İfade özgürlüğü için Nedim Gürsel ve İrfan Sancı'ya dayanışma ödülü

İfade özgürlüğü için Nedim Gürsel ve İrfan Sancı'ya dayanışma ödülü
İfade özgürlüğü için Nedim Gürsel ve İrfan Sancı'ya dayanışma ödülü
Türkiye Yayıncılar Birliği'nin 'Düşünce ve İfade Özgürlüğü' ödülü, kitapları hakkında dava açılan yazar Nedim Gürsel ile, yayıncı İrfan Sancı'ya verildi. Yayımlanan raporda, bir yıl içinde 63 kitap hakkında 'işlem' yapıldığı görüldü



İSTANBUL - Her yıl bir daha verilmemesi dileğiyle Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından verilen Düşünce ve İfade Özgürlüğü ödülleri önceki gün sahiplerini buldu. Taksim Hill Otel’de düzenlenen törende yazar Nedim Gürsel ve yayıncı İrfan Sancı’ya ödülleri verildi. Her yıl bir kitapçıya verilen ödül ise, Şanlıurfa’da 54 yıldır kitapçılık yapan Naci İpek’e verildi.
Allah’ın Kızları adlı romanı hakkında bazı ifadelerle, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı” iddiasıyla altı yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Kitap hakkındaki mahkeme süreci halen devam ederken şikayetçi olan Ali Emre Bukağılı’nın başvurusu üzerine Diyanet İşleri Yüksek Kurulu da bir rapor hazırlamış, raporunda kitabı üslup açısından “alaycı” bulurken, “eleştiri sınırlarının da aşıldığı” yorumunu yapmıştı. Gürsel aleyhindeki dava yabancı basının ve yazarların da ilgisini çekti. Aralarında Nobel Ödüllü Jean Marie Gustav Le Clezio’nun da bulunduğu 16 yazar, Nedim Gürsel aleyhine başlatılan hukuki işlemlere son verilmesini isteyen bir bildiri yayımladı. Bu yazarlar arasında Bernard Henri-Levy, Edgar Morin, Tahar Ben Jelloun, Tzvetan Todorov gibi isimler yer aldı.
Nedim Gürsel ödülü alırken yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Dünya edebiyatının en yetkin romanlarından Madam Bovary, döneminin ahlak kurallarını çiğnediği gerekçesiyle toplatılmış, hakkında dava açılmıştı. Yargıcın ‘Kocasını aldatan bu ahlaksız kadın da kim?’ sorusna Flaubert’in verdiği yanıt çok anlamlıdır: ‘Benim!’ Oysa fotoğraflarından biliyoruz, Fransız yazarın pos bıyıkları ve iri gövdesiyle kadın kahramanına benzemediği açıktır. Ne var ki romanın arkasında durmayı bilmiştir Flaubert. Romanım Allah’ın Kızları’nın yargılanma süreci halen devam ediyor. Bu bağlamda ‘Düşünce ve İfade Özgürlüğü’ ödülünü almaktan onur duyduğumu belirtmek isterim. Yayıncılar Birliği’nin bu ödülü benim şahsımda yargılanan, mahkum edilen, susturulmak istenen tüm yazarlara verdiğini düşünüyorum. Türkiye düşünce özgürlüğü alanında iki adım ileri bir adım geri atıyor. Mahkemenin hiçbir talebi olmadığı halde Diyanet İşleri’nin durumdan vazife çıkartırcasına bir edebiyat yapıtını suçlamasını da laik bir cumhuriyet olan ülkemizde son derece üzücü buluyorum.”

‘Apollinaire porno mu?’
Sel Yayınları’nın yayımladığı ‘Cinsel’ başlıklı dizinin üç kitabı hakkında dava açılmıştı. Ben Mila’nın ‘Perinin Sarkacı’, Guillaume Apollinaire’in ‘Genç Bir Don Juan’ın Maceraları’, Fransız P.V.’nin yayıma hazırladığı ‘Görgülü ve Bilgili Bir Burjuva Kadınının Mektupları’ hakkında ‘müstehcenlik’ davası açıldı. Aynı diziden ‘Kukular Kitabı’ hakkında da soruşturma açılmıştı. Yasanın ‘sanatsal ve edebi değeri olan eserlerin müstehcenlikten yargılanamayacağını’ belirtmesine rağmen mahkemelik olan yayınevi yöneticisi İrfan Sancı, bilir kişi raporuna karşı çıkmış ve “Birilerinin ‘edebiyat eseri değildir’ demesiyle dünyaca ünlü şair, yazar Guillaume Apollinaire porno yazarı mı olacak?” diye tepkisini dile getirmişti.
Önceki günkü ödül töreninde de İrfan Sancı şunları söyledi: “Beni en çok sevindiren şu: Erotik edebiyata yönelik baskının da düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamı içinde görülüp ödüllendirilmesi. Kitabı mahkum eden, edebi eser değildir diye üniversitelere raporlar verirken bir meslek birliğinin tam tersi şekilde ona ödül vermesi, baskıya karşı yayıncının yanında durması, sevindirici. Bir kitabın edebi eser olup olmadığının tartışma yeri mahkeme olmamalı!”

‘Zihniyetler değişmeli’
Törenin ardından her yıl olduğu gibi Ragıp Zarakolu’nun hazırladığı ‘Yayımlama Özgürlüğü Raporu’, Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Metin Celal tarafından okundu. Raporun sonunda, yer alan ‘yargılanan kitaplar’ listesinden, son bir yıl içinde Türkiye’de 63 kitap hakkında soruşturma, dava açıldığı toplatma kararı alındığı görüldü. Rapor, son dört yılda bu tür kararların arttığını vurgularken, son yıllarda ‘bandrol’ün de kitapların matbaada basım aşamasındayken toplatılmasıyla sonuçlanan yeni bir baskı aracına dönüştüğü savunuldu. Rapora göre Türkiye’de kitaplar terörle mücadele yasası, TCK 301, suçu ve suçluyu övmek, Şapka ve Harf Devrimi Kanunu, dini değerleri aşağılama, kişiliğe hakaret, soruşturmanın gizliliğini ihlal, müstehcen yayın gibi sebeplerle kovuşturmaya uğradı.
Sonuç bölümünde temel hak ve özgürlükler, düşünce ve ifade özgürlüğü alanında gerekli yasal değişiklikler kadar yöneticiler arasında bir zihniyet değişiminin de sağlanması gerektiği özellikle vurgulandı. (Kültür Sanat)