Hükümetten ses var

Bakanlar Kurulu'ndan sonra konuşan Adalet Bakanı Çiçek, MİT skandalında üç soruşturma yürütüldüğünü söyledi. MİT'çi Kozinoğlu için soruşturma izni gerekmediğini belirten Çiçek, "İstanbul Başsavcılığı zaten Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu çerçevesinde soruşturma yürütüyor" dedi.
Çiçek'in sözleri şöyle: "Yargıyı korumalı, kişisel hatalara bakarak tümünü sıkıntıya sokmaktan kaçınmalıyız. Yargıtay Başkanı ile ilgili dosya Yargıtay'da. Genel Sekreter Yardımcısı için müfettişleri görevlendirdim, rapora göre gereği yapılır."

ANKARA - Alaattin Çakıcı lehine Yargıtay'da kulis yapan MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'na yargı yolu gözüktü. Adalet Bakanı ve hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Kozinoğlu hakkında soruşturma açılabilmesi için Başbakan'ın iznine gerek olmadığını, zaten İstanbul Başsavcılığı'nın da bu kişiyle ilgili Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu uyarınca başlattığı soruşturmayı sürdürdüğünü açıkladı. Çiçek skandalın şu anda üç koldan soruşturulduğunu da kaydetti.
Çiçek, Bakanlar Kurulu'nun dünkü toplantısının ardından, MİT-Çakıcı-Yargıtay ilişkisiyle ilgili soruşturmaların seyri ve bu konuda hükümetin tutumunun ne olacağına ilişkin soruları yanıtladı. Toplantıda Adalet Bakanı olarak bu konuda teknik açıklama yaptığını belirten Çiçek, şunları söyledi:
'En vazgeçilmez güç'
Yargıyı koruyalım: Yargı bir devletin bağımsızlığının en önemli göstergesidir. Her kurumun, her mesleğin yedeği vardır, ama yargının ve ordunun yedeği olmaz.
Onun için bu iki kurumu olabildiğince üst düzeyde tutmamız lazım.
Hatalar kişisel: Yazarken, çizerken, söylerken mümkün olduğu kadar kişisel yanlışlıklar yapanlar olabilir, her meslekte vardır. Bu meslekte de olabilir. Ama bu münferit bir kısım olaylara bakarak tümünü sıkıntıya sokacak veya tümünün itibarını zedeleyecek hususlardan kaçınmış olmamamız lazım gelir. Türkiye'de gerçekten yargı en önemli, en vazgeçilmez güçtür ve millet adına bu faaliyeti zor şartlarda yapmaktadır. Günümüzde yargı mesleğini icra etmek çok büyük bir fedakârlıktır.
Hükümet sessiz değil: Uzun süre herkes şunu sordu: Hükümet niye sessiz kalıyor. Hükümet tarafından alınması gereken bir karar var da hükümet bunu almıyorsa, o takdirde o yazılanlar doğrudur. Ama Türkiye bir hukuk devletidir. Kurumları iyi işliyor, işlemiyor, ayrı ama herkesin yetkisi ve sorumlulukları bellidir. Bu olayla ilgili olarak Bakanlar Kurulu'nun veya hükümetin birlikte alabileceği herhangi bir karar yoktur. Zaten başlatılmış olan soruşturma çok büyük bir ciddiyetle ve değişik makamlarda sürdürülmektedir.
'Bilgi eksiklikleri var'
Eleştiri ikilemi bitsin: Bakın böyle bir olay var, ama öbür tarafta Yargıtay'ın ilgili dairesinin verdiği bir karar var. İstanbul Başsavcılığı'nın bütün bu olaylardan evvel hassasiyetle yürüttüğü soruşturmaları bugün de yürütüyor. Bir taraftan Adalet Bakanı konuşurken niye konuşuyor, öbür taraftan da niye konuşmuyor ikileminden çıkmamız lazım. Değerlendirmemizi mümkün olduğu kadar yargıyla bağlantılı olmadan siyaset adamı olarak yapmaya çalışıyoruz."
Başbakan izni gerekmez: Bu olayın bir boyutu İstanbul Başsavcılığı'nca yürütülmektedir. İlgili kişinin yurtdışına kaçmasından itibaren bu soruşturma başlamıştır ve çok yönlü olarak da sürdürülmektedir. Yazılanlardan söylüyorum, burada bazı bilgi eksiklikleri var. Bir MİT mensubunun durumuyla ilgili olarak Başbakan'ın onay verecek, verdi, vermedi tarzında 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç örgütleriyle mücadele Kanunu, onunla bağlantılı olarak 5190 sayılı kanun (DGM'lerin yerine Ağır Ceza Mahkemeleri kurulmasını öngören kanun) bu neviden suçlar açısından anayasal teminatları olanlar dışında hiç kimsenin soruşturma için izin almasına gerek yoktur. MİT mensubuyla ilgili olarak şu an İstanbul Başsavcılığı soruşturma yürütmektedir.
Ne Başbakan'ın ne de başka bir makamın onayına da gerek yoktur. Yani sayın Başbakan'ın onayına bağlı bir konu olmadığı için de hükümet onay verdi mi vermedi mi, tarzındaki tereddütler önce yasal dayanaktan yoksundur.
Soruşturma üç koldan: Ortada üç ayrı kurumda yürütülen bir soruşturma var. Yargıtay Başkanı ile ilgili kısmı Yargıtay'da sürdürülmektedir. Adalet Bakanlığı olarak bizi ilgilendiren yönü ise Genel Sekreter Yardımcısı Tetkik Hâkimi Ercan Yalçınkaya ile ilgilidir.
Dosya bize geçen pazartesi günü geldi, aynı gün ön inceleme yapıldı, müfettişler o işin soruşturmasının uygun olacağı kanaatine vardı. Ben de hemen iki arkadaşımızı görevlendirdim. Bunlar tatildeydiler, hemen geldiler görevlerinin başına, o soruşturmayı onlar yürütüyor. Vardığımız sonuçlara göre gelen raporu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na sevk edeceğim, kararı orası verecek.
'Siyasi tartışma yanlış'
Herkes beklesin: Türk yargısı geriye dönük uygulamalarında zaman zaman hata yapmış olsa bile bunu kendi mekanizmaları içerisinde düzelmiş ve yüz akıyla bugüne kadar çok başarılı bir sınav vermiştir. Ben hep güvendim bu işte de güveniyorum, bundan sonra da güveniyorum. Toplumumuzun da güvenmesi lazım. Ve konuyu kendi bağlamı içerisinde tutmak gerekir. Sınırları dışına çıkardığımızda ya da bunlar üzerinden bir siyasi tartışma başlattığımızda bizatihi korumaya çalıştığımız değer ve kurumlara da çok büyük bir zarar vermiş oluruz.