scorecardresearch.com

İki subay belge sızdırmaktan tutuklandı

23/06/2009 08:37
Askeri Savcılık, geçen şubat ayında PKK'yla ilgili bir belgeyi sızdırdıkları iddia edilen Erzincan'da görevli bir üsteğmen ile bir teğmeni tutukladı. Bir subayın daha aynı suçlamayla arandığı öğrenildi



Taraf gazetesinde yayımlanan “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” başlıklı belgenin doğru olup olmadığı yönünde soruşturma yürüten Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın, benzer bir operasyona imza attığı ortaya çıktı. Askeri savcılığın, geçtiğimiz ocak ayında hazırlanan ve şubat ayında medyada yer alan terör örgütü PKK ile ilgili gizli bir belgeyi sızdırdığı iddia edilen subaylar hakkında “gözaltı” kararı aldırdığı öğrenildi. Karar doğrultusunda Erzincan’da bir üsteğmenle bir teğmen tutuklanırken, bir subayın arandığı öğrenildi.

Sızdıranlara sıkı takip
Genelkurmay Harekât Başkanlığı’nda hazırlandığı iddia edilen “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” başlıklı belgenin doğru olup olmadığı yönünde soruşturma başlatan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, bir yandan belgenin gerçek olup olmadığını, diğer yandan kimler tarafından hazırlanıp sızdırıldığını araştırıyor. Askeri savcılığın, özellikle Ergenekon soruşturmasının başladığı günden bu yana benzer çok sayıda soruşturmaya imza attığı ortaya çıktı.
Medyada yer alan ve Genelkurmay Başkanlığı’nı ilgilendiren hemen her belgeden sonra harekete geçen askeri savcılık, son olarak Genelkurmay Başkanlığı’nın ocak ayında hazırladığı ve şubatta medyaya sızdırılan bir raporla ilgili soruşturma yürüttüğü öğrenildi.
Alınan bilgiye göre, terör örgütü PKK ile ilgili Genelkurmay Başkanlığı arşivinde yer alan, istihbari nitelikte ve kritik öneme sahip iç istihbarat raporunun gazetelerde yayımlanmasının ardından askeri savcılık soruşturma başlattı.
Öncelikle belgenin gerçek olup olmadığı araştırıldı, daha sonra belgenin hangi birim tarafından kullanıldığı, bu birimdeki bilgisayardan dışarıya bilgi gönderilip gönderilmediği, birimle ilgili kişilerin kimlerle görüştüğü ve görüşülen kişilerin bağlantılarına ulaşıldı.
Araştırmalar sonucu, gerçek olduğu saptanan belgenin, Erzincan’dan sivil şahıslara sızdırıldığı yönünde bulgular bulundu. Harekete geçen askeri savcılık, belgeyi sızdırdığı iddia edilen muvazzaf subaylar hakkında gözaltı ve arama kararları çıkarttı.

Polis nezaretinde baskın
Askeri savcılığın talimatı doğrultusunda askeri yargı birimleri, Erzincan emniyeti ile temasa geçti. Üç muvazzaf subayın kaldığı bir eve görev sahasında bulunması nedeniyle polis geçen hafta baskın düzenledi. Baskında, sızdırıldığı iddia edilen belgenin örneğinin de evden çıktığı iddia edildi.
Arama sırasında evde bulunan üsteğmenle teğmen gözaltına alındı. Savcılığa çıkarılan iki asker tutuklanarak askeri cezaevine gönderildi. Söz konusu belgenin “gizli” nitelikte olması ve dosyayla ilgili gizlilik kararı alınması nedeniyle, üsteğmen ve teğmene belgenin gösterilmediği öğrenildi.
Sorgu sırasında iki subaya sadece ana hatlarıyla belgeden söz edildi, bu konuda ne bildikleri ve evlerinde neden gizli nitelikteki belgelerin bulunduğu soruldu. İki asker ise belgeleri sızdırdıkları iddiasını yalanladı ve herhangi bir suç işlemediklerini savundu.

Bir subay da aranıyor
Aynı evde kalan, ancak izinli olması nedeniyle Erzincan dışına çıktığı saptanan bir başka muvazzaf subay için de gözaltı kararı çıkarıldı. Askeri savcılığın, soruşturmayı çok yönlü olarak sürdürdüğü ve bu konuyla ilgili yeni gözaltıların da olabileceği ifade edildi.

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9418739418736

YORUMLAR
(6 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

opera komik - 1kodsectimki

bütünüyle göstermelik, dostlar süper markette görsün hesabı... belge -gerçekten böyle bir şey varsa- şubatta sızmış ama yeni geliyor akılları başlarına. tam da ortalıkta belgeler uçuşurken yani, gülünç...

oldumu şimdi - karakedi385

hani belge sahteydi hani böyle bir belge yoktu .şimdi heralde şu olacak gene belge yoktur denecek ama belgeyi sızdıranlar cezalandırılacak.işte adalet türkiyede bu .ülkeyi hukuk değil silahı ve gücü olan yönetiyor.ATATÜRK yaşasaydı şimdi ASKER MİLLETİN EFENDİSİDİR derdi.50li yıllarda ülkemize gelip madencilik sektöründe araştırma yapan amerikalı uzmanlar. madencilikte Hititlerden bile gerisiniz demişti.şimdi sıra hukuğa geldi gayretkeş ordumuz ve kanadoğlu gibi dahi hukukçularımız sayesinde yakında HAMURABİ kanunlarını bile ararız.NE MUTSUZ TÜRKÜM DİYENE.

doğruymuş demekki.... - 0702emin

demek ki belge doğruymuş, başta bu belge için uydurma demişlerdi, genel kurmay başkanının nasıl dr jekyll'a döndüğünü heo beraber görmüştük. ağzından köpükler fışkırarak tehdit etmişti gazeteyi... Şimdi de sorunu değil sızdıranları tutukluyorlar. Ne karıştırıyorlarsa artık olan, ölen genç insanlara oldu...

SALT BU MU? - yok3

Kimi albaylar oturuyor, ülkeyi kurtarma(!) planı yapıyor, ertesi gün Taraf'ta manşet(!) Kimi askerler bir yerlere ayaklanma olursa kullanılsın diye silah saklıyorlar(!) ertesi gün, yandaş medyada manşet(!) Kimi askerler kimi krokiler çiziyorlar, ertesi gün yandaş medyada manşet(!) Şimdi iş o hale geldi ki, yayınladığı için yandaş medyaya kızamaz olduk. Çünkü, bu kadar açık, seçik suç işlenir mi? Dahası, bu krokicilerde, silah saklayıcılarda, kurtarma planı yapıcılarda, hiç mi akıl yok ki, bir organizasyona giriyorsunuz, eto savcıları o organizasyona bulaşmış kişileri birer birer tutukluyor, yargılıyorlar ve siz o belgeleri hala evinizde, büronuzda, işyerinizde, ya da saklandıkları yerde saklıyorsunuz(!) Akıllara zarar bir davranış(!) Daha doğrusu davranmayış mı desek(!) Söylemeye çalıştığımız, bu yakalanan silah, mühimmat, kroki, belge vb yapıcıları, aslında söylendiği gibi eto'cu mu? Yoksa, ulusalcıları, ülkesini savunanları karalamak, küçük düşürmek amacında olan karşı güçlerin ajanları mı? Nitekim, son örneği, İzmir'de mitinge kimseler katılmadı, bu konuda amaç gerçekleşmiş mi oldu? Yani, insanlar korkutuldu, ürkütüldü mü? Bu korkutma, ürkütmeye, söz gelimi, salt yurttaş, eşi ve çocuğu ile bayrağını alıp gelenler, artık, "Benim, silah saklayanlarla, mühimmat saklayanlarla, hükumet devirmeye kalkışanlarla ne işim var?" mı diyecekler? Amaç gerçekleşmiş mi oldu?

REJİM VE SİSTEM - Hevwelatî

192O den başlayıp bugüne kadar adına Cumhuriyet rejimi denilen,ve 1950 den sonra çoğulcu halk demokrasi yönetim,sistem 1960 yani 10 yılda iflas tmiş ondan sonra da demokrasi denilerek her 10 yılda bir cunta darbe veya genelkurmay milli birlik komitei direktifleri ile sivil hükümetler ya düşürülmüş yada sert bir şekilde ikaz edilerek demokrasi hep engellenmiştir.Daha sonraları AB birliği üyeliği hatırı için her on yıldaki askeri darbeden vaz geçilmiş lakin darbeleri aratamıyacak belge ve bilgiler kuruluşlar örgütlenmeler(Ergenekon)asker içinde silah altında veya emekli generaller tarafından demokrasi sekteye uğramıştır.Son olarak orataya çıkan bir belge ise (Gerçek veya sahte olması hiçte önemli değil)bardağı taşıran son damla olmuştur.Artık TSK karizması çizilmiş ve büyük zarar görmüştür.Bu iki subayında bilgi ve belge sızdırmaları da bunun son belge olarak kalmasını ümit ederim.Lakin sistemin artık tıkandğı ap açık meydandadır.Adına ne denilirse denilsin artık TSK bu ülke insanın en büyük güvencesi asker daha fazla zarar görmeden bu tıkanıklık açılmalıdır.Aksine gün geldikçe yeni yeni belgeler ortaya çıkacaktır.Artık askerin elini sivil yönetimüz erinden alınmalı,tam yetki halkın seçtiği yasama ve yürütme organı olan TBMM milli savunma bakanlığı emri altına alınmalıdır.Aksi halde TSK çok zarar görecektir.Zaten geçmişe yapılan cuntacı generallerin halka yaptıkları halen unutulmuş değil.ve bu darbecilerde yargılnmadı.Hükümet biran önce TSK sevk ve idari sisteminde köklü değişiklikler yapmalıdır.ve Cuntacı anayasayı kökten değiştirmelidir.

delikli tasa dönmüş durumda olan TSK'nın "sızdırıcıları" bulmasını kim istemez? - mehmet_aydin

mesele şu? tsk bunlardan kendini kurtarma mekanizmalarına sahip olabilecek mi? ordudan ihraç ederse hükümet "hooop bakalım bizim adamları ihraç edemezsin" derse ne olacak? arınç bey "TSK'dan belge sızdıran mağdur kahraman askerlerimiz" diye demeç verirse ne olacak. besleme medya buna istinaden ellerinde beklettikleri veya ürettikleri belgeleri masa üstüne çıkarıp aynı manşetlerle baskıya girdikleri zaman ne olacak? Ordunun aslında Yunanlı generaller tarafından yönetildiği, Başbuğun ve hatta tüm general takımının sünnnetsiz olduğunu söyleyince ne olacak? asıl mesele işte budur.