İkinci Ergenekon davası gergin başladı

İkinci Ergenekon davası gergin başladı
İkinci Ergenekon davası gergin başladı
İkinci Ergenekon duruşmasına 53 tutuklu sanıktan 49'u, 55 tutuksuz sanıktan 32'si katıldı

 

Saat 17.57





ERSÖZ: ADALETTEN KAÇMADIM



İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, avukatı Ali Rıza Dizdar aracılığıyla mahkemeye 12 sayfalık bir dilekçe gönderdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları bölümünde halen tedavisi devam etmekte olan Ersöz, “Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki, ‘Adaletten kaçmak’ gibi bir düşüncem olmamıştır ve yoktur" dedi.

Yakalandığı günden bugüne kadar hastanelerde yaşadıklarını ve hastalık sürecini uzun uzun anlatan Ersöz, “İnsanlar hapşırdığında birbirine ‘çok yaşa’ derler. Cezaevindeyken arkadaşlarımdan bu tabirin ‘Sağlıklı yaşa, özgür yaşa’ olarak söylendiğini gördüm. İnsan yaşamında çok önemli olan bu iki unsuru ancak sağlığını ve özgürlüğünü kaybedenlerin anlayabileceğini gördüm ve yaşadım. Ayrıca özgür olmayanın sağlığı bozulduğunda en temel hakkı olan yaşam hakkının elinden alındığını üzülerek gördüm ve halen yaşamaktayım" dedi. Ersöz dilekçesinde iddia edilenin aksine operasyondan bir şekilde haberdar olup yurtdışına kaçmadığını ifade ederek şöyle devam etti: “Ben yurtdışına kaçmadım. Bu suçlamayı kesinlikle reddediyorum. Eğer kaçma düşüncem olsaydı yurda dönüp ameliyat olmak istemezdim ve yaşadığım sağlık sorunları başıma gelmezdi"

Siyasetçilerin teknik takip adlında tutulduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını kaydeden Ersöz, dosyada gizli toplantılara katıldığı, nerede, kimle, ne zaman, neler görüştüğünü ortaya koyan tek bir delil olmadığını da vurguladı.

İlk adım adlı gizli tanığın Cemil Bayık ile Hezil Çayı’nda görüştüğü ve zarf alıp verdiği iddialarını hatırlatan Ersöz, “Böyle bir yerde zarf alıp verilmesi mümkün değildir. İkinci konuşma da telsiz bataryalarını söküp attığımızı söylemektedir. Bunun hiçbir teknik gerekçesi yoktur. Ben Cemil Bayık isimli teröristi gördüğümde, yakalayıp adalete teslim ederdim. Çatışma ortamında karşılaşsaydım vururdum. Benim görevim budur. Kesinlikle görüşmedim, şiddetle reddediyorum" diye konuştu.

Yine İlk adım adlı gizli tanığın Silopi’deki iki HADEP ilçe yöneticisinin kaybı olayını anlatmakta ve öldürüldüklerini söylediğini ama daha sonra bölgeye giderek iz bulamadığını söylediğini, yine gizli tanık kıskaç’a göre de bu işi Osman Gürbüz’ün yaptığını anlatarak hangisinin doğru olduğunu sordu. Bu konu hakkında da Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından hakkında takipsizlik kararının verildiğini söyleyerek, dosyada her iki şahsın Karakoldan çıkarken Nizamiye kayıt defterine attıkları imzalar, görevli personelin ifadeleri ve Kuzey Irak’ta örgüt kamplarında çekilmiş fotoğraflarıyla ilgili Adli Tıp raporlarının da olduğunu belirtti.

Gizli Tanık İlk Adım’ın Gaffar Okan’ın öldürme talimatını Levent Ersöz’ün verdiği yönündeki ifadesini de tamamen gerçek dışı bulduğunu söyleyen Ersöz, “Bu olayın soruşturması Emniyet tarafından yapılmış ve failleri tespit edilerek bir kısmı yakalanıp cezalandırılmışlardır. Bu şahsın iftiralarına muhatap olduğun yıllarda Şırnak İl Jandarma Komutanlığındaydım ve bir yıl içinde il jandarma komutanlığı tüm personeli ile terör örügtleri ve yolsuzluklarla etkin mücadele etmiş ve başarılı olmuştur. Bu şahsın o dönem yapılan yolsuzlukla mücadele kapsamındaki operasyonlarda menfaatinin kesildiği ve haksız kazanç elde edemediği için iftira yolunu seçtiğini düşünüyorum. Duruşmada yasaların izin vermesi halinde bu şahsın gerçek kimliğini açıklayacağım" dedi.

TAHLİYESİNİ İSTEDİ

İddianamede üzerine atılı hiçbir suçu işlemediğini belirten Ersöz dilekçesini şöyle tamamladı: “Halen yürüyemeyen, hayatını başkalarının yardımıyla idame ettirebilen, maddi manevi büyük bir sıkıntı yaşayan biri olarak kaçmak gibi ne bir imkanım ne de düşüncem yoktur. Tek düşüncem sağlığıma kavuşup adalete yardımcı olmaktır. Yüce mahkemenizden, bir an önce sağlığıma kavuşabilmek için tedavimi olumsuz etkileyen tutukluluk şartlarının, adli kontrol tedbirleri uygulanarak kaldırılmasını talep ediyorum." Levent Ersöz dilekçesinde ayrıca gizli tanık İlkadım’ın Gaffar Okkan’ı öldürme talimatını verdiği yönündeki iddialarını da yanıtladı. Gizli tanığın beyanlarının gerçekdışı ve iftira niteliğinde olduğunu savunan Ersöz, “Bu olayın soruşturması Emniyet tarafından yapılmış ve failleri tespit edilerek bir kısmı yakalanıp cezalandırılmıştır" dedi.

“Bu şahsın o dönem yapılan yolsuzlukla mücadele kapsamındaki operasyonlarda menfaatinin kesildiği ve haksız kazanç temin edemediği için iftira yolunu seçtiğini düşünüyorumö diyen Ersöz duruşmada yasaların izin vermesi halinde bu şahsın kimliğini açıklayacağını belirtti.

Bu arada mahkeme duruşmayı erteledi. Yarın iddianamenin okunmasına devam edilecek.


 

 Saat 15.30


ERUYGUR’UN AVUKATI: MÜVEKKİLİMİN YARGILAMASI DURSUN



İkinci "Ergenekon" davasının tutuksuz sanığı emekli Orgeneral Mehmet Şener Eruygur hakkındaki yargılamanın iyileşinceye kadar durdurulması istendi.
Alınan bilgiye göre, avukat Filiz Esen, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe ile ekinde müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin bugüne kadar GATA ve Kocaeli Tıp Fakültesi Hastanesince verilen raporları içeren bir dosya sundu.
Esen dilekçesinde, müvekkilinin sağlık durumunun yargılama yapılmasına elverişli olmadığına işaret ederek, iyileşene kadar kimlik tespitinin yapılması için duruşmaya çağrılmamasını ve hakkındaki yargılamanın durdurulmasını talep etti. (aa)

 
 
Saat: 14.09
 
 
 
İDDİANAMELER ÖZETLENEREK OKUNUYOR
 
 
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ikinci ve üçüncü "Ergenekon" iddianamelerinin duruşmada özetlenerek okunmasını kararlaştırdı.
Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın duruşmasında, cezaevinden işitme cihazı getirilen eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in kimlik tespiti yapıldı.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün "İşitme cihazınız gelmiş, duyuyor musun?" sorusuna Şahin, "Çok az ama duyuyorum" yanıtını verdi.
Şahin, 20 Ağustos 1956 tarihinde doğduğunu, Kadıköy’de ikamet ettiği evin eşinin üzerine kayıtlı olduğunu belirterek, evli ve 3 çocuğu bulunduğunu söyledi. Üniversite mezunu olduğunu dile getiren Şahin, emekli emniyet müdürü olduğunu ve 1200 lira geliri bulunduğunu, başka bir geliri de olmadığını kaydetti.
Eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan da yaklaşık bir yıldır tutuklu bulunduğunu anımsatarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Anayasa’ya göre savunma vermek istediğini söyledi. Saçan "Hala iddianame okunsun mu, okunmasın mı tartışması içindeyiz. Belki gerçekten haksız yatan insanlar var. Bir an önce savunma yapmak istiyorum" dedi.
Mahkeme Başkanı Şengün, sanık ve avukatlarının talebi doğrultusunda iddianamelerin çok kısa özetlenerek okunmasının kararlaştırıldığını bildirdi.
Duruşmada daha sonra İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından iddianamelerin özet halinde okunmasına başlandı.

 

Saat: 13.22



ÖĞLEDEN SONRAKİ OTURUM BAŞLADI



İkinci "Ergenekon" davasının bugünkü 3. oturumuna verilen ara tamamlandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün, yeniden başlayan duruşmada, sanık avukatlarından iddianamenin okunup okunmaması konusundaki taleplerini alıyor.




Saat13.00


YALÇIN KÜÇÜK’TEN TUNCAY ÖZKAN’E ELEŞTİRİ

İkinci "Ergenekon" davasının tutuksuz sanıklarından Yalçın Küçük, tutuklu sanıklardan Tuncay Özkan’ın duruşmadaki konuşmasının "çok sert" olduğunu bildirdi. Yalçın Küçük, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya ara verilmesinin ardından basın mensuplarının bulunduğu bölüme gelerek açıklamalarda bulundu.
Küçük, duruşmada yumuşak bir tavır sergilediğini, ancak Tuncay Özkan’ın konuşmasının çok sert olduğunu ifade ederek, Özkan’ın doğrudan doğruya "iddia makamı" şeklinde hareket ettiğini, bu nedenle duruşmaya ara verildiğini kaydetti.
Yalçın Küçük, bir gazetecinin, "Mahkeme başkanının duruşma salonunda Küçük’ün başındaki kalpağı çıkarmasını isteğini" hatırlatması üzerine, kalpağın bir "gelenek" olduğunu, Cumhuriyet’in ilk meclisinde de kullanıldığını anlattı.
Küçük, kalpağın şapka olmadığını, mahkeme başkanının da çok kibar davrandığını ve kalpaksız oturmasını istediğini dile getirerek, ancak koridorlarda ve onun dışındaki mekanlarda kalpak kullandığını söyledi.
Yalçın Küçük, "Mustafa Kemal Paşa’yı, ya kalpakla görürsünüz ya fesle... Cumhuriyet’i savunuyoruz. Cumhuriyet’i kalpakla savunursunuz. Benim sıcak olmasına rağmen kalpakla gelmemin sebebi budur. Cumhuriyet kalpakla savunuldu. Cumhuriyet’i savunmanın sembolüdür bu... Türban değil, kalpaktır" görüşünü savundu. (aa)



Saat:12.56



SANIK AVUKATLARI: İDDİANAMELER OKUNMASIN


İkinci "Ergenekon" davasına katılan avukatlar, iddianamelerin okunmamasını istedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Köksal Şengün, tutuklu ve tutuksuz sanıkların kimlik tespitlerinin ardından iddianamenin okunmasına geçilmeden sanık ve avukatlara söz verdi.
Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın avukatı Hasan Gürbüz, 2 iddianamenin 3 bin 500 sayfa olduğunu belirterek, iddianamelerin herkes tarafından okunduğunu ve internet ortamında da bulunduğunu söyledi.
İddianamenin okunmamasının davanın bozulma sebebi olacağı düşüncesine katılmadığını dile getiren Gürbüz, iddianame okunmadan sanıkların savunmalarının alınmasına geçilmesini istedi.
Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan’ın avukatı Celal Ülgen de 108 sanığın ifadesinin alınmasının bir yıl süreceğini, 14 aydır tutuklu bulunan sanıklar olduğunu, ifadeler tamamlanıncaya kadar geçecek bir yıl içinde tutuklu olmanın mağduriyet doğuracağını kaydetti. Ülgen, iddianamelerin okunmamasını talep etti.
Tutuklu sanık İbrahim Şahin’in avukatı Cavit Subaşı, işitme sorunu olan müvekkili ile 15 santimetre yaklaşarak konuşabildiklerini belirterek, kimlik tespiti yapılabilmesi için heyetten bir kişinin veya mübaşirin müvekkiline yardımcı olmasını istedi.
Başkan Şengün, avukat Subaşı’na öncelikle Şahin’in duyma sorununa ilişkin tespitin yapılması gerektiğini söyledi.



-TOLON VE HABERAL’IN AVUKATI BAYRAKTAR-



Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın avukatı Köksal Bayraktar da iddianamelerin sanıklara, avukatlara dağıtıldığını, tefrika halinde basında yayımlandığını ve bu şekilde aleniyet ilkesinin gerçekleştiğini bildirdi.
İddianamenin özet halinde okunması durumunda da zaman kaybı olacağını ifade eden Bayraktar, kişisel hak ve hürriyetlerin gerçekten garanti altına alındığını düşünmek için iddianamelerin okunması aşamasından vazgeçilmesini talep etti.
Haberal’ın yıllardan beri kalp ve tansiyon rahatsızlığı olduğunu, 17 Nisan 2009’dan beri üst üste geçirdiği kalp krizleri nedeniyle İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde yoğun bakımda bulunduğunu bildiren Bayraktar, doktorların müvekkilinin hastane dışına çıkarılmasının hayati önem taşıdığını belirttiklerini kaydetti. Aynı durumda başka sanıkların da bulunduğunu dile getiren Bayraktar, iddianamenin bu gerekçelerle okunmamasını istedi.
Tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar da dosyaya gelen belgelerin inceleme haklarının kısıtlı olduğunu ifade ederek, iddianame yerine geçen belgenin okunmasını talep etti. Başkan Şengün’ün "Belge nedir?" diye sorduğu Dizdar, "Sizin düzenleyeceğiniz özettir. Artık bu aşamadan da vazgeçilsin" dedi.
Muhittin Erdal Şenel’in avukatı Abdullah Kaya da diğer müvekkili Mustafa Koç dahil asker tutukluların 80 kilometre uzaklıktaki Hasdal Cezaevi’nden geldiğini, iddianamelerin ancak 2 ayda okunmasının tamamlanacağını, bu nedenle okunma aşamasından vazgeçilmesini istedi. Avukat Kaya, 2 müvekkilinin işlediği iddia olunun suçların Ankara’da olduğunu belirterek, mahkemenin yetkisiz olduğunu savundu.
Eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran’ın avukatı Yahya Şimşek de tahliyenin ardından müvekkilinin kalp ameliyatı geçirdiğini, şimdi de kanser tedavisine başlanacağını belirterek, iddianamenin okunmamasını istedi.



-SÜLEYMAN ESEN’İN TAHLİYESİNE TEPKİ-



Duruşmada söz alan tutuklu sanık Tuncay Özkan, iddianamenin sadece giriş kısmının okunmasının yeterli olacağını kaydetti.
Genç teğmenler, polisler, emekli öğretim üyeleri ve orgenerallerin yargılandığı bu kadronun kendisini çok üzdüğünü dile getiren Özkan, şöyle devam etti:
"Cumhuriyet mitinglerini ’sözde’ diye tanımlayan iddianameyi siz kabul ettiniz. Bir yıldır tutukluyum. Danıştay cinayeti ile ilgili yeni baştan inceleme kararı aldınız. Bana ’Otur kardeşim, içeride yatacaksın’ dediniz. Danıştay sanıklarından Süleyman Esen’e ’yürü git kardeşim’ dediniz. Benim suçumu bana söylemek zorundasınız. Savcı ’ihsas-ı rey olur’ dedi. Benim tutukluluk halim ihsas-ı rey değil mi? Vicdanınızda Süleyman Esen’e nasıl yer açtınız da onu dışarı çıkarttınız? Bu iddianamede suçum yazılmamıştır. Adli yılın başlangıcında 26 yıllık gazeteci, namuslu bir insan olarak suçumu öğrenmek istiyorum."
Özkan, cezaevinde hazırlığını yaptığı yeni kitabını da bir dosya halinde mahkemeye sundu.
Salonda bulunan izleyiciler Tuncay Özkan’ı konuşmasını tamamlamasının ardından alkışladı. Başkan Şengün ile Tuncay Özkan arasında yaşanan tartışmanın ardından duruşmaya ara verildi.(aa)

 

 

Saat.12.45

KİMLİK TESPİTLERİ TAMAMLANDI



İkinci "Ergenekon" davasının bugünkü 3. duruşmasına katılan tutuklu ve tutuksuz sanıkların kimlik tespitleri tamamlandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasında, kimlik tespitlerinden önce söz alan tutuklu sanık Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar, müvekkilinin hastanedeki son haline ilişkin fotoğrafları mahkemeye sundu.
Fotoğrafların Ersöz’ün bundan sonraki duruşmalara da katılamayacağını ortaya koyduğunu savunan Dizdar, hastanenin de virüs nedeniyle müvekkilinin duruşmalara katılmasında sakınca olduğunu açıkladığını iddia etti. Dizdar, "Müvekkilimin hasta hasta ölümcül durumda yazdığı 17 sayfadan oluşan savunmasını okumak istiyorum" dedi.
Kimlik tespitlerine geçilen sanıklardan eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ferit Bernay, halen üniversitede öğretim üyesi olarak görev yaptığını, aylık gelirinin döner sermaye ile 6 bin TL olduğunu belirtti.
Tutuksuz sanık eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran da, üniversitede öğretim üyesi olarak görevine devam ettiğini ve aylık gelirinin 3 bin 500 TL olduğunu bildirdi.
Tutuksuz sanık eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz de, emekli maaşının 3 bin 500 lira civarında olduğunu kaydetti.
Eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Muhittin Erdal Şenel de, baba adının "Sabahattin" olduğunu söyledi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, kayıtlarda "Sabahaddin" olarak geçtiğini ve "t" harfinin "d" ile değiştirildiğinin görüldüğünü belirterek, "Sizin haberiniz yok mu?" diye sordu. Bu soruya Şenel, "Bilmiyorum, ama belki de değişmiştir" karşılığını verdi.
Hüseyin Buzoğlu, serbest avukatlık yaptığını ve aylık maaşının 3 bin lira olduğunu ifade ederek, "Birinci ’Ergenekon’ davasında sanık Ergün Poyraz’ın avukatıyım, üçüncü ’Ergenekon’ davasında ise Tuncer Kılınç’ın vekiliyim. Savunmadaki yerimi almak istiyorum. Savunmanın kutsallığına inanıyorum" diye konuştu. Mahkeme Başkanı Şengün, Buzoğlu’na sanık olduğunu ve yerinde oturması gerektiğini söyledi.
Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç da, Ankara Balgat’ta lojmanda oturduğunu ve 480 lira kira verdiğini, evli olduğunu ve 2 çocuğu bulunduğunu kaydetti. Harp Akademisinden mezun olduğunu anlatan Kılınç, 4 bin 500 lira emekli maaşı aldığını bildirdi.
Tutuklu sanık Hasan Ataman Yıldırım’ın kimlik tespiti sırasında "İki kızım var, ikisi de mühendis" demesi üzerine Başkan Şengün "Ne güzel" dedi.
Tutuksuz sanık Hüseyin Vural Vural da, emekli deniz kurmay kıdemli albay olduğunu, Uzak Doğu kaptanlığı yaptığını belirterek, "Nijerya’da korsanların saldırısına uğrayan geminin kaptanıydım" diye konuştu.
Tutuklu sanık eski Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek de, 6 çocuk sahibi ve ilkokul mezunu olduğunu belirterek, aylık gelirinin ne olduğu sorusunu "Sendikadan 9 bin lira alıyorum. 2-3 bin lira kira gelirim var, SSK’dan da 800 lira maaş alıyorum" diye yanıtladı.
Ayhan Atabek de, 4. sınıf emniyet müdürü, tutuklu sanık Serhat Kaynak ise emniyet amiri olduğunu kaydetti.
Tutuklu sanıklar Yaşar Oğuz Şahin, Kemalettin Balcı, Zerrar Atik, Murat Çavdar, Bülent Güngördü, Fahri Süslü, Mehmet Dalagan, Kenan Temur ve tutuksuz sanık Muhterem Balcı "polis memuru" olduğunu ifade ederken, tutuklu sanık Taylan Özgür Kırmızı üsteğmen, Muhammet Sarıkaya subay, Murat Eke, Ali Oktay Şahbaz ve İlhan Bulayır jandarma astsubay, Emre Baltacı, Cihan Arık, Onur Özdemir ve Melih Yüksel teğmen olduklarını bildirdiler.
Tutuksuz sanık Erdal Şahin de, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda kütüphaneci olarak çalıştığını belirtti. (aa)

 

 

 

 

SAAT 11.48

 

TUNCAY ÖZKAN ARASI

 

Duruşmada tutuklu sanıklarından Tuncay Özkan, söz aldı ve mahkemede hissetiği üzüntüyü hiçbir yerde hissetmediğini belirterek, "Ergenekon davası hukukun labirenti değildir. Bu iddianamenin neresini okuyup da suç bulacaksınız? Bulamayacaksınız. Adli yılın başlangıcında, 26 yıllık bir gazeteci, namuslu ve şerefli bir Türk vatandaşı olarak suçumu öğrenmek istiyorum. Şeyh müridi olan ve bombaları temin ettiği iddia edlen Süleyman Esen’i tahliye ediyorsunuz da Tuncay Özkan’ı niçin tutuyorsunuz, bunu açıklayın?" dedi.
Özkan’ın konuşmasının ardından salondan alkış sesleri yükselince Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, sanık yakınlarının dışında salonda bulunan diğer izleyicilerin çıkartılmasını istedi. Bunun üzerine Tuncay Özkan ayağa kalkarak izleyicilerin çıkartılmasına itiraz etti. Şengün, Tuncay Özkan ile sözlü yaşanan tartışma, salondaki görevli askerlerden Özkan’ı da salondan çıkartmalarını istedi. Salonda bulunan bazı avukatlar da Özkan’ın çıkartılmasına tepki gösterdi. Tuncay Özkan ile Başkan Şengün ve avukatlar arasında sözlü tartışmalar devam etti. Başkan Şengün, "Kimsenin tansiyonu yükseltmeye hakkı yok" dedi. Gerginlik yatışmayınca mahkeme başkanı Şengün durşmaya kısa bir ara verdi 
 

 

 

Saat 11.30
 
İBRAHİM ŞANİN’İN KİMLİK TESPİTİ YAPILAMADI
 
Üçüncü davayla birleştirilen ikinci "Ergenekon" davasının tutuklu sanıklarından eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in kimlik tespiti, işitme sorunu olduğu gerekçesiyle yapılamadı.
Kırmızı fuları ve elinde kalpağı ile duruşma salonundaki yerini alan tutuksuz sanık Yalçın Küçük, kimlik tespitinden önce Türk geleneklerine uygun olduğunu, TBMM’nin bile takılmasında sakınca görmediğini ve bir şapka olmadığını ifade ettiği kalpağı giymek istediğini söyledi.
Küçük, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’den "İzniniz olursa giyerek, size olan saygımı da ifade ederek konuşmak istiyorum. İzin verirseniz takacağım, olmazsa takmayacağım" dedi.
Şengün’ün "Giymezseniz daha uygun olur" demesi üzerine Küçük, kalpağını giymeden soruları yanıtlamaya başladı.
Yalçın Küçük, doğum tarihini soran Şengün’e "1938" diyerek yanıt verdi. Şengün’ün "kayıtlarda 01.07 geçiyor" demesi üzerine Küçük, "Çok doğru değil, benim kayıtlarım öyle değil" dedi.
Şu anda bekar sayıldığını, 2 çocuk babası ve üniversite mezunu olduğunu belirten Küçük, mesleğinin ne olduğunun sorulması üzerine elindeki 1959 tarihli Yeni Sabah Gazetesini de göstererek şöyle konuştu:
"İşte bu gazetede birinci sayfada yer alıyorum. 50 yıldır mahkemelerde huzura çıkarım. Birinci mesleğim savunma yapmaktır, yargılanmaktır. Zaman zaman bunları kitap haline getiririm. Onun dışında hapse girerim. Onun dışında zaman zaman üniversitede ders veririm."
Yalçın Küçük, aylık gelirinin ne olduğunun sorulması üzerine "Emekli maaşım var. Onun dışında çok iyi kazanan bir yazarım. Ama son zamanlarda mevcut siyasal iktidar yayınevime baskı yaptığı için eskisi kadar kazanamıyorum" diye konuştu.
 
 
 
-İBRAHİM ŞAHİN’İN İŞİTME SORUNU-
 
 
 
Tutuklu sanıklardan eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in kimlik tespitine sıra geldiğinde yanında oturan tutuklu sanık söz alarak, Şahin’in kulak rahatsızlığından dolayı duyamadığını, işitme cihazı da yanında olmadığı için yardımcı olmak istediğini söyledi.
Heyet Başkanı Şengün, Şahin’e avukatının yardımcı olmasını istedi.
İbrahim Şahin’in avukatı Rukiye Kibar’ın, müvekkili ile duymadığı için anlaşamadığını ifade etmesi üzerine Başkan Şengün, avukata "O zaman nasıl anlaşıyorsunuz? Yazarak mı?" sorusunu yöneltti. Kibar, yazarak anlaştıklarını kaydetti.
Daha sonra İbrahim Şahin, elindeki kağıtta yazılı olan kimlik bilgilerini okumaya başladı.
Başkan Şengün, Şahin’e "Konuşamıyor musun?", "Beni duymuyor musun?" sorularını yöneltti. Şahin ise duymadığını gösterir şekilde kağıdı okumaya devam etti.
Bunun üzerine Başkan Şengün, Şahin’e eliyle işaret ederek oturmasını istedi.(aa)
 
 
 
 
 

SAAT: 11.00

 

KİMLİK TESPİTİ YAPILIYOR

 

İSTANBUL - İkinci"Ergenekon" davasının 3. duruşması başladı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz KurumlarıYerleşkesi’nde oluşturulan salondaki duruşmaya, birleştirilen ikinci ve üçüncü davaların 53 tutuklu sanığından gazeteci Tuncay Özkan, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, eski Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek’in de aralarında bulunduğu49’u katıldı.
Tutuklu sanıklar Mehmet Haberal, Levent Ersöz, Fahri Kepek ve Fatih Hilmioğlu ise duruşmaya gelmedi.
Duruşmada, toplam 55 tutuksuz sanıktan emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Tuncer Kılınç ve Kemal Yavuz ile eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, gazeteci-yazar Yalçın Küçük, eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ferit Bernay ile eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran’ın da aralarında olduğu 32’si hazır bulundu.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, davaların birleştirilmesine ilişkin kararı okuduktan sonra sanıkların kimlik tespitlerine başladı. (aa)