Hülya Koçyiğit: Bahçeli'nin sözleri onuruma dokundu

Hülya Koçyiğit: Bahçeli'nin sözleri onuruma dokundu
Hülya Koçyiğit: Bahçeli'nin sözleri onuruma dokundu
Akil İnsan olduktan sonra ilk kez konuşan ünlü sanatçı Hülya Koçyiğit, eleştirilere yanıt verdi.

Türk Sineması'nın efsane ismi Hülya Koçyiğit, Akil İnsanlar Heyeti’ne girmesiyle ilgili MHP lideri Devlet Bahçeli ’nin eleştirilerine yanıt verdi.

Koçyiğit, Çözüm Süreci'nin başarıya ulaşacağından emin olduğunu söyleyen Hülya Koçyiğit, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin kendisi hakkındaki "Hülya Koçyiğit, çözümü mü yoksa filmlerindeki sahneleri mi anlatacak?" şeklindeki sözlerinin onuruna dokunduğu açıkladı
Hülya Koçyiğit, Habertürk’e konuştu:

Akil insan olmayı hangi gerekçelerden dolayı kabul ettiniz?
Ne yazık ki bazı insanlar güya barış istiyor. Onlara "İstedin de barış için ne yaptın?" demek geliyor içimden. Evimde oturur, arada bir yurt dışına çıkar, işime bakıp tatlı tatlı para kazanırdım. Sonra birileri sorunca da 'Evet, ben barış istiyorum' der geçerdim. Bu mudur doğru olan? Benim için değil, asla olmayacak da. Bu ülkede barış mutlaka olacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Akil insan olarak terör sorununu tanımlayabilir misiniz?
Bu ülkede yaşayan bir vatandaş ve sanatçı olarak duyarlı, hassas, toplumsal olaylara karşı her dakika heyecan duyan biriyim. Toplumda çok açık bir şekilde ikilik var, kavga var, kimsenin kimseye tahammülü yok, herkes birbirine 'sen - ben' demeye başladı. Böyle bir ortamı yaratanı da alttan alta biliyoruz.

Toplumdaki o gerginlikten dolayı sanki bir travma halindeyiz, korkular içindeyiz. Çocuğu askerlik çağına gelen ailelerin yaşadığı panikleri de biliyoruz. Bütün bunlar sadece benim değil herhalde bu ülkede yaşayan herkesin derdi. Tabii ki bu arada hak arayan insanların belki de gereksiz yere durdurulduğunu görüyoruz. İşte bütün bunları konuşmak için huzurlu ve güvenli bir ortama ihtiyaç var. Önce huzurlu olmalıyız, sonra oturup 'Senin derdin ne?' diye halhatır sormalıyız. Sevgisizlik, o 'biz-siz' ayrımcılığı, ötekileştirme... Bunlar bizim son yıllarda edindiğimiz kavramlar. Türk milleti bu değil. Türk milleti hiçbir dönemde bu kadar ötekileştirerek yaşamını sürdürmemiş. Son 30 yılda yaşadığımız travmalar ne Osmanlı'da ne de Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşandı. Artık yeter, toplum olarak huzur istiyoruz, barış istiyoruz.

Neden?
Çünkü herkese öyle geldi. Neden itici geldiğini bilmiyorum.
'Barış Gönüllüleri', 'Makul İnsanlar' gibi bir isim olsaydı belki de heyet bu kadar tepki toplamayacaktı. Benim asıl anlamadığım daha önce akil insanlar projeleri olanların şimdi bundan geri durması. Diğer partiler de samimi olarak çözüm sürecine inanıyorlarsa, 'Barış' diye bir fikirleri varsa akil adamlar değil de örneğin 'Gönüllü Adamlar', 'Barışçıl İnsanlar' adında bir heyet oluşturmaları gerekiyor. Onların oluşturacağı heyetler de 'Çözüm Süreci'ne katkı yapmalı. AK Parti'nin kurduğu akil insanlar heyetiyle muhalefet partilerinin kurduğu heyetler birlikte çalışmalı.

Diğer partilerin Akil İnsan Projesi olsa, yer alır mıydınız?
CHP 'den böyle bir teklif gelseydi CHP'li olduğum için mi kabul edecektim? Neden Sayın Başbakanımızın verdiği görevi kabul ettim? AK Partili olduğum için mi? 11 yıldır iktidar olan AK Parti ile hiçbir şekilde beraber çalışmamışım da niçin bu konuda 'Varım' demişim? Terör sorunu ne sadece AK Parti'nin ne CHP'nin ne MHP'nin. ne Mehmet'in ne Hülya'nın değil. Bu sorun bütün Türkiye'nin sorunu. Bu can alıcı büyük sorun topyekün hepimizin sorunu, bütün Türkiye'nin sorunu.

Akil insanlar sizce neden eleştiriliyor?
Halkımızın ne düşündüğünü öğrenmek onların yanında olmak için bu yola baş koydum. Türkiye'de bir terör var ve bu terör yıllardır on binlerce can almış. Şehit cenazeleri geldiği zaman sadece o askerlerimizin anneleri değil, herkes birden ağlıyor.

Ölen her evladımıza içim yanıyor. Kimse bana evladını yitirmiş bir ananın acısının günün birinde son bulacağını söylemesin, buna inanmam. Ancak artık daha çok evladımız şehit olmasın, daha çok anne yaşam sevincini, yaşam nedenini yitirmesin diye bu yola çıktım. Akil insanlar konusuna gelen tepkileri şimdilik hoşgörüyle karşılıyorum. Bizler hakkında hemen dayanağı olmayan yargılara varılıp peşin hükümler verildi. Önyargılı insanlar düşmanla işbirliği yapmakla suçlayarak benim canlandırdığım 'Aliye Öğretmen'i linç etmişlerdi. Oysa o 'Aliye Öğretmen' bir vatansever olduğu için düşmanla vakit geçirerek Türk askerlerinin cephaneliğini imha etmesini sağlamaya çalışıyorlardı. Şimdi de aynı şey olmuyor mu? Hep bir bilip bilmeden suçlama, aşağılama, yargılama. Belki de bu heyetin çalışmaları görüldükçe, korktukları gibi bir heyet olmadığını fark ettiklerinde o peşin hükümler son bulacaktır.

'BAŞBAKAN ÇOK KARARLI'
Akil insanların Çözüm Süreci'ne nasıl katkıda bulunacaklarını sizden de duyabilir miyiz?
Sadece ve sadece barışa inanmış, huzur isteyen, kan döküldüğünü görmek istemeyen insanlarla bir araya gelerek barışın nasıl sağlanacağı konusunda fikir alışverişinde bulunacağız. Bize yüklenenler şöyle diyor: "Sizin bildiğiniz bir şey var, halka onu anlatacaksınız. Ama sizin bildiğinizi biz bilmiyoruz." Birçok insanın terörün bitmesi için pazarlık yapıldığı yönünde düşünceleri var. Sayın Başbakanımız bize şöyle ifade etti, "Terörle pazarlık olmaz." Abdullah Öcalan'ın affedilmesi için devreye akil İnsanların sokulduğu yönünde de endişeler var, kendisi bu konuda ise bize asla böyle bir fikrin olamayacağını, böyle bir fikrin konuşulamayacağını, böyle bir fikrin gündeme getirilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Ama nedense hep peşin yargılar var. Belki de siyasi nedenlerden dolayı itirazlar var. Bu arada Sayın Başbakanımızın barış konusundaki inancına ve ısrarına büyük saygı duyduğumu da belirtmek istiyorum. Çünkü çok kararlı.

Hükümet sizlere neler konuşup neler konuşmamanız gerektiği konusunda bilgi verdi mi?
Bize gidin halka şunları söyleyin diye bir yazılı metin verilmedi, telkinlerde bulunulmadı, hatta ima bile edilmedi. "Siz bağımsız insanlarsınız, kendinizi birer sivil toplum örgütü olarak düşünün ve düşüncelerinizi anlatın. Bizim söylemeniz gerekenler konusunda size söyleyeceğimiz bir şey yok" dendi.

Ayrıca bizden halkın ne istediğini öğrenmemiz de istendi. Sayın Başbakanımız halkın barış için neler istediğini zaten partinin çalışmalarıyla öğrendiklerini, meclisteki 550 milletvekilinin de asıl işlerinin bu olduğunu söyleyerek bizden bu konulardaki çalışmalar için destek istedi.

Size halktan itirazlar geldi mi?
Akil İnsanlar Projesi'ne inanmayıp "Hülya Koçyiğit senin ne işin var orada?" diyenler de olabilir "Ne iyi yaptın" diyenler de olabilir. Bana "Ne iyi yaptın?" diye halktan birçok destek geldi.

'Barış İçin Kadın Derneği' beni davet etti ve bana "Çok doğru yoldasınız. Bu büyük bir fırsat, bu meselenin mutlaka çözülmesi gerekir. Biz barışçı kadınlar sizinle birlikteyiz" dediler. Ben Türkiye'nin yarınlarına küçücük bir katkım bile olacaksa Akil İnsanlar'da yer almayı kabul ettiğim için mutlu olurum. Belki de benim konuşmalarımla, söylemlerimle bir tek terör yanlısının fikrini değiştireceğim. Olamaz mı? Tek bir kişinin fikrini bile değiştirecek olmamdaki zarar nerede? Ben özellikle kadınların terör konusunda ne düşündüklerini öğrenmek istiyorum. Her kadının da benim gibi düşündüğünü tahmin ediyorum. Yani ülkenin huzura ihtiyacı var, daha çok demokrasiye, daha çok eşitliğe, daha çok adalete ihtiyacı var. Bütün bu konuları tartışmamız, konuşmamız gerekiyor.

"DEVLET BAHÇELİ'NİN SÖZLERİ ONURUMA DOKUNDU"
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin size olan tepkisine ne diyeceksiniz?
Her şeyden önce Sayın Bahçeli'nin beni mesleğimle aşağılaması onuruma dokundu. Ben bu mesleği yaptığım için Hülya Koçyiğit'im. Bu meslekle insanların gönüllerinde yer edinmişim. Bu ülke insanın sağduyusu, sevgisini göz ardı ederek benim ve diğer sanatçı arkadaşlarım hakkında olumsuz sözler sarf etti.

Ben Atatürk Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği bir sanatçıyım. 65 yaşındayım ve tam 50 yıldır film çekiyorum. Türkiye'de girmediğim yer kalmadı, her kesimden insanla tanıştım, konuştum.

Bütün bunları göz önünde bulunduracak olursak benim ülkemizin sorunlarının ne olduğu, o sorunlara nasıl çözüm üretilebileceği konusunda yetkin kişi olmadığım düşünülebilinir mi? Atatürk'ün de dediği gibi 'Sanatçı, alnında ışığı ilk hisseden insandır.' Ama bize o kadar büyük oklar saplamaya çalışıyorlar ki. Hep bir itiraz, hep bir eleştiri, hep bir kavga. Barış için beni Kemal Kılıçdaroğlu da çağırsaydı, Devlet Bahçeli de çağırsaydı seve seve, koşa koşa giderdim.