İlk dersleri geçinmek

Onlar İstanbul'da okumaya gelen birçok öğrenci gibi geçim derdine, kötü koşullara ve yaşam kavgasına hazırlıklı olduklarını sanıyorlardı.
Haber: AYŞEGÜL DİKENLİ / Arşivi

İSTANBUL - Onlar İstanbul'da okumaya gelen birçok öğrenci gibi geçim derdine, kötü koşullara ve yaşam kavgasına hazırlıklı olduklarını sanıyorlardı. Büyük bir şehirde öğrenci olarak yaşamanın zorluklarını da tahmin ediyorlardı.
Hatta ağabeyleri, ablaları onlara mezun olunca iş bulmanın kolay olmadığını da anlatmıştı. Hazır olduklarına eminlerdi. Ancak yanıldılar. Ailelerinin maddi ve manevi koruyuculuğundan ilk kez ayrılan üniversiteli öğrenciler için hayat umduklarından çok daha zordu ve gittikçe zorlaşıyordu. Ayda birkaç kez sinemaya gidebildikleri, ara sıra dergi alabildikleri,
günlük gazeteleri okuyabildikleri geçen yılları arayan öğrenciler, geleceğe dönük umutlarını da yitiriyor.
Her geçen gün daha zor
Ekonomik krizden etkilenen öğrenciler, tedbirler de geliştirmiş. Öğrenciler artık kitapların aslını değil, fotokopisini satın alıyor. Aynı evde yaşayanlar, bir kitabı ortaklaşa kullanıyor, bulgur, nohut gibi yiyeceklerini memleketten getirtiyor.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Özlem Kasa ve Aysel Kılıç'ın yaşadığı bir oda ve bir salondan oluşan küçük evde ekonomik kriz etkisini her geçen gün daha fazla hissettiriyor. Evde genellikle
makarna, patates ve yumurtayla karın doyuran, dışarıda simitle idare etmeye çalışan öğrenciler yine de en çok entelektüel
faaliyetlerden geri kaldıkları için üzülüyor.
Sekiz aydır sinema yok
İkinci sınıf öğrencisi Özlem Kasa, "Geçen yıl iki haftada bir sinemaya gidebiliyordum. Bu yıl mart ayından bu yana sinemaya gidemedim" diyor. Zar zor buldukları Kurtuluş'taki iki göz evlerinde şimdilik birkaç koltuk ve bir masadan başka bir şeyleri yok. Akrabalarından bir buzdolabı bulmuşlar ama nakliye parasını denkleştiremedikleri için evlerine getiremiyorlar.
İlkokuldan sonra eğitimine ara vermek zorunda kalan Kasa, ortaöğrenim ve liseyi dışardan bitirerek üniversiteli olabilmiş. 130 milyon lira kirası olan ev için 60 milyon ayıran Kasa, elektrik ve su masraflarıyla birlikte ailesinden gelen 150 milyonla yaşam mücadelesi veriyor.
Kasa, etkisini her geçen gün artıran ekonomik krizin yansımalarını şöyle anlatıyor: "Orta sınıf ailelerin çocukları olarak öğrenciliğin zorluklarını tahmin edebiliyordum. Ancak yaşanan ekonomik kriz umduğumdan çok daha zor bir yaşam sunuyor. Bir üniversite öğrencisi olduğumuzu hissedecek asgari koşullara bile sahip değiliz.
İletişim Fakültesi'nde okuyan bir öğrenci olarak günde birkaç gazete okumamız gerekirken bir tane bile alamıyoruz. Çünkü her harcamayı hesaplamak zorundayız. Burslar
için çok başarılı olmamızı bekliyorlar. Oysa biz anketörlük, stat hostesliği, tezgâhtarlık
gibi işleri yapmaktan derse devam edemiyoruz."
Bir de harç zammı
Kasa'yla aynı evi paylaşan Aysel Kılıç da her ay ailesinin gönderdiği kısıtlı parayla yaşamaya çalışıyor. Kılıç'ın en çok eleştirdiği nokta, ailesinin geliri her geçen gün gerilerken, harçlara yüzde 60 zam gelmesi. Kılıç, şöyle dert yanıyor:
"Beş kardeşiz. Babam şoför. Benim gibi üniversitede okuyan başka bir kardeşim daha var. Diğerleri de okula gidiyor. Onların gönderdikleri parayla geçinmeye çalışıyorum. Onlar daha fazla kazanmadığına göre harçlara neden yüzde 60 zam yapıldı? Burda mantık yok."
Eyvah kış geliyor!
Kılıç'ı yaklaşan kış da korkutuyor. Soba ve kömür parasının hesabını şimdiden yapmaya başlayan Kılıç, "Yıllarca üniversiteye girebilmek için çalıştık. Bizden çok yüksek puanlar istediler. Bunu yaptık.
Ancak üniversiteli olmak sadece bir binaya girip, dersleri dinlemekten ibaret değil. Gerçi biz onu da yapamıyoruz. Başımızı sokacağımız bir okulumuz da yok. Kitap ve gazete okuyamayan, sinemaya gidemeyen, tek derdi kirayı vermek ve karnını doyurmak olan öğrencilerin iyi bir eğitim görmesi mümkün değil" diye konuşuyor.
'Yiyecek çalan da var'
Hatay'dan büyük umutlarla gelen Dilek Ataönder İstanbul' da öğrenci olmanın yükünü omuzlarında taşıyan öğrencilerden biri. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan ağabeyiyle aynı evi paylaşan Ataönder, şunları söylüyor:
"Maddi durumu bizden çok daha kötü öğrenciler var. Bazı arkadaşlarımız marketten yiyecek çalmayı meslek haline getirdi. Zaman zaman yakalanıyorlar. Ancak bunu yapmaya mecburlar. Bu ekonomik krizde ailelerin gönderdiği para yeterli olmuyor. Bazı arkadaşlarımız giyeceklerini bile mağazalardan çalmak zorunda kalıyor."