İdamdan önce Saddam'ı ilaçladılar

"Saddam'a infaz öncesi sakinleştirici verildi" diyen Iraklı siyaset bilimci El Maraşi, kızının da "Bu babam değil, ona ilaç vermişler" dediğini söylüyor.

Neşe Düzel
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

NEDEN? İbrahim El Maraşi
Dünya geçtiğimiz yılı bir idamın korkunç görüntüleriyle kapattı. Herkesin tepkisini toplayan bu ölüm görüntüleri dünyanın bütün ülkelerindeki evlere yansıdı. Ortadoğu'da her hamlenin siyasi bir nedeni olduğu için, bu idamın ve bunun bu şekilde yansıtılmasının da bir anlamı olması gerekiyordu. Neden Amerika Saddam'ı böyle alelacele idam ettirmiş, bölgedeki nefreti ve kini artıracağı çok açık olan bu idam sahnelerini dünyanın gözüne sokmuştu? Bundan sonra neler olacak, Ortadoğu ve Türkiye bu gelişmelerden nasıl etkilenecekti? İsrail dergisine yazdığı bir makalenin İngiliz istihbarat servisince kullanılması neticesinde, Irak savaşının nedeni haline gelen Iraklı siyaset bilimci İbrahim El Maraşi'yle Ortadoğu'da yaşanabilecekleri ve o makaleyi niye yazdığını konuştuk. Pennsylvania Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Irak uzmanı Maraşi şu anda Koç Üniversitesi'nde ders veriyor.

Saddam idam edildi. Bunun sadece adalet duygusuyla gerçekleşmediğini biliyoruz. Mutlaka politik nedenleri de var. Saddam'ın idamıyla amaçlanan ne? Nasıl bir politik sonuç bekliyor Amerika bu idamdan?
Irak hükümeti Saddam'ı idam ederek biri Iraklılara, diğeri de dış dünyaya olmak üzere iki mesaj vermek istedi. Saddam'ın idamıyla Iraklılara verilen mesaj şuydu. Baas partisinin Irak'ta bir daha geri gelmemek üzere tarihe gömüldüğü, Baas'ın Irak'ta tekrar iktidara gelme şansının hiç kalmadığı anlatıldı Iraklılara. Çünkü Irak'ta hâlâ Baas'ın canlanmasını ve yönetimi ele geçirmesini isteyenler vardı.
Saddam'ın idamıyla dünyaya ne mesaj verildi peki?
Irak'ı, Irak hükümetinin yönettiği mesajı verildi. Saddam, Irak'ın eski yönetiminin en büyük sembolüydü. Saddam'ın yok edilmesiyle Irak'taki eski yönetimin tamamen tasfiye edildiği ve Irak'ta bir dönemin artık kapandığı söylenmiş oldu dış dünyaya. Irak hükümeti, Saddam'ı idam ederek bunları elde etmek istedi ama gerçekleşen şu oldu. Sünniler, Saddam'ın idamını kendi toplumlarına karşı Şiilerin bir intikamı olarak algıladılar.
Peki Amerika Saddam'ın idamından nasıl bir siyasi sonuç bekliyor?
Amerika, Irak'ı mümkün olduğunca en kısa sürede terk etmek istiyor. Saddam'ın idamıyla da, Amerikan ordusunun Irak'tan çekilmesi için ilk adım atılmış oldu.
Anlamadım...
Saddam'ın idamı, Amerika'ya Irak'tan ordusunu çekme fırsatını verecek. Çünkü Amerika, 'Baas artık bitti. Irak'ı kontrol etme şansı hiç kalmadı. Dolayısıyla Irak'ta Amerikan ordusuna hiç ihtiyaç yok. Saddam eski Irak'ın önemli bir sembolüydü. Eski Irak tarihe gömüldü ve şimdi önemli olan Irak'ın geleceği oldu. Bu geleceği de Irak hükümeti kuracak' diyecek ve Amerikan ordusu Irak'tan çekilecek. Böylece Amerika Irak'ı askeri olarak değil ama siyasi olarak kontrol edecek.
Saddam'ın idamı aceleye getirilmiş izlenimi uyandırdı. Niye bayram arifesinde gerçekleştirdiler bu idamı?
Saddam hemen idam edilmek istendi çünkü onun hayatta olması, hâlâ bir tehlikeydi. Çünkü Baas partisi Saddam'ın eseriydi ve Baas bugün zayıf olsa da, Irak'ta yaşanan şiddetten, direnişten sorumluydu. Amerikalılara ve diğer Iraklılara saldıran Baasçılar, Saddam'ı serbest bıraktırabileceklerini ve Irak'ta iktidara geleceklerini düşünüyorlardı. İnsanlar da Baas'tan korkuyordu. Baas'ı tamamen ortadan kaldırmak için Saddam'ı öldürmek gerekiyordu. Nitekim küçük bir davayı çabucak sonuçlandırıp Saddam'ı bir an önce öldürdüler.
İdamla ilgili görüntüler de bir tuhaftı. Seviyesiz, gereksiz hakaretlerde bulunan Şii cellatlar ve kahraman bir Sünni Saddam. Bu, kendiliğinden oluşmuş bir tablo mu yoksa birileri özellikle iki mezhep arasındaki düşmanlığı körüklemek için mi böyle bir sahne sergiledi?
Sünnilerle Şiiler arasındaki düşmanlık, Saddam'ın idamıyla değil, bu iki mezhebin birbirinin camisini bombalamasıyla çok önceden körüklendi zaten. Irak'ta iç savaş camilere saldırılarla çoktan başladı. Saddam'ın öldürülmesi ise sembolik bir olaydır. Bu idamı Irak hükümeti gerçekleştirdi. Irak'taki hükümet daha çok Şiilerin ve Kürtlerin oluşturduğu bir hükümet. Şii ve Kürt politikacıların ise kendi toplumlarının desteğine ihtiyacı var. Bu desteği alabilmek için kendi toplumlarına bir şey göstermeleri gerekiyordu. Şiiler ve Kürtler Saddam'dan nefret ediyordu ve onun idam edilmesine çok memnun olacaklardı. Sonuçta Irak hükümeti toplumun Şii ve Kürtlerden oluşan yüzde 80'ini sevindirdi, nüfusun yüzde 20'si olan Sünnileri de üzdü. Sonuçta Şii ve Kürt politikacılar kendi iktidarlarını güçlendirmek ve arkalarındaki kamuoyu desteğini artırmak için idamı bu şekilde gerçekleştirdiler.
Şii cellatların tutumu bölgede Şiilere ve İran'a duyulan Sünni
öfkeyi artırır mı peki?

Artırır tabii. Çünkü Sünniler Amerika'dan daha fazla İran'dan korkuyor ve nefret ediyorlar. Çünkü Sünniler, Şiilerin İran'ın desteğiyle güçlendiğini görüyorlar ve ayrıca İran'la yaşanan sekiz yıllık savaşı da unutmadılar. Saddam'ın idam edilmeden önce duyduğu son şey Şii milislerin sözleriydi. İdam'dan önce Saddam'ın çevresinde dans etmişler. Saddam'ın cellatlarına son sözü, 'Sizin cesaretinizi göstermenizin yolu bu mu' oldu. Saddam, ölüme giden bir adam olarak çok sakindi. Büyük ihtimalle Saddam'ı ilaçladılar. Ona sakinleştirici verdiler. İdamından hemen önce konuşabiliyordu ama pek hareket edemiyordu. Saddam'ın bedenen direnmesinden, ölmeden önce bir gösteri yapmasından korkuldu sanırım. Nitekim infazı seyreden kızı da 'Bu benim babam değil. Ona ilaç vermişler' dedi. Zaten Ortadoğu'da kılıçla ya da iple idam edilecek olan kişiye, infazdan önce sakinleştirici veriliyor.
Saddam'ın idamından sonra Irak'ta nasıl gelişmeler bekliyorsunuz?
Sünniler, Irak'ın parçalanmasını istemiyor. Bu yüzden de Şiilerin Irak'tan ayrılmasını engellemeye çalışıyorlar. Çünkü Sünnilerin yaşadığı orta Irak'ta hiç enerji kaynağı ve petrol yok. Dolayısıyla Sünnilerin tek problemi Amerika'yı Irak'tan çıkarmak değil. Sünnilerin bir problemi de Irak'ı bir bütün halinde tutmak. Sünniler, Amerika'nın Irak'ı er ya da geç terk edeceğini biliyor. Nitekim Irak'ta bundan sonraki savaş Amerikalılarla değil, Irak'ın enerji kaynaklarını kontrol etmek için Şiilerle ve Kürtlerle yapılacak. Amerikalılarla savaş bir gün bitecek ve bu kez Irak'ın petrolünü kontrol etmek için Kürtler, Sünniler ve Şiiler arasında bir savaş başlayacak. Zaten böyle bir iç savaş başladı bile. Bu iç savaş daha şiddetlenecek. Ve Kürtlerle Sünniler arasındaki esas savaş, Kerkük Kürtlerin olursa başlayacak.
Irak'ta kim kiminle savaşacak?
Irak şu anda Lübnan gibi. Irak'ta her grubun ve partinin kendi askeri gücü, milisleri var. Bu milisler birbirleriyle savaşacak. Milisler Irak ordusundan daha güçlü şu anda. Aslında bu milisler aynı zamanda orduyu da oluşturuyorlar. Gündüz ordunun üniformasını giyiyorlar, gece milis kıyafetlerini giyiyorlar.
Irak bir bölünmeye mi gidiyor?
Evet. Irak hem toprak olarak hem de insanların kafalarında çoktan bölündü. Kuzey Irak, Güney Irak ve Orta Irak birbirinden çok farklı ülkeler artık. Güney Irak, her yanıyla sakin bir Şii ülkesi. Kuzey Irak ise tamamıyla bir Kürt ülkesi. Kuzey Irak'ın bağımsız bir devletten hiçbir farkı yok. Sadece bağımsızlığını ilan etmedi, o kadar. Şiiler de böyle bir devlet kurmak istiyor ve Sünniler bunu engellemeye çalışıyor. Orta Irak'a gelince, orası tam bir kaos. Bağdat'ın bir bölümünü Kürtler, bir bölümünü Sünniler, bir bölümünü de Şiiler kontrol ediyor. Bağdat şu anda Beyrut gibi. Her gün insanlar ölüyor, Şiilerle Sünniler arasında büyük çatışmalar yaşanıyor.
Amerika Irak'taki tavrını değiştiriyor gibi gözüküyor. ABD, Kuzey Irak'taki Kürtlerden desteğini çekiyor mu ya da bu desteği azaltıyor mu?
Hayır. Amerika Irak'ın tek istikrarlı bölgesi olan Kuzey Irak'ın istikrarsızlaşmasını istemiyor. Çünkü tek güvenecekleri yer burası. Amerikalılar Kürtleri desteklemeye hep hazırlar. Kürtler Amerikalılarla birlikte savaştı. Diğerleri savaşmadı. Kürtlerle hep müttefik olacaklar. Zaten Kürtler de bunu söylüyor. 'Eğer Amerika Kürdistan'da kalmak istiyorsa, kalabilir' diyorlar.
Ama Kerkük'te referandumu ertelemeyi isteyen son Amerikan raporu Kürtleri çok kızdırdı.
O sadece bir rapor. O rapor Amerikan yönetimi demek değil ki.
O raporda sadece öneriler yer aldı. Amerikan jeopolitiği açısından Amerikalılarla Kürtler hâlâ iki güçlü müttefik. Kerkük'te seçimler büyük ihtimalle bu yıl yapılacak.
Kerkük Kürtlerin olmazsa bağımsız Kürt devleti yaşayabilir mi?
Kerkük Kürtlerin olsa da olmasa da, bağımsız bir Kürt devletinin yaşaması çok zor. Çünkü bu devletin etrafı her iki durumda da İran, Suriye, Türkiye ve güney Irak'taki Sünnilerle çevrili olacak. Kuzey Irak'taki yapı şu anda bağımsız bir devlet gibi ama Kürtler henüz Türkiye'yi, İran'ı, Suriye'yi ve Irak hükümetini kızdırmadılar. Ama şu var. Kürtler, Kerkük'süz bir Kürt devletini kabul etmezler. 1920'den beri Kerkük'ü talep ediyor ve Kerkük için savaşıyorlar. Ama hem komşuları hem Irak hükümeti Kerkük'ü almış bir federe Kürt devletini kabul etmezler. Bu ayrı bir sorun ve ayrı bir savaş konusu. Bu sorun tarafların uzlaşmasıyla çözülebilir ancak. Bir uzlaşma sonucunda belki Kürtler Kerkük'ün yarısını kontrol edecekler, petrolün de yüzde 70'ini alacaklar. Irak hükümeti ve Kürt hükümeti bu konuyu aralarında tartışacak, göreceğiz. Kerkük için savaş ihtimali bence yüzde 50'dir bugün.
Kürtler, bu son gelişmelerden sonra bağımsız bir devlet kurmak için daha mı güçlendi yoksa onların pozisyonu biraz zayıfladı mı?
Güçlendi. Çünkü Irak hükümeti çökebilir. Eğer merkezi Irak çökerse, Kürtlerin bağımsız devlet kurma ihtimali çok daha artar. Kürt halkı da bugün geçmişe göre daha çok bağımsız olmak istiyor. Irak'ta yaşananları
gördükten sonra, 'Biz Irak'tan ayrılmalıyız' diyorlar. Ama Barzani ile Talabani, bağımsızlığın mümkün olmadığının farkında. Onlar kendi siyasi iktidarlarını düşünüyorlar.
Bağımsız bir Kürt devleti kurulursa Barzani ve Talabani iktidarını kaybeder?
Kuzey Irak tam bağımsız bir devlet olursa, bunu engellemek için hem Türkiye, İran ve Suriye devreye girerler hem de Sünniler ve Şiiler güneyden Kuzey Irak'taki bağımsız devlete karşı saldırıya geçerler. Bu durumda Talabani ve Barzani güçlerini kaybederler. Bu yüzden iki Kürt lider de Kuzey Irak'ı federe bir devlet olarak tutmayı kendi iktidarlarını korumak açısından daha akılcı buluyorlar.
Başbakan Erdoğan, Amerika'nın PKK'ya karşı gerekli tedbirleri almadığından yakındı. Amerika, PKK hakkında ne düşünüyor?
'Şu anda biz Irak'taki diğer sorunlarla çok meşgulüz, PKK şu anda bizim uğraşabileceğimiz bir sorun değil. En iyisi bu konuda Türkiye'yi beklemede tutmak' diye düşünüyorlar.
Amerika PKK için özel temsilci atadı. Göstermelik bir girişim mi bu sizce?
Bu, Türkiye'nin dikkatini başka bir yöne çekmenin bir yolu. Amerika'da, PKK'yla sonra ilgileniriz tavrı var.
Son gelişmeler PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığını nasıl etkiler?
Etkileyeceğini sanmıyorum. Çünkü Irak'taki çatışmalar Kuzey Irak'ı etkilemedi. Irak'ta ne olursa olsun, PKK Kuzey'deki varlığını sürdürecek. Talabani ve Barzani PKK'ya karşı harekete geçmek istemiyorlar. Yani Kürt partilerinin PKK'yı Irak'ın dışına çıkarma niyetleri yok. Iraklı Kürtlerin bir bölümü PKK'yı beğeniyor. 'PKK bizim için savaşıyor. Kardeşlerimize niye saldıralım' diyorlar. Bu düşünce yaygınlaştı Kuzey Irak'ta. Kürt gruplar geçmişte birbirleriyle savaştıklarını unuttular. Bu yeni bir Kürt milliyetçiliğinin doğuşudur.
Peki Barzani, Türkiye ile ilişkilerini güçlendirmek için PKK'yı feda eder mi?
Eğer Türkiye, Kürtlere 'Kerkük'ü size veriyoruz, Kerkük'ü alabilirsiniz' derse, Kürtler PKK'dan vazgeçer. Barzani bir saniyede Kerkük'ü PKK'ya tercih eder. Kerkük, Kürtlerin birinci hedefidir. Ama Kürtler Kerkük'ü alırsa, Irak'taki iç savaşın dışında kalamazlar. Çünkü Kerkük'ün bir topluma ait olduğunu söylemek çok zor. Kerkük aynı zamanda Türkmenlere de, Araplara da, Kürtlere de ait bir şehir.
Amerika Kerkük'ün Kürtler tarafından nüfus yapısının değiştirilmesine neden izin veriyor sizce?
Amerika bunu görmezden geliyor çünkü başka konularla meşgul. Ayrıca Amerika Kürtleri destekliyor.
İnanılmaz bir durum ama Saddam'ın idamına giden yolu sizin bir yazınız açtı. Bir internet sitesi de bulunan bir İsrail dergisine, sizin Irak'la ilgili yazdığınız yazıyı, İngiliz ve Amerikan istihbaratı, Irak'ta nükleer silah bulunduğunun kanıtı olarak kullandı. Siz o yazıyı niye yazmıştınız?
O dergiye Araplar da yazı yazıyor. Ben, merkezi İsrail'de olan bu dergiye Irak istihbarat örgütünün yapısıyla ilgili bir makale yazdım. İngiliz hükümeti, bu makaleyi benden habersiz, üstelik benden aldığını da belirtmeden kendi raporunda kullanmış. Ben Irak'ta nükleer silah bulunduğunu hiçbir zaman yazmadım. Ama İngiliz hükümetinin raporu, Irak'ta nükleer silah bulunduğunu iddia ettiği için bu iddiayı da benim yazdığım sanıldı. Raporun nükleer silah bölümüyle benim hiçbir ilgim yok. Sorun şu ki, Türk medyası bu bölümü de benim yazdığımı düşünüyor. Çünkü Türk medyası hikâyeyi tam anlayamadı ve benimle ilgili büyük bir hata yaptı.
Sizin anne tarafınız Lübnanlı, baba tarafınız Iraklı, siz Necefli bir Şii'siniz, Amerikan ve İngiliz pasaportlarınız var ve bir İsrail dergisine ve internet sitesine yazdığınız yazı Irak savaşını başlatmak için kullanıldı. Kendi durumunuzu ilginç buluyor musunuz?
İlginç ama benim durumum bir globalleşme örneğidir. Ben, dünyada başlayan küreselleşme çağının bir ürünüyüm.
Adınızın böyle bir savaşın başlangıç noktasında anılması hayatınızı nasıl etkiledi?
Bundan sonraki hayatımda artık ben hep kendimi savunmak zorundayım.
İngiliz hükümetinin raporuyla ve kimyasal silah iddiasıyla hiçbir ilgimin bulunmadığını söylemek zorundayım. Mesela Türk medyası hâlâ 'Irak'a karşı savaşı bu çocuk başlattı' diye konuşuyor.
Ama Amerika ve İngiltere'nin Irak'a karşı savaşı başlatmak için sizi kullandıkları bir gerçek.
Gerçek ama bilgi yanlış. Çünkü o raporu ben yazmadım. Ben Iraklıyım. Irak'a karşı bir savaşın başlamasını nasıl isteyebilirim ki... Benim haberim olmadan benim makalemi kullandılar.
O yazıyı yazdığınıza pişman mısınız?
Evet. Acayip pişmanım. Keşke yazmasaydım. Çünkü bundan sonraki hayatımda herkes benden şüphelenecek. Ben Türkiye'de ve Ortadoğu'da çalışmak istiyordum. Ama şu anda çok zor. Herkes benden şüpheleniyor.
Sizin için İngiliz casusu mu diyorlar?
Veya Amerikan... Veya İngiliz... Bilmiyorum. Çok ironik bir şey. Oralarda hayat kötü diye ben İngiltere'den ve Amerika'dan kaçtım.