İkizlere müdahalede 'risk' sorusu

İkizlere müdahalede 'risk' sorusu
İkizlere müdahalede 'risk' sorusu

Hatice Demet-Eren Buzpınar çiftinin sekiz yaşında bir oğulları vardı.

İkiz bebeklerinden biri Down Sendromlu olduğu saptanınca 'gelişimini sonlandırmak' için müdahale edilen kadın, daha sonra diğer bebeğiyle birlikte öldü. Profesör 'Komplikasyon' derken aile, doktoru kendilerine riskleri anlatmamakla suçluyor.
Haber: ENİS TAYMAN / Arşivi

Adana’da Hatice Demet Buzpınar, ikiz bebeklerinden Down Sendromlu olanın gelişimini sonlandırmak için yapılan tıbbi müdahaleden iki gün sonra öldü. 36 yaşındaki kadının ölümünün ardından aile , doktoru ilgisizlik ve yeterli bilgilendirme yapmamakla suçladı. Radikal, konu hakkında yaptığı araştırmada son dönemde hastanelerde yaygınlaştırılmaya çalışılan ve olası riskleri ayrıntılarıyla anlatan ‘aydınlatılmış onam’ formu konusunda uyuşmazlık bulunduğunu ortaya çıkardı.
Dış ticaret uzmanı Hatice Demet Buzpınar ile mühendis Eren Buzpınar çiftinin ikinci bebek beklentisi felaketle sonuçlandı. Hatice Demet Buzpınar ikiz bekliyordu. Ancak 4. aydan sonra yapılan testlerde bebeklerden birinin Down Sendromlu olduğu saptandı. Bu süreçte bebekler de 5.5 aylık oldu. Down Sendromlu bebeğin kalbine iğne yapılarak gelişiminin durdurulması kararlaştırıldı. Yasalar da böyle durumlarda 10 haftanın üzerindeki gebelikleri sonlandırma hakkı veriyordu.
Çukurova Üniversitesi öðretim üyesi Prof. Dr. Cüneyt Evrüke, operasyonu, üniversitenin özel statüde görev yaptığı Balcalý Hastanesi’nde 13 Şubat günü gerçekleştirdi. Ancak iki gün sonra diğer bebek ve anne de kötüleşti. Balcalı Hastanesi’nde 18 Şubat günü acil ameliyata alınan anne ve bebeği öldü. Aile suç duyurusu yaparken olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı.
‘Nadir de olsa görülür’

Başhekim Prof. Dr. Yeşim Taşova “Hasta ateş şikâyetiyle geliyor. Geldiği gün antibiyotik tedavisine başlanıyor. Bir gün sonra kanaması başlayınca gebeliğinin sonlandırılması için ameliyata alınıyor. Genel durumunun kötüleşmesi üzerine hasta yoğun bakıma alınıyor ancak kurtarılamıyor” dedi. Radikal’e konuşan Prof. Dr. Cüneyt Evrüke ise süreci şöyle anlattı:
“Down Sendromlu bebeğe müdahale yaptık. Müdahaleden sonra zaman içinde gelişen bir komplikasyon olduğunu düşünüyoruz. Bu tür işlemlerde nadir de olsa böyle bir komplikasyon olabilir. Müdahaleden önce aileye her seçeneği sundum. ‘Gebelik sürebilir; sonlandırılabilir. Hatta ikisi birden alınabilir’ dedim. İki gün düşündüler. Sonra aldırma kararı verdiler. Bu işlem riskli gebeliklerde hep yapılır. Ben de yaptım. İkiz bebeğe ise ilk kez uyguladım” dedi.
Kardeş: ‘Zarar vermez’ dedi 

Ancak, Hatice Buzpınar’ın kardeşi Mediha Erkan hem hastanenin hem Evrüke’nin açıklamalarını reddetti:
“Ateşlendikten sonra iki gün boyunca bir işlem yapılmadı. Bize ‘İdrar yolu enfeksiyonu var’ denildi. Cüneyt Bey, ablama bu işlemi yapacağını, ona zarar verilmeyeceğini söyledi. Cüneyt Bey ablama ‘Böyle doğacak, istiyorsan durdurabilirim. İçinde küçülecek. Doğumda onu da alacağım’ demiş. Fakat riski anlatmamış ablama.”
Mediha Erkan, Radikal’in sorusu üzerine aileye riskler konusunda detaylı bilgi verilmediğini ve olası sorunları önceden belirten ‘aydınlatılmış onam’ formu imzalamadıklarını da belirtti. Erkan şöyle konuştu:
“Ablama veya enişteme riskleri anlatan bir kâğıt verilmedi. Ameliyat esnasında rahimin alınmasıyla ilgili de sözlü onay verilmiş. Ondan önce de ‘Down Sendromlu çocuğumuzun kalbinin durdurulmasına izin veriyoruz’ diye bir kâğıt imzalatmışlar. ”
Prof. Dr. Cüneyt Evrüke ise ailenin aydınlatılmış onam formunu imzalaması konusunda bilgisi bulunmadığını belirterek, “Biz onlarla konuştuk. Her şeyi kendilerine anlattıktan sonra bu işlemi yaptık. Bilgilendirilmiş form konusunda hastaneye yattıktan sonra bunu kabul etmiş oluyor zaten. Kendi kendine kabul ederek bu işlem yapıldığında hastanın izni olmadan yapılabilir mi böyle bir işlem? Dosyaya bakınca göreceğiz” dedi.
Aydınlatıcı belge ihtiyacı
Tıp etiği uzmanı Yardımcı Doçent Dr. Esin Karlıkaya ise her tıbbi operasyonda ‘Bilgilendirilmiş olur’ veya ‘Aydınlatılmış onam’ belgesi adlı bilgilendirme formunun imzalatılması gerektiğini söyledi: “Burada yapılan girişimin adı, nasıl yapılması gerektiği, yapılmazsa ne olacağı, yapılmazsa zararları, mevcut komplikasyon riskleri yazılır. Bu operasyondan en az 24 saat önce yapılır. Bu hem hastayı hem hekimi korumak için en emin yoldur.”
Karlıkaya, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin şu an sadece ‘Yazılı rıza alınır’ hükmü olduğunu belirterek “Yönetmelik revize edilecek. En önemli değişiklik aydınlatılmış onam sürecine ilişkin olacak” dedi.