İki Hikmet'in kader hikâyesi

İki Hikmet'in kader hikâyesi
İki Hikmet'in kader hikâyesi
Gazeteci Ahmet Tezcan, Said Nursi'nin öğrencisi olan babası Hikmet'in Doktor Hikmet Kıvılcımlı ile kesişen hikâyesini 'Kafirûn'da anlattı.
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

1950’de Kırşehir Cezaevi’ne getirilen Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın annesi Münire’den başka bir ziyaretçisi yoktur. Oğlunun sıkıntısına yetişmeye çalışan Münire Hanım’ın Nurcu Çerkes Hikmet ve ailesinden başka bir dostu olmaz. Fikirlerine katılmasa da dürüstlüğünden şüphe duymadığı Komünist Hikmet’e yardım eden Çerkes Hikmet, onun dışarıyla irtibat kurmasına da yardımcı olur. Gazeteci Ahmet Tezcan’ın Kafirûn kitabıyla ortaya çıkan hikâye Türkiye ’nin bir dönemini de gözler önüne seriyor.
Kafirûn, Türkiye’nin en büyük kırılmalarından birini, 50’lerden 60’lara bağlanan dönemi anlatıyor... Evet. Tek parti döneminden sonra iktidara gelen partinin darbeyle uzaklaştırılması ve bir başbakan ve iki bakanın idamı bizdeki demokrasinin ilk kırılma anı. Bu çok anlatıldı, ben bozkırın tam ortasında Kırşehir’den bunu gördüm. Kırşehir Demokrat Parti döneminde il olmaktan çıkarılıp ilçe yapılan bir yer. Ailemin hikâyesi de orada. Bir de şu var, bu ülkede totaliter sistemin sadece belli bölgelerde değil Anadolu’nun tamamında insanları baskı altına aldığını göstermek istedim.
Mütedeyyin kesimden bir insan olan babanızla Komünist Hikmet Kıvılcımlı bir dertte ortaklaşıyor. Sadece dindarlar değil komünistler, Türkçüler, liberaller de acı çekti. Tek parti rejiminden sonra yine Halk Parti içinden bir grupla yeni parti kuruldu. Halk da ‘Bir umut olabilir mi?’ diye teveccüh gösterdi. Bir tez var romanda; kurucu meclisin mebuslarından Ahmet Müfit Kurtluoğlu’nun ağzından; “Halk Partisi’nden olma tüm partiler renkli bardaklara konulmuş su gibi onun tezahürlerinden ibarettir” diyor. Doğru, çünkü Halk Partisi’nin kurduğu sistem her dönem etkili.
‘Alkımın Altından Kimse Geçemez’ romanın ikinci adı. Neden?
Koskoca bir millet gökkuşağının altından geçirilerek tabiyatını değiştirmeye zorlandı ama bu mümkün değil. Gökkuşağının altından geçmek isteyen Anadolu’dan geçmek, Anadolu’nun fıtratına uygun siyaset geliştirmek zorunda.

‘Hikmet Çetinkaya’ya teşekkür ederim’

İki Hikmet’in yolu nasıl kesişti?
Siretleri de suretleri de birbirine benziyor. Bunu fark ettikleri noktada ilişkileri başlıyor. ‘Kafirûn’ gerçeğin üzerinin küfürle örtülmesidir. Hikmet Kıvılcımlı için önemli de bir sûre bu. İrtica suçlamasıyla cezaevinde yatan tek komünist. Babam onun için “Türkiye’deki tek dürüst komünist” derdi.
Yazmaya nasıl karar verdiniz?
Bir üçüncü Hikmet daha var aslında ki, o olmasaydı bu roman yazılmayacaktı: Hikmet Çetinkaya. Kanal 7’de Dördüncü Kuvvet Medya programını yaparken çok ağır bir yazı yazmıştı. Neredeyse nefret söylemi. Ben de cevap olarak Nurcu Çerkes Hikmet’in komünist Doktor Hikmet’in annesine yardım ediş hikâyesini anlattım. Necef Uğurlu programdan sonra ağlayarak aradı; “Bu hikâyeyi yaz” dedi.
Siz nasıl öğrendiniz bu hikayeyi?
Babam öldükten sonra ağabeyimden. Annem (Havva Tezcan) hep gözleri dolarak “Çok fakirlerdi” derdi. Münire Hanım’a çok üzülürdü. Ağabeyim zatürree olunca Münire Hanım hapishaneye götüre getire Hikmet Bey’e tedavi ettirmiş. Ablalarım çok ziyaretine gitmiş. Kollarını açıp onları salıncakta sallar gibi sallarmış. Hikmet Çetinkaya’ya teşekkür ederim, o yazıyı yazmasa bu roman olmazdı.
Kitapta Hikmet Kıvılcımlı’nın kitaplarını yazdığı kâğıtları babanızın temin ettiğini yazıyorsunuz... Kıvılcımlı’nın İstanbul ’da Cibali Tütün Fabrikası’nda çalışan teyzesi Seher Hanım kendine bedava verilen sigaraları içmez, birine verir, paketleri kat yerlerinden ayırır, soğuk ütüyle ütüler, biriktirir, not alması için gizlice Doktor’a gönderirmiş. Doktor da Osmanlı harfleriyle küçücük yazdığından o sigara kâğıtlarına kitaplar sığdırmış. Şimdi yeniden basılıyor onlar ve içlerinden Kırşehirle ilgili bir makale çıktı. İmzasını Hikmet Kırşehirli diye atmış.
Sizinkilerle Münire Hanım’ın ilişkisi ne zaman bitmiş?
Vefatında, 1962’de.
Kitap üçleme değil mi?
Sonraki kitap 1971-1972’yi, üçüncü kitap 1981-1982’yi anlatacak.