İki çay, biri askıda

Çay ocağı işletmecisi Hasan Madi,
İtalyanlardan esinlendiği 'dayanışma panosu'yla, her gün maddi durumu iyi...
Haber: ERSAN KÜÇÜKKURU / Arşivi

ÇANAKKALE - Çay ocağı işletmecisi Hasan Madi, İtalyanlardan esinlendiği 'dayanışma panosu'yla, her gün maddi durumu iyi müşterilerinin, hiç tanımadıkları yoksullara çay ısmarlamasını sağlıyor.
Bir sinema salonu ile 103 işyerinin bulunduğu
Çanakkale Belediyesi İş Merkezi'nin yöneticisi ve çay ocağı işletmecisi Hasan Madi, bulduğu yöntemle hem kazancını artırdı hem de dayanışma örneği sergiledi. Bu sayede insanların yardımsever yanını harekete geçirmeyi hedeflediğini anlatan Hasan Madi, yöntemini şöyle anlattı:
"Ekonomik durumu iyi olan müşteri bir çay içerse, iki çay parası ödüyor. Bir kâğıda
'çay' diye yazıp, panoya asıyor. Parasız biri geldiğinde, panodaki bu kâğıdı para yerine kullanarak ücretsiz çay içiyor. Bana bunun İtalya'da uygulandığını bir gemici anlatmıştı.
İtalyanların 'askı' dediği bu yöntem çok ilgi görüyor. Müşterilerim panoyu boş bırakmıyor. Ben de askıya günde en az dört çay bırakıyorum. İhtiyaç sahipleri kullanıyor."
'Lokantalar da uygulasın'
'Askıda çay' yönteminin kapsamlı olması için Lokanta ve Gazinocular Odası'na dilekçe yazan Madi, "Bu yardımseverlik hareketinin dalga dalga yayılmasıyla, birçok yardıma muhtaç insan yararlanacak, sevinecek" diye konuştu.
İtalyan yöntemi internette dolaşıyor
İnternette elektronik postayla dolaşan yazıda İtalyanların, Çanakkaleli çaycıya da ilham kaynağı olan 'askı' yöntemi şöyle anlatılıyor:
"İtalya'da Venedik'in kenar mahallelerinden birinde, bir kafe-barda kahvemizi içiyoruz. İçeriye giren müşterilerden biri, barmene 'İki kahve, biri askıda' dedi ve iki kahve parası verdi. Bir kahve içip gitti. Barmen de duvar üzerinde asılı duran çiviye küçük kâğıt astı. Biraz sonra içeriye iki kişi girdi. Onlar da 'Üç kahve, biri askıda' dedi. Üç kahve parası verdiler ve iki kahve içtikten sonra gittiler. Barmen askıya yine küçük bir kâğıt astı.
'Bana da askıdan bir kahve'
Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu. Bir süre sonra kahveye üstü başı eski püskü, belli ki yoksul olan bir kişi gelerek barmene 'Askıdan bir kahve' dedi. Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı, gitti. Barmen duvardaki askıya taktığı kâğıtlardan birini çıkardı, parçalayıp çöp kutusuna attı.
Bu gözlemimizin sonunda, gözlerimizi yaşartan, kesinlikle örnek almamız gereken
İtalyan toplumsal terbiyesini öğrendik. Yardım etmek için insanların gereksinimlerini
belirlerken, yalnızca yaşamsal gereksinimlerle sınırlı kalmak zorunda değiliz. Bir Venedikli için yaşamsal olmasa da kahve günlük yaşamda önemli yer tutmaktadır. Kahve içebilecek kadar parası olmayanlara yardım edebilecek düzeyde olanlar, fazladan bir kahve parası daha ödüyor.
Yoksul kişiler, kimden geldiğini bilmedikleri
yardımla seviniyor. Yardım edenle alan arasında, bu kafe-bardaki garson gibi köprü görevi yapan kişilerin güler yüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor.
İçeri giren yoksul bir kişinin 'Bana askıda kahve var mı?' diye sormasına gerek bırakmamak için, askıda kahve olduğunu belirten kâğıt parçalarını kolaylıkla görülebilen yere asmak ise bu olgunun çok zarif bir bölümünü oluşturmaktadır."