'İfade özgürlüğünden ödün verilmesin'

Danimarka'nın Kristelight Dagblad Gazetesi editörü Michael Ehrenreich, Hz. Muhammed'in karikatürlerinin gazetede basılmasıyla başlayan krizden sonra Danimarka medyası olarak beş tane önemli ders
çıkardıklarını söyledi.
Haber: EMRE BOZTEPE / Arşivi

'Bazı rejimler krizi kullandı'
İSTANBUL - Danimarka'nın Kristelight Dagblad Gazetesi editörü Michael Ehrenreich, Hz. Muhammed'in karikatürlerinin gazetede basılmasıyla başlayan krizden sonra Danimarka medyası olarak beş tane önemli ders
çıkardıklarını söyledi. Ehrenreich bu dersleri şöyle sıraladı:

  • Yayımlama hakkı ve ifade özgürlüğü aynen yerinde.
  • Din çok önemli bir nokta ve dinle ilgili yayın yapılırken çok özen göstermek gerek.
  • Azınlıklarla ilgili bilgi sahibi olduk. Müslümanların bakış
    açısı değişti. Müslümanlarla ilgili haberler farklılaştı.
  • Global köy dediğimiz dünyanın küçülmesi sürüyor. Danimarka'da çıkan bir haber dünyanın çeşitli yerlerinde yankılanıyor.
  • Krizden sonra Danimarkalılarla ilgili pek çok yanlış anlama ortaya çıktı. İnsanlar gazetenin neden bunu yayımlamakta ısrar ettiğini anlayamadı.
    Bu krizden sonra Danimarka demokrasisi halka yayılmış bir şekilde devam edecek. Ayrıca kriz bazı totaliter rejimler tarafından kendi üzerlerinde baskıları azaltmak amacıyla manipüle edildi."
    'Görüşler çatışıyor'
    Yazar Elif Şafak dünyanın 11 Eylül sonrası kutuplaşmaya sürüklendiğini belirterek, İslami ülkelerin kadınlara Batı'nın sandığından daha fazla eşitlik sağladığını söyledi. Bilgi çağında kültürel ve cinsel ayrımcılığın daha da arttığını vurgulayan Şafak şöyle konuştu: "Dünyada yabancı düşmanlığı artıyor. Belki medeniyetler çatışmasından söz edemeyiz ama görüşler çatışması var. Türkiye, ABD, Fransa gibi ülkeler bu çatışmayı kendi içinde de yaşıyor. Aşırı görüşler diğer uçta aşırı görüşler yaratıyor. Bu noktada birleştirici güçler işbirliği yapmalı. Dünyanın her yerinde kadınlara ataerkil konum öğretiliyor. Batılı kadın başörtüsü takan kadına acıyor. Ortadoğulu kadınsa cinsel obje olarak gördüğü Batılı kadına acıyor. Kadınlar olarak bundan rahatsız olmamız gerek. Ben Batı'da bir 'Müslüman kadın' yazar olarak görülüyorum. Biz bu durumdan şikâyetçiyiz. Eserlerimiz ve sanatımız ikinci plana itiliyor. Siyasi kimlikler ön plana çıkarılıyor."


    Miklos Haraszti: Gazeteciler baskı görüyor
    AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Miklos Haraszti, ifade özgürlüğü ve din özgürlüğünün farklı şeyler olmadığını söyledi. Karikatür krizi sonrasında 'İfade özgürlüğünü kısalım, din özgürlüğü verelim' şeklinde bir anlayışın ortaya çıktığını belirten Haraszti bu durumun çok sağlıksız olduğunu söyledi. Gazetecilere baskının arttığını belirten Haraszti şöyle konuştu:
    "Krizden sonra Danimarkalı karikatüristlere onlarca dava açıldı. Geçen hafta Azerbaycan'da Müslümanlık ve Hristiyanlığı karşılaştıran bir yazı yayımlandı. Bu yazı karşısında Ayetullah'ın fetvasıyla harekete geçen aktivistler kampanya başlattı ve gazeteciler cezalandırıldı. İfade özgürlüğü barışcıl kuralları kullanarak barışcıl bir tartışma ortamı yaratabilme yetisidir."


    Din tartışması Budistleri şaşırtmış
    Güneydoğu Asya'daki basın özgürlüğü ile ilgili konuşan National Media Group Başkan Yardımcısı Kavi Chongkittavorn, sunumuna esprili bir şekilde başladı. Türk ordusunu kastederek.
    "Burada kendimi yabancı hissetmiyorum, bizim de Tayland'da sizinki gibi heyecanlı bir ordumuz var" diyen Chongkittavorn, salonda uzun süreli gülüşmelere yol açtı. Tayland'da Batı'daki dini tartışmaların şaşkınlıkla karşılandığını belirten Chongkittavorn, Budist ülkelerde bu tip tartışmaların pek olmadığını söyledi. Güneydoğu Asya'da basının durumunun karmaşık olduğunu vurgulayan Chongkittavorn, "Filipinler, Tayland, Endonezya gibi ülkelerde kısmen basın özgürlüğünden söz edilebilir. Ancak Burma ve Laos gibi ülkelerde bundan bahsetmek mümkün değil" diye konuştu.


    'Gazete şirketleri rağbet görmüyor, gelecek belirsiz'
    ABD medya şirketi Knight-Ridder'ın eski Başkan ve CEO'su Tony Ridder, 'Medya'nın Yeni Sahipleri Kimlerdir?' konulu panelde, Amerika'da gazete şirketlerinin satın alınma açısından çok fazla rağbet görmediğini, çünkü gazetelerin geleceğinin belli olmadığını, üç ya da beş yıl sonra ne olacağının bilinmediğini anlattı. Ridder, 2006 yılında genelde gazetelerin reklam gelirinin düştüğünü belirterek, şunları söyledi: "Bütün şirketlerin hisse senetleri düştü. Öyle görülüyor ki, çok büyük gelir artışları olmayacak bundan sonra. Amerika'daki basılı gazetelerin geliri ve tirajı düşüyor. Bu internet gazeteciliğini de içeriyor. Günlük gazetecilik, demokrasi ve medeniyetin geleceği açısından çok önemli bir iş. İnternet hem içerik açısından, hem de gelir açısından çok büyük bir fırsat."


    'Müslümanların Atatürk'e ihtiyacı var'
    Philadelphia Newspapers'in yayıncı CEO'su Brian Tierney, Türkiye'deki son siyasi kriz için, "Bence laik güçleri görmek muhteşemdi. Kriz barışçıl bitti. Dünya çok şey öğrendi. Sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın yeni bir Atatürk'e ihtiyacı var, özellikle Müslüman dünyanın" dedi. BBC çalışanı Alistair Bonnington ise Avrupalıların krizi nasıl değerlendirdiğini anlatırken, "Avrupalı, radikal İslam konusunda cahil, Türkiye'yi alarak radikal İslam'ı davet edeceğini düşünüyor" dedi.