HSYK'da yaşanan atama krizi AB'de 'yargıya müdahale' endişesi yarattı

HSYK'da yaşanan atama krizi AB'de 'yargıya müdahale' endişesi yarattı
HSYK'da yaşanan atama krizi AB'de 'yargıya müdahale' endişesi yarattı

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu?nda yaşanan ve geçen aya damgasını vuran krizi Avrupa Birliği çevreleri yakından izliyor. fotoğraf: MEHMET KAMAN / aa

Adalet Bakanlığı ile HSYK'nın Yargıtay ve Danıştay kökenli üyelerinin birbirini 'yargıya müdahale'yle suçlaması Ankara'daki AB diplomatlarının kafasını karıştırdı

ANKARA - Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK) yaşanan atama krizini yakından izleyen Avrupa Birliği diplomatları, Adalet Bakanlığı ile ‘HSYK’nın seçilmiş üyeleri’nin birbirlerini ‘yargıya müdahale’yle suçlamasını anlamakta güçlük çekiyor. Bazı AB büyükelçileri, Ankara’nın İsveç’in AB dönem başkanlığında ‘Yargı ve Temel Haklar’ faslını açmak istediğini ancak son krizin, Türkiye’nin ‘yargı bağımsızlığı’ gibi önşartları yerine getiremediğini gösterdiği yorumunu da yapıyor.
HSYK ile hükümet arasında yaklaşık üç hafta süren hâkim savcı atama krizi, Brüksel’den ve AB başkentlerinden de yakından izlendi. HSYK krizi, kasımda açıklanacak ilerleme raporuna da yansıyacak.
AB diplomatları, konuya ‘yargı bağımsızlığı’ açısından baktıklarını belirtiyor. Bu konuyu, AB ile Türkiye arasında yürütülen tarama sürecinde ‘Yargı ve Temel Haklar’ başlığı altında ele aldıklarını kaydeden diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin ‘yargı bağımsızlığı’ konusundaki mevzuatını, AB mevzuatı ile karşılaştırmak için hazırladığı belgelerde, HSYK’nın hükümetten bağımsız olduğunu savunduğuna dikkat çektiler. Söz konusu belgelerde, Adalet Bakanı’nın HSYK toplantılarına nadir katıldığı, HSYK’nın bütün kararlarını ‘yargının gerçek temsilcileri’ olan Yargıtay ve Danıştay kökenli HSYK üyelerinin aldığı anlatılıyor. Belgede, bu tespiti desteklemek için yer verilen istatistiğe göre de Adalet Bakanı, HSYK toplantılarına 2001’de 9, 2002’de 11, 2003’de 12, 2004’te 8, 2005’te 4, 2006’da 2 kez katılmış. Hükümetin 2006’da AB yetkililerine sunduğu belgede ayrıca, HSYK’nın yargı kökenli üyelerinin hükümet temsilcilerine karşı ‘eşit’ ve ‘bağımsız’ olduğu, bunun da Anayasa ve yasalarla güvence altına alındığı bilgisine yer verildi.
Türkiye’nin İsveç dönem başkanlığında açılmasını istediği fasıllar arasında 23. sırada yer alan ‘Yargı ve Temel Haklar’ başlığı da var. Ancak bazı Avrupalı diplomatlar, HSYK krizinin, Türkiye’nin mevzuat açısından buna hazır olmadığını gösterdiğini dile getirdi. Bakanın sadece bir haftada dört kez HSYK toplantılarına katıldığına ve ‘hâkim/savcı atamalarının hükümetin tekelinde olduğu’ izleniminin yaratıldığına dikkat çeken bir diplomat, “Yargı bağımsızlığı, bu başlığın açılması açısından bir bench mark (kriter). Son olaylar, bu koşulların yerine getirilmediğini gösteriyor. Türkiye, vaat ettiği yargı reformunu bir an önce yapmalıdır” dedi. Aynı diplomat Ergenekon soruşturmasının hükümetin yargıya müdahalesine gerekçe olamayacağını da vurguladı.
AB diplomatlarının “HSYK’nın yargı kökenli üyeleri Ergenekon savcılarını uzaklaştırarak davaya müdahale etmek istiyor” iddiasını da tartıştığı bildirildi. Kaynaklar,  bunun kabul edilemeyeceğini, ancak hak ihlallerinin de görmezden gelinmeyecek kadar önemli olduğunu vurguladılar. (Radikal)