'İmar rantı reddedilmeli'

'İmar rantı reddedilmeli'
'İmar rantı reddedilmeli'
Mimar Turgut Cansever'in anıldığı sempozyumda konuşan kızı mimar Emine Öğün "Şehirlerin kurtuluşu imar rantının reddedilmesi ile mümkündür" dedi.

RADİKAL- Marmara Belediyeler Birliği (MBB) Şehir Politikaları Merkezi, Bilge Mimar Turgut Cansever Sempozyumu düzenledi. İstanbul Deniz Müzesi’ndeki sempozyuma Cansever’in kızı, mimar Emine Öğün’ün yanı sıra, öğrencilerinden, Artuklu Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Halil İbrahim Düzenli, Türkiye ’de İslamcılık denince ilk akla gelen isimlerden Prof. Dr. İsmail Kara, gazeteci yazar Mustafa Armağan, Beşir Ayvazoğlu, Mustafa Armağan, Korhan Gümüş gibi çok sayıda akademisyen katıldı.

Turgut Cansever'e ait mimari eserlere ilişkin bir serginin de yer aldığı, üç oturumdan oluşan sempozyumun açış konuşmasını yapan MBB Genel Sekreteri Cemil Arslan, “Turgut Cansever; yapabilme kudretine sahip olup iyi işler yapamayanlar ile işlerini iyi yapamayanlar için bir vicdan sızısıdır" dedi.

'MARMARA ÇEVRESİNDE SANTRAL ÇILGINLIKTIR'

Aslan’ın konuşmasından sonra söz alan 1975 yılında MBB’yi kuran, kurucu başkan 82 yaşındaki Ahmet Enön, gençlere “Türkiye’de siyasetin, sosyal hayatın önüne geçmesine izin vermeyin” çağrış yaptı. Gelecek 50 yıllık dönemde Türkiye’nin en önemli sorunun su olacağına dikkat çeken Enön “Belki o kadar da uzun bir zaman değil; 25 – 30 yıl sonra parmağınızı ıslatacak su bulamayacaksınız. Bunun için gerekli adımları atın” dedi. Enön, Marmara Denizi çevresine termik santraller kurulmaya çalışıldığına da dikkat çekerek “Bu bir çılgınlıktır” dedi. 

Açış konuşmalarının ardından Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Kara, sempozyumun açış sunumunu yaptı. Kara, Cansever’in ümit ve aşk içinde emaneti gerçek sahibine teslim ettiğini söyledi. O'nu en iyi anlatan kelimenin ümit olduğunu vurgulayan Prof. Kara, “Hayatı mücadele ile geçen, yapamadıkları (yaptırılmayanlar) yaptıklarından fazla olan Cansever ümitten hiç kopmadı. Sık sık 'Ümitsizlik kafire yaraşır' derdi. Dünyayı güzelleştireceğinden, dünyanın sorunlarını sırtında taşıyabileceğinden emin bir hayat yaşadı. Hepimize yetecek kadar büyük bir 'ümit kapısı' araladı" dedi.

İlk oturum Korkut Tuna'nın moderatörlüğünde, Beşir Ayvazoğlu'nun "Cansever'in Düşüncesinde Estetik" sunumuyla başladı. Ayvazoğlu, Cansever'in 'tutumlu şehir' konusunda verdiği bir röportajdan demeç paylaştı. Ayvazoğlu, demece atıfta bulunarak, şunları söyledi:  “Asıl vazifesinin dünyayı güzelleştirmek olduğuna inanan Cansever, insanı kurban etmemek için yeri geldiğinde modern hayatın dayatmalarının ya da kolaylıklarının mesela otomobilin kurban edilebileceğini düşünüyordu. Modern yaşam insana eşref-i mahlûkat olduğunu unutturabiliyordu.”

 "Turgut Cansever Düşüncesinde Kubbeyi Yere Koymamak" başlıklı konuşmasında Mustafa Armağan, Cansever'i "Heybesinde hep bir düşünce barutu taşırdı. Hiçbir sohbet tıkanmazdı. O bir şey ait olduğu yerde değilse orada adalet yerine zulüm olduğuna inanırdı. O, mimaride tevhid anlayışını benimsedi. Tevhid, İslamiyet’te Allah’ın birliğini sembolize eder. Cansever de İslam mimarisinin bir bütünlük içinde olması gerektiğin düşünürdü" sözleriyle tanımladı. Armağan, “Osmanlı ve İslam’ın getirdiği ilkeler öldürüldü. Eğer, Cansever gibi insanları gerçek manada anlayamazsak kaybeden biz olacağız” dedi.

Murat Şentürk ise Cansever'in aydın eleştirisi ile sorduğu sorulara diğer aydınlardan ayrışarak toplumsal değerler etrafında cevaplar aradığını vurguladı. Cansever'in şehrin zaman içinde şekillenen bir davranışlar bütünü olduğuna inandığını, piyasanın bir unsuru olmasına karşı çıktığını belirtti.

İkinci oturum, İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Alim Arlı yönetiminde başladı. Cansever'in Beyazıd Meydanı Düzenlemesi'nin tamamı uygulanmadığı için haksız eleştirilere maruz kaldığını hatırlatan mimar Aykut Köksal,  Cansever'in fikriyatında üslup meselesini irdelemek üzere sözü Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Yusuf Civelek’e bıraktı. Civelek, Cansever’in üslup arayışının zıtlıkların çözümüyle ilgili bir arayış olduğunu söyledi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Dr. Tansel Kormaz ise Cansever ve Sedad Hakkı Eldem'in modernite karşısında daha derin bir varoluşu sorguladıklarına dikkat çekti.

ABD'NİN MİMAR MODELİNİ ÖRNEK ALMALIYIZ...

Sempozyumun son oturumun konu başlığı ise “Turgut Cansever Vizyonundan 21. Yüzyıl Türkiye Şehirleri”ydi. Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Bozlağan'nın moderatörlüğünü yaptığı oturumda Turgut Cansever’in öğrencilerinden Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Halil İbrahim Düzenli, yaptığı sunumda ABD ve Avrupa’dan “Bahçe Şehir” örnekleri vererek Türkiye’deki modellerle karşılaştırdı. Düzenli “Biz Batı meraklısıyız. Alacaksak Batı’nın, ABD’nin yerleşim modelini alalım. ABD’de 23.4 milyon konut var. Bu konutların % 79’u müstakil, % 21’i ise apartman dairesi. Bir diğer dikkat çekici özellik ise bu konutların %80’i ahşap. Neden bunu model almıyoruz?” diye sordu. Yazar ve Mimar Korhan Gümüş de, Cansever'in piyasa ve iktidar ağından bağımsız olduğunun altını çizerek onun düşünmeyen, sadece çizen mimar kavramına direndiğini belirterek, "İnsanın en büyük hikmeti şehir kurma hikmetidir" sözünü hatırlattı. Düzenli, şunları söyledi: 

“Cansever hayattayken gök kubbede sadece hoş bir seda bırakmadı, bize çok değerli eserler bıraktı. Bakara suresindeki 'Doğu da Allah’ındır, Batı da Allah’ındır. Her nereye dönerseniz Allah oradadır’ mealinde bir ayeti kerimeden yola çıkarak Doğu ve Batı ayrımı yapmamıştır.”

 

TOPLUM TOPRAĞI RANTA ÇEVİRME TELAŞINDA...

 

Sempozyumun son konuşmacısı ise Turgut Cansever’in kızı, mimar Emin Öğün oldu. “İçinde yaşadığımız dünya çok çirkin ve aldığımız kararlarla her gün daha da cehennemi bir hal alıyor” diyerek söze başlayan Öğün, toplumun, su ve hava gibi yaşam için olmazsa olmaz olan toprağı para ile alıp satan, ranta dönüştüren bir yapıya dönüştüğünü söyledi. 

Turgut Cansever’in sık sık “Bilginin olmadığı yerde doğru yapma ihtimali sıfır, yanlış yapma ihtimali sonsuzdur”  derdi diyen Emine Öğün, şunları söylerdi:  “Yaşanabilir şehirler oluşturmanın yolu siyasi çekişmeleri ve kısa vadeli projeleri bir yana bırakmaktan geçiyor. İmar rantını reddetmeden sağlıklı şehirler kuramayız. Ülkenin, bölgeler arasında gerekli dengelerin kurulduğu planlı büyümesi hedeflenmeli, büyük şehirlerin decantralizasyonu mutlaka sağlanmalı. Toplumun tüm paydaşlarının katılımı ile uzun vadeli, bütüncül yaklaşımlarla, az ile yetinen kar odaklı olmayan hedefler koymalıyız ve bunu mutlaka başarmalıyız.”