'Kader' denilen şey 20 YTL'lik bir kapak!
Dilara'nın acısı dinmiyor

Bilirkişi raporu
Beş yaşındaki Dilara'yı toprağa vereli üç hafta oluyor, ama kızının çığlıkları hâlâ Songül Dumrul'un kulaklarında. Dilara'yı yutan çukur, herkesi alabilirdi, çünkü 46 milyon YTL'lik ihaleyi alan müteahhit ve
onun taşeronu, çukura en fazla 20 YTL'lik beton kapak döktürmekten kaçınmıştı.
'Varoşta değiliz'
İhaleyi alan firmayla taşeronu ve İSKİ'yi suçlu bulan bilirkişi, 'annenin, kızının elini sıkı tutup tutmadığının belirlenmesi'ni de istedi. Söz babanın: "Varoşta değiliz, Şirinevler, kentin göbeği. Dilaram gitti, başka evlatlar gitmesin. Bu iş unutturulmasın."
  • Yayalar başının çaresine baksın!
  • Haber: ŞULE ÇİZMECİ / Arşivi

    İSTANBUL - Beş yaşındaki kızı Dilara'yı toprağa vereli neredeyse üç hafta
    oluyor, ama anne Songül Dumrul'un kulaklarında hâlâ kızının çığlığı yankılanıyor. Kim bilir kaçıncı kez, taziyeye gelenlere üzeri kontrplakla kapatılmış çukura basan kızının ellerinin arasından kayıp gidişini anlatıyor. O çukur Dilara yerine başka çocukları da yutabilirdi, taziyeye gelenler de farkında. Dilara'ya mı yansınlar, kendi çocuklarının
    'kurtulduğu'na mı sevinsinler. Duygular karmakarışık.
    Bilirkişi raporuna göre Dilara'nın ölümünden Tavukçu Deresi'nde ıslah çalışmalarını yürüten (taşeronun taşeronu) Güntek Mühendislik firması birinci derecede, ihaleyi üstlenen taşeron MVM firması ikinci derecede, ihaleyi veren İSKİ üçüncü derecede sorumlu bulundu. Raporda, anneye de gönderme var; 'Olay anında kızının elini sıkı tutup tutmadığının' belirlenmesi için tanık ifadelerine başvurulacak. Eğer 'ihmal'i olduğu belirlenirse hakkında dava açılacak.
    Baba Muhterem Dumrul ne yapacağını bilemez halde. Karşınızda kızını kaybetmiş bir baba var, sesine ölümün ağırlığı sinmiş. Üç çocuklu Dumrul ailesi Diyarbakırlı. 1993 yılında Silvan'dan gelmişler. Muhterem bey şimdi dört kardeşiyle birlikte lokanta işletiyor. "Güzel bir hayatımız vardı" diyor, "Kimseye muhtaç olmadan İstanbul'da yaşamayı becerdim. Benim hayatta tek isteğim çocuklarıma, karıma güzel bir hayat sunabilmekti."
    Onun için kız çocuklarının okuması çok önemli. Dilara da önce 'Doktor olacağım' demiş, sonra hemşire olmaya karar vermiş. Sonra da öğretmen. "Çocuk işte, üçünü birden olacağım diye tutturdu. Çok akıllı bir kızdı, beş yaşında okumayısöktü. Ah, nereden bilebilirdim böyle olacağını. İçimde öyle bir yara var ki" dedikten sonra uzun bir es veriyor.
    "Başınıza gelene ne diyorsunuz? İhmal, sorumsuzluk, kader..." sorusuna mahzun bir gülümseyişle cevap veriyor:
    "Üçünü birden söylüyorum. Ben varoşta oturmuyorum. Şirinevler kentin göbeği. Orada Dilara ölmese başkası ölecekti. Kurban benim kızımmış. Etiler'de otursak ne değişecekti? Orayı da kazmıyorlar mı? Yapılan işler bitmek bilmiyor, sonra biz bu ölüme kader diyoruz. Ne diyelim? Sorumlu müteahhit mi, İSKİ mi? Her kimse cezasını çekmeli ki bir daha çocuklar ölmesin. Dava bakalım nasıl sonuçlanacak? Biz para pul peşinde değiliz. Dilaram geri gelecek değil. Adana'da bir çocuk daha gitti kanalizasyona. Benim Dilaram gitti, o ailenin evladı gitti, başka evlatlar gitmesin. Gazeteciler bu işi unutturmasın."




    Baret masrafı: 10 lira
    "Bayramtepe'deki atıksu kanalı şantiyesinde de inşaat alanında çocuklar oynuyor. Bu çocukların kesinlikle inşaat alanına sokulmaması gerek. Şantiyenin etrafına insan boyunda sac paneller konulmalı. İnşaattaki işçiler baretsiz geziyor. Başlarına 10 YTL'lik baretlerden koyulsa güvenlik önlemi olur."
    Fotoğraf: Timur Soykan
    İstif kutusu: Tanesi 3-5 lira
    Dilara'nın ölümünün hemen ardından Tavukçu Deresi'nde çekilen fotoğrafta 'yok yok'. Tekin "Boruları çevreleyen bant caydırıcı değil. Sahanın etrafı, tanesi 30-35 YTL'lik sac levhayla çevrilmeliydi. Boruların arasına konan istif taşları da Allah'a emanet. Boruların sabit durması için aralara fiyatları 3-5 YTL arasında değişen plastik istif kutuları konmalı."
    Fotoğraf: Emre Boztepe

    Yayalar başının çaresine baksın!
    EMRE BOZTEPE- Kamu İhale Kanunu'na göre, inşaatı yapan firma hem işçilerin, hem de inşaat sahasında yaşayanların güvenliğini korumakla yükümlü. Peki derin çukurlarla dolu bir alanın bir köşesine 'Girilmez' levhası asıp şerit çekmek yeterli mi? Şehir ve Bölge Planlamacısı Hasan Tekin, sürekli detay olarak görülüp savsaklanan tedbirlerin çok maliyetli de olmadığını vurguluyor:
    "Dilara'nın düştüğü çukura 10 santimetre kalınlığında bir beton kapak konulabilirdi. Bunun maliyeti taş çatlasa 20 YTL olurdu. O alanda çocuklar top oynuyor da olabilirdi. Kaldı ki 46 milyon YTL'ye ihale edilen Tavukçu Islahı sahasında, güvenliği gözetmek için günlüğü 40 YTL'den vasıfsız iki işçi tutmak çok mu zor?"
    Tekin, Üsküdar'daki Marmaray çalışmasını örnek veriyor: "Geçen haftaya kadar şantiyenin etrafını saç panelle çevirmiş, o da yetmemiş plastik bariyer koymuşlardı. Ancak bazı yerlerde bariyerler şimdi nedense kaldırılmış bu da yolda yürüyenler için tehlike yaratıyor."