İçiyoruz BM'de ama bir sor niye?

İçiyoruz BM'de ama bir sor niye?
İçiyoruz BM'de ama bir sor niye?
ABD temsilcisi Torsella BM'de, "Delegeler toplantılara ayık gelsin" deyince kriz çıktı. Bazı delegeler sarhoşluğun diplomatik oyalama taktiği olduğunu anlattı.
Haber: CANDAN PEKDAŞ - candan.pekdas@radikal.com.tr / Arşivi

BM’nin ‘İdare ve Bütçe’ işlerinden sorumlu 5. Komitesi’nin alışıldık seyrinde süren toplantısının, medyada yankı bulması normalde hayli zordu. Ancak ABD temsilcisi Joseph Torsella’nın “Toplantılara sarhoş gelmeyin!” şeklinde özetlenebilecek azar kabilindeki açıklaması bütçe görüşmelerine anında ‘ haber değeri’ kazandırdı. BM, ABD, bütçe ve idare gibi ‘ciddi kelamlar’ mevzubahis olduğundan ilk başta haberi bir siyasi hiciv yazarının kaleme aldığından şüphelenenler oldu. Ancak Torsella ‘feryadı’nda fazlasıyla inandırıcıydı: “ABD olarak toplantı odalarının gelecekte alkolden arındırılmış bölgeler olması yönünde mütevazı bir öneride bulunuyoruz. Hükümetim, son toplantılarda yakalanan stratejik fırsatlara müteşekkir olsa da gelin şampanyalarımızı görüşmelerin sonunda başarımızın şerefine kadeh kaldırmak için saklayalım.” Torsella, BM’nin diğer 192 üyesinin temsilcileri için ‘aleni mahcubiyet vesilesi’ olan bu açıklamasında herhangi bir ülkenin ismini açıkça zikretmese de, bu ‘sırra’ vâkıf olmaları işten bile olmayan muhabirler için ‘sarhoşluk tanıklıkları’ bulmak zor olmadı.
Bir diplomat, “Müzakerelerde gelişme kaydedip ortamı yumuşatmak adına sorumlu şekilde biraz alkol tüketmek gibi yararlı bir geleneğimiz hep vardı. Ancak mevcut durum, bir delegenin barda biraz içki yudumlayıp sonra toplantıya katılmasından ibaret değil” dedi.

‘Afrika delegeleri içiyor’ 
Diplomat, G77 (gelişmekteki ülkeler) grubundan bir delegenin sarhoşluktan kustuğunu anlattı. Bir diğeri, alkol etkisiyle düşe kalka yürüyen delegelerden söz ederken, bir diplomat şu ‘anısını’ paylaştı: “Toplantılarda not almakla görevli kişi sızınca yerini başkası aldı.” Batılı bir diplomat “İçenler Afrika delegeleri” ‘bilgisini’ verdi.
Sayısız bütçe görüşmelerine katılmış Güvenlik Konseyi’nden bir diplomat ise alkol düşkünlüğü iddiasının abartıldığı fikrinde. Diplomat ilk olarak, aralıklarla dört aya yayılan ‘maraton toplantı olgusu’ndan dem vurdu: “Haftalarca günde 20 saat bir arada kalınca, insanlara ister istemez bir rahatlık geliyor. Ayrıca ‘sadece Afrikalılar içiyor’ diyemeyiz. Kanadalılar viski, Ruslar votka, Fransızlar da şarap getirirdi. Bunda yeni ya da şaşırtıcı hiçbir şey yok.” Ancak diplomata bakılırsa ‘küresel diplomasinin merkezinde diplomatik oyunlar’ dönüyor. ‘Sarhoşların’ BM’deki reform sürecini sekteye uğratmayı hedefleyen bir zihniyeti yansıttığını savunan diplomat, “Delegelerin ‘müzakere stratejimiz içmek olacak’ diye bir karar aldığını sanmıyorum. Ancak delegasyonların statükoyu korumak ve desteklemedikleri reformlardan kaçınmak gibi bir görevleri var” dedi. Diplomata göre, bütçe görüşmeleri aslında BM’de ‘zenginle fakir’ daha doğrusu ‘güçlüyle güçsüz’ arasındaki derin çatlağı yansıtıyor.

Reform sürecine alkol ‘freni’
Örneğin bütçenin yüzde 22’sini sağlayan ABD ve diğer zengin ülkeler ile G77 arasında son yıllarda, mali krizin de etkisiyle kemer sıkma tedbirleri ve ‘daha az kaynakla daha fazla yapma’ hedefine dair derin fikir ayrılıkları var. Bütçenin yaklaşık yüzde 82’si 15 ülkenin cebinden çıkarken, 178 üye yüzde 18’i karşılıyor. Bu nedenle son yıllarda hem katkı payı hem onay sürecine dair reforma gidilmesi tartışılıyor. Ancak ‘BM’nin devlerinin’ Güvenlik Konseyi’ne hükmedip Genel Kurul’da fazlasıyla baskın etkiye sahip olduğuna inanan gelişmekteki ülkelerse bu ‘kadim kırgınlıklarını’, kendi güçlerinin en önemli kaynağı gördükleri 5. Komite’de dengeledikleri kanısında. Yani Batı destekli bütçe reformu önerilerinin, ellerini zayıflatmayı hedeflediğinden şüphelenen ‘küçük’ ülkelerin, karar sürecinde oyalama taktiklerine başvurulduğu söylenebilir. Nitekim yaklaşık 40 bin çalışanın ücretlerinin (bütçenin yüzde 65’i) dondurulmasına dair aralıkta ABD’den gelen talep, delegelerin toplantılara gelmemesi ya da ‘sarhoş’ gelmesi sebebiyle ele alınamadı.
Ayrıca Torsella’nın çıkışı da ters tepmiş gibi. Zira ‘zan altındaki’ Afrika delegelerinin, görüşmeleri mesai saatleri içinde tutup gece geç saatlere dek süren ya da hafta sonuna sarkan maraton toplantılara katılmama yönünde ‘zımni irade beyan ettikleri’ kulislerin son rivayetlerinden. Nitekim bir diplomat, “İnsanlar Torsella’ya açıkça meydan okumuyor ancak herkes çok kızgın. Açıklaması, müzakere ortamını tamamen zehirledi” dedi.

Alkol, protokol, geritol...
Tartışmalara karşın alkol-diplomasi ilişkisinin aslında çok ‘mahrem’ bir durumu yok. BM tadilatı kapsamında ilk olarak barın kapanması üzerine ‘isyan’ çıkmasının yanı sıra bu ilişkiyi ‘ifşa edenlerden’ biri de, BM’nin kuruluşunda görev alan ve 1952 ile 1956’da Demokrat Parti başkan adayı olan ABD’li siyasi Adlai Stevenson. Dönemin favori vitamini geritol’e atıf yapan Stevenson’ın unutulmaz sözlerinden biri şöyle: “Bir diplomatın hayatı 3 şeyden oluşur: Protokol, geritol ve alkol.”

BM BARSIZ OLMAZ KRİZİ

BM binasında 2008’de başlayan tadilat kapsamında ilk başta, bar olarak da hizmet veren Delege Salonu kapatıldı. BM idaresi Manhattan’da sayısız bar olmasına ‘güvendi’. Ancak diplomat ve çalışanların bu durumu protestosu öyle yoğun oldu ki, BM idaresi çözümü geçici bir bar açmakta buldu.