın elinden alınan çocukların bedeninde hortum ve kalın kablo ile dövülmenin bıraktığı izler vardı. Yaşadıkları dram, gazete ve TV haberleri ile kamuoyuna yansıdı. Sevim ve kardeşi vücutlarındaki yaraları, kameralara, fotoğraf makinelere gösteriyordu.
Çocuklar, Adana İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Sitesi'ne alındı. Artık çok farklı bir hayatları vardı. Üç kardeş, onlarca çocuğun içinde büyüyordu. Dayağın izleri bilinçlerinden silinmiyordu. Sevim kardeşlerine ablalık yapıyordu. Baba Y. A., yaptıklarından pişman olduğunu söyleyerek Çocuk Sitesi'nin kapısını çaldı. Çocukları ile görüşmesine izin verildi. Artık her hafta çocuklarını görmeye geliyor, çocukları ile birlikte vakit geçiriyordu. Çocuk Sitesi'nin yetkililerine, çocuklarını özlediğini, artık onlara bakabileceğini söylüyordu. İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü yetkililerini ikna etti. Ama çocuklarına sadece bir hafta baktıktan sonra köye gönderdi.
Anne çocuklarını tanımadı
Köyde akli dengesini yitirmiş olan annesi, çocuklarını bile tanıyamıyordu. Çocuklar, suçlunun babaları olduğunu düşünüyorlardı. Annelerinin durumundan çok etkilenmişlerdi. Çocuk yuvasına dönmek için yalvardılar. Bir ay köyde kaldıktan sonra babası onları alıp, tekrar Adana Çocuk Sitesi'ne bıraktı. Köyde yaşadıkları Sevim'i çok etkilemişti. Yuvaya uyum sağlayamıyor, diğer çocuklarla anlaşamıyordu. Agresif tavırları ile yuvanın yetkililerinin dikkatini çekiyordu. Yuva psikologları onunla ilgilendi. Sorunlarını dinlediler.
Sevim, babasının kendilerine yaşattıklarından bahsediyordu. Annesini, babasının delirttiğini söylüyordu. Diğer kardeşleri de psikolojik sorunlarıyla, yuvadaki diğer çocuklardan ayrılıyordu. En küçük kardeşi
E., bir yaşında geldiği Çocuk Sitesi'nde büyümüş, altı yaşına gelmişti. Hafta sonları babaları gelerek çocukları ile görüşüyordu. Sevim çoğu zaman babası ile konuşmaya çıkmıyordu. Emine Nabi Menemenci İlköğretim Okulu'nda 8. sınıfa geldi. Ancak çoğu zaman derslerine devamsızlık yapıyor, derslerine çalışmıyordu.
Bayramdan bir gün sonra...
Sevim, son bir hafta her zamankinden daha iyi görünüyordu. Neşeli oluşu, psikolog ve diğer yuva yetkililerini rahatlatmıştı. 19 Mayıs 2004 günü Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına katılmıştı. Arkadaşlarıyla oyunlar oynadı. Ertesi gün güneş henüz aydınlanırken binanın kapısı açıldı. Bahçeye çıkan ilk çocuğun çığlıkları duyuldu. Sevim, sulama hortumu ile kendini ağaca asmıştı. Cesedinin Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılmasının ardından polis odasında, eşyalarının arasında 'yaptığını açıklayan bir not' aradı. Ancak hiçbir not bırakmamıştı.
Baba Y.A. kızının ölüm haberi ile fenalık geçirdi. Yuvadaki diğer çocuklarına sarılarak ağlarken gözyaşları içinde çocuklarını, yuvada bırakmayacağını, yanına alacağını söylüyordu. Yuvanın müdürü çocuklara babasının yanına gitmek isteyip istemediklerini sordu. G.A. ve E.A., "İstemiyoruz. Onu sevmiyoruz" dedi.