İki soruşturmada 11 gariplik birden

Taşa karşı kurşun
Dergi satarken gelen polise taş atan grupta, kaçarken sırtından vurulan Ferhat Gerçek dosyasında, savcının el çekmesi istendi. İşte iddialar: 1) Gerçek'in tişörtü kayboldu, oysa önemli bir delil. 2) Tanıklar 'şüpheli' olarak dinlendi, polisler 'mağdur' sayıldı.
İnceleme yok
3) Savcı olay yeri incelemesi yapmadı. 4) Vuran polisin ifadesi yok. Emniyet'te ölen Festus Okey için de iddialar benzer: 1) Silahın sahibi polis, tutanağın da düzenleyicisi. 2) Ölüm savcıdan üç saat gizlendi. 3) Silahın sahibinin elinde barut izi bulunamadı.
Kamera tuhaflığı
4) Nezaretin kullanılmadığı doğru değil. 5) Silah sahibine verildi. 6) Bir tanık polis, 'Olayı kamerada izledim' dedi, ama kayıt yok. Emniyet, 'Bilgisayarın kayıt özelliği yok' diyor, aynı aygıtta karakola giriş çıkış görüntüleri var. 7) Okey'in gömleği kayıp.
Haber: ERTUĞRUL MAVİOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Beyoğlu Emniyet Asayiş Büro Amirliği'nde Nijeryalı Festus Okey'in 20 Ağustos 2007'de polis kurşunuyla öldürülmesiyle ilgili dava dosyasını inceleyen Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi avukatları, adalet skandalı koparmaya aday bir belgeyle karşılaştılar. Bu belgeye göre, Festus Okey'in öldürüldüğü gece hazırlanan "olay yeri zabıt tutanağı"nı düzenleyenlerden biri, olayın sanığı polis Cengiz Yıldız'dan başkası değildi. Yani daha açık bir ifadeyle, polis Yıldız, önce Festus Okey'i silahıyla vurmuş, ardından da bu olayın soruşturmasında görev üstlenmişti. Üstelik sanık Yıldız ve ekip arkadaşlarınca düzenlenmiş bu belge, delil olarak dosyaya konulmuştu.
Dosyadaki belgeler, polislerin Okey'in vurulmasını savcılığa üç saat geç haber verdiğini ortaya çıkardı. ÇHD'li avukatlar, üç saatin delillerin karartılması için yeterli olduğu görüşünde.
Dava bugün başlıyor
ÇHD İstanbul Şubesi'ne üye avukatlar, Festus Okey'in öldürülmesiyle ilgili Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan ve ilk duruşması bugün görülecek davadaki karanlık noktaları belirledi. ÇHD'li avukatlara göre soruşturmadaki hukuk dışılıklar şöyle:
Önce vurdu, sonra soruşturdu: Soruşturmalarda tayin edici bir rolü bulunan olay tutanağı, 21.08. 2007 tarihinde saat 01.10'da düzenlenmiş. Tutanağı düzenleyense Okey'in ölümüne neden olan ekipten başkası değil. Sanık polis Cengiz Yıldız'ın da tutanağın altında düzenleyicilerden biri olarak imzası var. Bu ekibin hemen olay yerinde müsadere edilmesi ve nezarethaneye konulması gerekirdi. Bunlar olmadığı gibi, ilk soruşturmayı bu ekibin yapmış olması, örtbas çabasının açık delili.
Olay savcıdan üç saat gizlendi: Festus Okey'in 20 Ağustos 2007'de saat 17.47'de Beyoğlu Asayiş Büro Amirliği'ne girip, 18.07'de yaralı vaziyette çıktığına dair kamera görüntüleri mevcut. Demek ki Okey bu saatler arasında vuruldu. Belgelere göre olay savcılığa 21.10'da haber verilmiş. Yani polisin, olayı tam üç saat boyunca savcılıktan sakladığı anlaşılıyor. Bu süre delillerin karartılması için yeterli.
Tetiği çekenin elinde barut izi yok: Okey'i vuran Yıldız'ın el svapları alınmış ve hazırlanan rapora göre barut izi bulunamamış. Bu durum sadece polis memurunun elini yıkaması halinde mümkün. Şüphelinin elini yıkamasına izin verilmiş olması ağır bir ihmal.
Nezarethanenin kullanılmadığı doğru değil: Dosyadaki bilgilere göre, Okey, avukatların müvekkilleri ile görüşme yapması için tahsis edilen odada öldürüldü. Oysa üst araması için nezarethanenin kullanılması gerekirdi. Bu açığı kapatmak için Beyoğlu Asayiş Büro Amirliği 01.04.2007 tarihinden itibaren nezarethanenin kullanılmadığına dair bir yazıyı dosyaya ekletmiş. O bölgede görev yapan avukatlar, nezarethanenin tadilata girmediğini biliyor. Üstelik Okey ile birlikte gözaltına alınan Mamina Oga'nın nezarethaneye konulmuş olması, nezarethanenin kullanıldığını net bir biçimde ispatlamakta.
Olay silahı sahibine teslim edildi: Olayda kullanılan silaha Sulh Ceza Mahkemesi el koydu. Ancak şüpheli polis memuru 29.08.2007 tarihinde 1. Sulh Ceza Mahkemesi'ne başvurup silahın iadesini istedi. Bu talep reddedildiği gün sanık polis bu kez Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvuru yaptı. Mahkeme bu kez silahı polis memuruna iade kararı aldı. Yargılanan polis memuru açığa alınmadığı ve tam maaş almaya devam ettiği gibi, cinayet sırasında kullandığı silah da artık belinde.
Kamera görüntüye göre mi kayıt yapıyor: Tanık olarak ifadesi alınan Mehmet Aldemir isimli polis olayı görmediğini, kamerada izlediğini ifade etmiş. Ancak kamera kaydı bulunmuyor. Emniyet, bilgisayarın kaydetme özelliğinin bulunmadığını söylüyor. Fakat bilgisayarda karakola giriş çıkış görüntülerinin bulunduğu açıklandı. Bilgisayar, 'giriş çıkış' görüntüleriyle diğer görüntüler arasında ayrım yapmayacağına göre Okey'in vurulduğu anı gösteren kamera kayıtlarının sonradan silinmiş olabileceği, hâlâ güçlü ihtimal.
Festus Okey'in gömleği nerede kayboldu?: Festus Okey'in vurulduğu sırada giydiği gömlek, gerek karakol giriş-çıkış gerekse de hastane giriş sırasındaki kamera görüntülerinde mevcut olmasına karşın, delillerin arasında bu gömlek yok. Polise göre gömlek hastanede kayboldu. Silahın hangi mesafeden ve hangi açıdan ateşlendiğini göstermesi bakımından çok önemli olan bu delilin kaybolmasına ilişkin araştırma ise çok ağır yürüyor.



Gerçek'i vuran 'mağdur', vurulan 'şüpheli'
17 yaşındaki Ferhat Gerçek, 7 Ekim'de sırtından vuruldu. Hastaneye kaldırılan Gerçek tüm çabalara karşın felç oldu.
FOTOĞRAF: İSMAİL SAYMAZ


İSTANBUL - Yenibosna'da Yürüyüş adlı derginin satışını yaparken polislerin müdahalesi üzerine kaçmaya çalışırken sırtından vurulup felç olan 17 yaşındaki Ferhat Gerçek'in 'şüpheli', tetiği çektiği belirlenen polis memurunun ise 'mağdur' sıfatıyla ifadesinin alındığı ortaya çıktı. Gerçek'in avukatı Taylan Tanay, "kurşun atanlara dokunmayıp, taş atanları soruşturduğu" iddiasıyla savcı Engin Yetik'in soruşturmadan el çektirilmesi için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazdığı dilekçede, Gerçek'i vuran polisin 'şüpheli' sıfatıyla ifadesine bile başvurulmamış olmasını 'hukukun bittiği yer' diye tanımladı.
Tekstil işçisi 17 yaşındaki Ferhat Gerçek, Yenibosna Zafer Mahallesi'nde 7 Ekim'de bayilerde serbestçe satılan Yürüyüş adlı haftalık sol bir dergiyi satan grubun içindeydi. Görgü tanıklarının anlattığına göre polisler dergi satanları engellemek ve grubun içindeki Ersin Kip'i gözaltına almak istedi. Grup bu müdahaleye karşı çıktı, hatta polis ekibine taşla karşılık verdi. Bu esnada ortalık iyice karıştı, polisler silahlarına davrandı ve bu andan itibaren ortalık cehennem yerine dönmüştü. Ferhat Gerçek kaçmaya çalışırken sırtından vurularak olduğu yere yığıldı. Hastaneye kaldırılan Gerçek, tüm uğraşlara rağmen felç oldu.
Hangisi suç?
Ferhat Gerçek, yürütülen soruşturmanın sonucunu merakla beklerken, savcının asıl olarak 'taş atanlarla' ilgilenmesi, Ferhat'ın avukatlarını isyan ettirmiş durumda. Ferhat Gerçek'in avukatı Taylan Tanay, savcının tarafsızlığını yitirdiği kanısında. Bu nedenle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na 23 Kasım 2007'de bir dilekçeyle başvurdu. Avukat Tanay, Gerçek'in vurulduğu olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcı Engin Yetik'e dosyadan el çektirilerek başka bir savcının görevlendirilmesini istedi. Gerçek'in vurulmasıyla ilgili "etkili, tarafsız ve adil bir soruşturma sürdürülmediği" iddia edilen dilekçede, "Kollukça savcılık makamına sunulan belgelerdeki çelişkiler, tutarsızlık ve boşluklar konusunda yeterli araştırma yapılmamakta, olayla ilgili kollukça düzenlenen tutanaklardaki eksiklerin giderilmesine ve olay yeri fotoğraflarının çektirilmesi ile olay yeri incelemesine ilişkin hiçbir girişimde bulunulmamaktadır" denildi. Dilekçede soruşturmaya ilişkin eleştiriler şöyle sıralandı:
Ferhat'ın tişörtü kaybedildi: Atış mesafesinin ve niteliğinin tespit edilmesi için önemli bir delil olan ve müvekkilimin yaralandığı sırada üzerinde bulunan tişört soruşturma sırasında adli emanete alınmamış, kaybedilmiştir. Aradan 47 gün geçmesine karşın savcı, tişört konusunda hiçbir girişimde bulunmamış, soruşturma başlatmamıştır.
Olayın mağdurları şüpheli yapıldı: Müvekkilin yaralanmasına tanık olan kişiler soruşturma sırasında 'şüpheli' olarak dinlenmiş, olayın şüphelisi kolluk güçlerinin ise ifadeleri 'mağdur' sıfatıyla alınmıştır. Bugün sırtına isabet eden polis kurşunu sonucu felç kalan müvekkilin ifadesinin şüpheli sıfatı ile alınması hukukun bittiği yer olmuştur.
Savcı olay yerini incelemedi: Cumhuriyet savcısı, olay yerinde herhangi bir inceleme ve keşif faaliyetinde bulunmamıştır. Müvekkilin mağdur olarak halen beyanına başvurulmamıştır. Savcılığın delil elde etmeye yönelik tek bir çabası bulunmamaktadır
Vuran polisin ifadesi alınmadı: Savcı, Gerçek'in hayati tehlike oluşturacak nitelikte yaralanmasına neden olan mermi çekirdeğinin atıldığı silahın sahibinin polis memuru Emre Taşkın olduğunun tespit edilmesine karşın hâlâ bu kişinin ifadesine başvurmamıştır."